ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ

Bugünün bilimi fiziksel – biyolojik sistemlerimizin kimyasal – elektriksel doğasını onayladı. Ancak, daha geniş bir idrak ile, biz karbon, kimyasallar ve elektriksel potansiyellerden daha fazla bir şeyleriz! Bizim doğamız ayrıca elektromanyetiktir. Elektromanyetizmi boyutlararası bir fenomen olarak biliyoruz.

BİZLER IŞIK VARLIKLARIZ.

Elektromanyetik varlıklar olarak, bizler hem görünür hem de görünmez ışığı içeren elektromanyetik spektrumun parçasıyız. “Kuantum fiziği” olarak adlandırılan bilim dalından, ışığın elektromanyetik alanın temeli olduğunu biliyoruz. Işık fotonu, bu alanın en küçük quanta’sıdır ve o aynı zamanda elektromanyetik alanın partikülleri arasındaki iletişimi sağlayan mesajcıdır. Bundan dolayı, bizim ışık varlıklar olduğumuz çok açıktır; karbon – kimyasal – elektriksel ve ışık varlıklar.

1800 lü yıllarda, hekimler şifa için elektrik enerjisini kullanarak deneyler yaptılar. Bu deneylerin sonuçları tatmin edici olmaktan uzaktı. Elektriği iletmek için kullanılan elektrotlar çoğu zaman deriyi yakıyordu. Elektrik yüklerinin yönlendirilmesi zor olduğu için, sağlıklı organlar etkileniyordu. Bu elektriksel işlemler uygun değildi, çünkü tekamül planında bu tip şifa için hazır değildik; bunun yerine varlığımızın kimyasal yönüne odaklanmaya devam etmeliydik.

Yol boyunca büyük ölçüde geliştik ve bedene birçok şekilde yardım etmek için ilaçlar geliştirdik. Şüphesiz, bugün kullanımımıza hazır sayısız tıbbi mucizeler var. Ancak, tekamül eden varlıklar olarak, varlığımızın elektriksel doğasına doğru daha çok hareket ediyoruz, yaklaşıyoruz ve bu gelişimi yansıtan şifa kaynakları arıyoruz: homeopati, şifalı otlar, doğal ilaçlar, canlı titreşimsel özler ve hücresel yapıyı ve DNA’yı etkileyen yeni destekleyiciler.

Spiritüel – elektriksel doğamıza ulaşmak ve onu ifade etmek için daha büyük bir yetenek geliştiriyoruz. Varlığımızın kimyasal ve elektriksel yönlerini bütünlerken, bedenlerimizi iyileştirmek için elektriksel/enerji yöntemlerini kullanmayı öğreniyoruz. Doktorlar nörolojik dengesizlikleri ve diğer koşulları tedavi etmek için elektrik ve elektromanyetizm ile çalışmaya başlıyorlar. Ama şifa işleminde kendi rolümüzü anlama, bulmacanın güçlü bir parçası olarak kalıyor.

Modern fizik maddenin, atomaltı seviyede, madde ve enerji arasında inip çıktığı bir realitede olduğunu bize öğretti. Özünde, bilim şimdi her şeyin, her yerin farklı titreşimlerdeki enerji olduğunu kabul ediyor. İnsan bedeni farklı değildir, o da enerjidir. Son yirmi otuz yıldır, bilim bedenin enerjisini ölçmeye dahil oldu. Enerji merkezleri (veya çakra sistemi) gibi, bilinçliliğin ezoterik metaforları olarak düşünülen şeylerin çoğu şimdi modern bilimsel araştırıcılar tarafından bulunuyor ve haritalanıyor. Bilim, şimdi fiziksel bedeni kuşatan ve ona nüfuz eden çoğunlukla görünmez olan enerji bedenlerini veya alanlarını keşfediyor.

Realitenin bir sonraki daha yüksek seviyesinde organize olmuş alan, daima realitenin “akan” katmanı içindeki ifadesi için hizmet gören gerekli modelleri taşır. Buna bir örnek, fiziksel maddeyi göz önüne almaktır. Fiziksel madde, fiziksel parçacıkların organize olmuş bir ifadesidir.

Bu organizasyona elektromanyetik alan vasıtası ile rehberlik edilir. Elektromanyetik alan olmadan, plan veya mavikopya olmazdı ve sonuç olarak 3 boyutlu realitenin inşası mümkün olmazdı. Elektromanyetik alan içinde modelleri değiştirmek, fiziksel realitenin değiştirilmiş bir ifadesini yaratır.

