Bir bayram günü Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) evinden çıkmış, mescide gidiyordu. Yolda bayram sevinci içinde oynayan çocuklara rastladı.
Hepsi bayramlık yeni elbiseler giymiş, sevinç içinde sağa sola koşuyorlardı. İçlerinde zayıf ve çelimsiz bir çocuk vardı. Eski ve yırtık elbiseleri içinde mahzun bir şekilde bir kenara çekilmiş, neşe ve sevinç içinde oynayan çocuklara bakıyordu.
Resulullah {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu çocuğa:
- “Yavrum! Niye arkadaşlarınla gülüp oynamıyorsun da bir kenara çekilmiş böyle duruyorsun ?" buyurdu.
Çocuk, Resulullah {Sallallahü Aleyhi ve Sellem)ı tanıyamamıştı. Dedi ki:
- ‘Ben hem öksüzüm, hem de yetimim. Babam, şehit oldu. Annem başka biriyle evlendi.’
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) çocuğun şefkatle elinden tuttu. Sevgisiyle saçlarını okşadı.
- “Yavrum! Benim, baban; (Hazreti) Aişe’nin annen, torunlarım (Hazreti) Hasan ile (Hazreti) Hüseyin ’in de kardeşin olmasını ister misin?”
Yetim yavru, karşısındaki Zat’ın şefkat dolu, nur yüzlü insanın Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) olduğunu anlayınca sevinçle dedi ki:
- ‘Ya Resulallah, nasıl istemem!’
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) çocuğun elinden tutarak evine götürdü. Yedirip içirip yeni elbiseler giydirdi. Çocuklar onu tanıyıp etrafına toplandılar. Durumundaki değişikliği görüp:
- ‘Nedir şendeki bu hal?’ diye sordular.
Yetim çocuk, başından geçenleri anlattı. Diğer çocuklar, bu yetim yavrunun Resulullah {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) tarafından evlatlığa alındığını duyunca:
- ‘Keşke bizim babalanmız da, o savaşta şehit düşselerdi de, bizi de Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) evlatlığa alsaydı’ dediler.
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vefat ettikten sonra bu çocuk sokağa çıktı; üzüntüsünden başına topraklar saçmaya başladı ve:
- ‘Ben asıl şimdi garip ve yetim oldum’ dedi. Onu gören Hazreti Ebubekir (Radıyallahü Anh), alıp bağrın bastı.