Işığın ve elektromanyetik alanların 5 nci boyutun yansımaları ve titreşimleri olduğunu söyleyebiliriz. Işık ve elektromanyetik alanlar daha yüksek boyutsal bilginin şifrelerini taşırlar.

Işık ve elektromanyetik alanın her ikisi de, fiziksel realitedeki maddenin organizasyonunu ve ifadesini etkiler.

Işık kodlanmış modellenmiş yaşam enerjisinin aracı taşıyıcısıdır!

Bizim enerjilerimiz uzay – zamanın dışından kaynaklanır! Madde ışığın değişmiş ifadesidir ve ışık, uzay – zamanın dışında var olur.

Işık varoluştaki her bir parçacık ile sürekli iletişimdedir. Işık elektromanyetik alanın habercisidir. Işık bizden akmaya devam eder. Işık hücrelerimizin özü içinde ve DNA’dadır. DNA, bu ışık akışı ile uyumlanır ve düzeltilir!

İnsan bedeni DNA içinden fotonlar – biyofotonlar yayar. Elektromanyetik alan ne kadar fazla yüklü ise, bu bilgi değişimi o kadar aktif olur! Bu, bize genişleyen farkındalığımızı sağlayan bizim gelişen/tekamül eden elektromanyetik alan yapılarımızdan türetilen/çıkan bilgidir.

DNA sadece mavikopyaların taşıyıcısı değildir, ayrıca DNA ışık ve elektrik iletiminde önemli bir rol oynar. Elektrik iletimi direnç olmadan bağdaşık bir işlem olarak işlerken, bu süperiletkenlik olarak adlandırılır. DNA ışık enerjisinin süperiletkenidir!

Işık DNA sarmalı içinde bir enerji kaynağı olarak depolanır. Hücreler özel frekanstaki ışık emisyonları vasıtası ile iletişim kurar. Işık bilgi taşıyıcısıdır.

Biz ışık tarafından enerjilendiriliriz. Bu akışa engel olunmamalı! Bu akışın engellenmesi insan varlıklar olarak deneyimlediğimiz çoklu hastalıklar/rahatsızlıklar ile sonuçlanır. Birçok faktörlerin akışı engellemeye katkısı olabilir. Akışı düzeltmek sistemimiz içindeki doğal, normal, sağlıklı işlemleri restore eder ve bunları olanaklı kılar. Akışın artırılması içsel potansiyellerimizin gelişmesi ile sonuçlanır! İçsel sistemlerimiz direnç olmadan süperiletkenlik esası üzerinde işler.

Bu büyük şok ile, bilim dünyası titreşimsel tıp araştırmalarına büyük ölçüde girdi. Üniversiteler sesle, renkle ve enerji ile şifayı araştırmaya başladı. Enerji araştırması manyetik alanlardan holistik şifacılara kadar her şeyi kapsıyor. Bu araştırma birçok şifacılarda, harmonikler prensibi nedeni ile enerjisel şifanın çalıştığı inancını üretti. Müzikte, bir piyanoda tek bir nota çalındığında, bu nota, onun altındaki ve üstündeki armonik oktavların notaları ile rezonansa girer. Başka deyişle, bir seviyedeki titreşimdeki bir değişim diğer seviyelerde de değişim yaratır.

Ezoterik bilim kişinin çeşitli enerji seviyelerini etkileyerek fiziksel seviyede değişim meydan geldiğini uzun zamandır kabul etmekte. Çoğu kişi bilimin bunu henüz yakaladığını hissediyor. Enerjisel seviyelerde çalışan EMF Dengeleme Tekniği®, Reiki, Reconnecting Healing™ vs gibi tedaviler, şifa verilen kişinin hem altındaki hem üstündeki seviyelerin çoğunda değişim yaratır. Bu, enerji türlerinin fiziksel bedenin ötesini iyileştirme yeteneğinin nedenidir.

Enerji Her Şeydir

Bedenimiz kendini iyileştirecek şekilde tasarlanmıştır. Bir bedenin sağlığını koruma ve hastalığı yenme yeteneği aslında doğanın en çok göze çarpan başarılarından biridir. Ama bizler, sistematik olarak bu doğal kapasiteye engel oluşturan bir dünyada yaşıyoruz ve eğer sağlığımızı gerçekten iyileştirmek istiyorsak bu konuya şuurlu bir şekilde yaklaşmamız gerekiyor.

Bizler gezegenimizin elektromanyetik, yerçekimsel ve nükleer alanları içinde dünyaya geldik. Güneşin hayat veren ışınları altında büyüdük. Enerji sistemlerimiz, örneğin bedenimizin enerji yolları olan meridyenlerimiz ve bedenimizin enerji merkezleri olan çakralarımız elektromanyetik enerji ve ışık yayarlar. Ölçmeyi başarabildiğimizden daha süptil olan enerjiler hem içimizde hem de etrafımızda bulunmaktadır.

Enerji aslında her şeydir. Madde de donmuş enerjidir. Muhtemelen, Einstein’ın da inandığı gibi, sadece tek bir enerji, “birleşik bir alan” var, ama öyleyse bunun sayısız yüzleri de olmalı.

Kendi kaynaklarında bu enerjiler birleşiktir (bütün haldedir). Başlangıçtan beri var olan bu enerjinin bütününden, varlığımızın içindeki tüm sonraki elektromanyetik potansiyelleri türetiriz. Canlı madde bedenler olarak, biz tüm varoluşun geri plandaki dokusu ile – hiperuzayın boşluğu, ayrıca Kozmik Kafes olarak bilinir – açık enerjisel alış verişteyiz.

Bir çok kültürde, fiziksel bedeni destekleyen, şekillendiren ve hareket ettiren bir süptil enerji matrisi vardır; buna Çin’de “ki” veya “çi”, Hindistan’da veya Tibet’te “prana” Yahudi kabalistik geleneğinde “yesod”, Japonya’da “ki”, Sufilikte “Baraka” adı verilmektedir.

Yaşam gücü (Ki) bütün hayatı saran ve akan süptil bir enerjidir. Canlı varlıkları sağlıklı ve diri tutar. Eğer Ki yok edilir veya zayıflatılırsa, o varlık ölür. Ki’nin süptil enerji sistemindeki sağlıklı akışı olumsuz etkilenirse, hastalıklar ortaya çıkar. Bu enerji her yerde mevcuttur, yaşam tarzına ve desteklediği hayata göre çok geniş bir titreşimi vardır. Ki, maddesel ve ruhsal dünyada canlı veya cansız, var olan her şey için gerekli olan bir enerjidir. Ki’nin insanların aura ve çakralarında farklı titreşimleri vardır.

Kullanılan yöntem ne olursa olsun, bütün şifa yöntemleri negatif Ki’yi, kişinin bedeninden, oluşturmuş olduğu olumsuz düşünce ve duygularla birlikte uzaklaştırır.

CHİ (Kİ) REALİTEYİ DEĞİŞTİRİR

Örneğin, bir örnekte bir Qigong Üstadından birkaç kilometre uzaklıktaki bir lazer ışığını etkilemesi istendi. Onun etkisi ile, lazerin yoğunluğu yüzde on kadar dalgalandı.


Ellerden yayılan Ki ile diğer gösterilerde aşağıdakiler mümkün oldu:

· Sıvı kristallerin moleküler kompozisyonunu değiştirir

· Kristal bazlı saatin zamanını değiştirir

· Çeşitli sıvı solüsyonlarının kimyasal kompozisyonlarını değiştirir

· Kızıl ötesi/infrared bir hücredeki gazların kompozisyonunu değiştirir

· DNA & RNA nın yapısını ve karakteristiklerini değiştirir

· Suyun yapısını değiştirir

Qigong ‘ta bilimsel araştırma üzerine bir makalesinde, Dr. Yan Xin, Ki ile ilgili aşağıdaki sonuçlara ulaştı:

· Ki gözlenebilir ve ölçülebilir

· Ki hem madde hem de enerjinin özelliklerini gösterir

· Ki bilgi taşıyabilir

· Ki insan düşüncesi ve duyguları tarafından etkilenebilir

Ki tüm canlı ve canlı – olmayan şeylerle ilgili olarak tanımlanır – yani her şey Ki’ye sahiptir. Ayrıca, Ki bizim dört temel kuvvetimiz ile ilgilidir – elektromanyetik, yerçekimsel, güç, ve zayıf nükleer kuvvetler. Ancak, Ki ayrıca bu dört temel kuvvet tarafından açıklanamayan enerjiler ve fenomen ile birleşiktir.


ENERJI ÇALIŞMASI RUHSAL BİR ÇALIŞMADIR

Hastalık ve şifa ruhun yolculuğunda ara istasyonlardır. Bununla beraber ruh, anlaşılması kolay bir kavram değildir ve geleneksel tıp, ruhla ilgili konuları kendi anlayışına sokmaya bile güçlükle yanaşmaktadır.

Ruh, varlığımızın en süptil enerjilerinin kaynağıdır. Yine de, bu süptil enerji, hücrelerimizden benlik anlayışımıza kadar hakkımızda her şeye form verir. Eğer ruh, genelde tanımlandığı gibi, her yana yayılmış, zeki yaratılış enerjisi ise, can da onun kişisel düzeydeki tezahürüdür. Ruh ve can, varoluşumuzun kavranılamaz, canlı sırlarıdır. Bununla beraber onları derin düşünme, şifa veya mistik deneyim yollarıyla doğrudan deneyimleyebiliriz.

Einstein, bilgelerin binlerce yıldır öğrettiklerini fizikle gösterdi: Maddi dünyamızdaki her şey – canlı ya da cansız – enerjiden meydana gelmiştir ve her şey enerji yayar... Ve sözlerini şöyle bitirdi : ******* sürekli gelişen, dinamik doğası ancak başka bir boyuttaki daha üstün bir rehber zekanın çalışması olarak anlaşılabilir.

Güneşten ve Dünyadan gelen enerjiler bedeninizdeki bütün hücrelere nüfuz eder ve bunlar enerji bedeninizi şekillendirirler. Bunun ardından enerji bedeniniz de başlı başına, kendi kendini düzenleyen bir evren, bedeniniz ve çevreniz üstünde etki yapabilecek bir güç haline gelir. Enerji bedeniniz, sürekli olarak etrafındaki enerjilerle karşılıklı etkileşim halindedir ve sizi ısıtmak için, serinletmek için, aktifleştirmek için, sakinleştirmek için, bir yenileme ve canlandırma döngüsü kurmak için enerjilerini hareket halinde tutar. Bu mükemmel simyada, enerjiler inşa olunur, depolanır, harcanır, dönüştürülür, uyumlandırılır ve dengelenir.

Enerji hekimliğinde de denge çok önemli bir kavramdır. Tüm sistemler enerjisel bir dengeye, içsel bir stabilite haline ve diğer enerjilerle uyum haline doğru hareket ederler. Aynı zamanda, harcanan her bir çaba ve çevreyle olan her etkileşim bu dengeyi bozacaktır. Bizler her zaman dengeye doğru hareket etmekle birlikte yaşarken ve büyürken onu sürekli bozarız.

Bedeninizin enerji sistemlerinden biri kronik olarak dengesini yitirdiğinde ya da birkaç sistem birbiriyle uyumlu çalışamaz hale geldiğinde bedeninizin işleyişi de bozulacaktır. Enerji bedeniniz her zaman, dengesini yenilemek için kendisine uygun olan enerjileri kendisine çekmektedir. Bedenimizin onu en iyi şekilde besleyen ve koruyan enerjisel dengelerini muhafaza etme konusunda belki de tüm geçmişinde ilk defa bu kadar zorlanmasının nedeni, son derece çeşitli psikolojik stresler yaşamamız, kirli hava solumamız, işlenmiş yiyecekler yememiz ve yapay elektromanyetik enerjiyle kuşatılmamız gibi modern hayatın bazı gerçekleri olabilmektedir.

SÜPTİL ENERJİLERİ ÖLÇMEK

Son yıllarda bilim adamları süptil enerji terimini, önceden tanımlanmamış olan ama çevrede ve bedende mevcut olup zeki olduğu da belli olan güçleri tanımlamak için kullanmaya başladılar. Dua edilen kişiye şifa ileten bir güç olan dua ve bir hastanın semptomlarını geçiren bir güç ileten bir şifacının elleri, aslında “süptil enerji” iletmekten başka bir şey yapmaz.

Elektromanyetik spektrumun dışında varolduğuna inanılan süptil enerjiler, yakın zamana kadar en duyarlı bilimsel araçları bile atlatan bir alanda iş görürler. Şimdiyse, en azından süptil enerjilerin daha yoğun elektromanyetik karşılığına hassas olan cihazlar mevcuttur. Örneğin ellere ve ayaklara bağlanan elektrotlar, her bir meridyenden ve onun beslediği iç organdan geçen enerji akışını ölçebilmektedir. İyon akışında veya çakralardan yayılan ışıklarda ölçülen değişiklikler, meditasyondan, akupunkturdan, ve enerji ile şifa tedavilerinden sonra meydana gelen enerjisel değişimlere tekabül ederler. Böyle cihazla hastalıkları bile önceden tahmin edebilirler. Örneğin, meridyen aktivitesindeki değişimler, saatler, günler ve bazen haftalar sonra meydana gelecek olan fiziksel değişimleri bile tahmin etmektedirler.

Bunların yanında düşünce de süptil enerji yayar. William Tiller ve meslektaşları Stanford Üniversitesi’nde elektron aktivitesini kaydeden bir gaz boşaltma jeneratörü ürettiler ve yalnızca zihinsel odaklanmayla insanların jeneratördeki elektron aktivitesini artırabildiğini gördüler. Princeton Üniversitesi Mühendislik Fak. kökenli olan bağımsız çalışmalar da düşüncelerin süptil enerjileri etkilediğini öne sürmektedir. Süptil enerjiler düşüncelerden ve niyetlerden etkilenir ve mekana bağlı değildirler.

Bilinçlilik elektromanyetik alanların saklı alanıyla etkileşir ve onu etkiler. Dr. Valerie Hunt insan enerji alanının uyarılara beyinden önce tepki verdiğini bulmuştur.

Bedeniniz son derece karmaşık, mükemmel bir biçimde eşgüdümlenmiş ve eşi benzeri olmayan çağıldayan bir enerji sistemleri kaynağıdır. Kendine özgü bir enerji taşıyan yalnızca insanlar değildir ; her hücre, her organ ve bedenin her sistemi de kendine özgü bir enerjiye sahiptir.

Hastalık, fiziksel semptomlar olarak tezahür etmeden önce enerjilerinizde ortaya çıkar.

Enerji bedeniniz fiziksel bedeninizin süptil bir suretidir ve maruz kaldığı çeşitli etkilere yanıt verme kapasitesi fiziksel bedeninizden daha yüksektir. Enerji beden fiziksel bedenin sağlığının bir kopyasını taşıdığı için enerji hekimliğinin odak noktasıdır. Enerji bedeninizi etkileyen tedaviler, tüm sisteminizde yankılanır.

Etrafımızdaki enerjiler içimizdeki enerjileri de etkiler.

İnsanların enerjilerinin başkalarına olan etkisi üzerinde bilimsel çalışmalar yapıldı. Bir insanın kalbinin ürettiği enerji, deriye bağlanan elektrotlar aracılığı ile bir elektrokardiyogram ile ölçüldüğünde görüldüğü gibi, bir başkasının kalp aktivitesi ve beyin dalgaları üzerinde etki sahibidir. İki insan fiziksel temas halindeyken etki en güçlü seviyesine varır ama insanlar birbirlerinden bir metre uzakta dururken etki yine görülebilir.

Etrafınızdaki enerjiler size yardımcı olabileceği gibi zarar da verebilir. Buna kanıt olarak hayvanların bulunduğu bir atmosferde şifanın daha kolay yapılması verilebilir. Diğer yandan yüksek yoğunluklu elektromanyetik alanlara fazla maruz kalmak Alzheimer hastalığında, depresyon, intihar, lösemi hastalıklarında ve kan, beyin, kolon, prostat, sinir sistemi, lenf sistemi, akciğer ve göğüs kanserlerinde artışa neden olmaktadır.

Enerjileriniz ritmik ve berrak olduğu zaman sağlığınızı desteklerler. Bir kişinin elektrokardiyogramındaki dalga modelleri ne kadar tutarlıysa sinir, hormon ve bağışıklık sisteminin fonksiyonları da o kadar verimlidir. Bir pilot çalışmada tutarlı bir elektrokardiyogram sinyali, büyüme hızı yavaşlatılmış olan kültür ortamındaki kanser hücreleriyle ve daha hızlı büyüme hızına sahip olan sağlıklı hücrelerle uyumlandırılmıştı. Şifa seansları sırasında şifacının ve hastanın beyin dalgaları da bir tutarlılık ve senkronizasyon durumuna girerek, tek bir enerji alanına dönüşür. Bu birlik halinin hastanın kanındaki hemoglobin seviyesini artırdığı, ağrının şiddetini azalttığı, endişe oranını düşürdüğü ve yaraları daha hızlı iyileştirdiği görülmüştür.

Öncelikle, insan enerji anatomisi kavramını anlamak önemlidir. Onun varlığı fiziğin elektromanyetik yasalarıyla anlaşılabilir. Fiziksel anatominin bir çok sistemden – kas, iskelet ve endokrin vs. – oluşması gibi, enerji anatomisinin de bir çok sistemden oluştuğunu şimdi biliyoruz. Bunlardan biri çakra sistemidir, eski spiritüel ve metafiziksel bilgilerden iyi tanınır. Zihinsel, eterik ve duygusal bedenler ayrıca insan enerji anatomisindeki sistemlerdir, çoğu modern spiritüel düşünürler tarafından dökümante edilmiştir.



alıntıdır