Doğru
Doğru
Toplam 5 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 5 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Ninovayı Terkediş

  1. #1

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart Ninovayı Terkediş

    Doğru
    Yûnus aleyhisselâm, otuztüç yıl boyunca Allah'ın emrini tebliğ ettiği hâlde, kendisine sadece iki kişi imân etmişti...
    Bu kavmin yola geleceğinden ümidini keserek, Ninova şehrini ve bu âsi insanları terketme- ye karar verdi...
    Şehri terketmeden önce, Ninovalılara pek yakında büyük bir azâba uğrayacaklarını söyledi. Ninovalıların büyük bir kısmı. Yûnus aleyhisselâmın sözlerinin doğruluğundan şüpheleri olmayan kimselerdi. Ama yine de bu kötü inatlarından vazgeçmediler...

    Ve hazreti Yûnus, bir gün Ninova'yı terketti...
    Bu terkediş, yüce Rabbimizin emriyle vuku bulan bir "kavminden kopuş" değildi. Ancak, hâşâ yüce Rabbimize bir isyân da değildi. Ninovalıla- rın, otuzüç yıl boyunca küfürlerinde direnmeleri sonucu, hazreti Yûnusun ümitsizliğe kapılarak, kavminden küsmesiydi...
    Bu bir isyân değildi ama, bir "zelle" yani hata idi. Çünkü, hiç bir peygamberin, Cenâb-ı Allah'ın kavminden ayrılmasına izin vermeden önce bulunduğu yerden ayrıldığı görülmemiştir...
    Yûnus aleyhisselâm, kavmi hidâyete gelmediği hâlde azâb gecikince, bir an için kapıldığı ümitsizliğin etkisiyle şehri terketmişti... Ve böylelikle, hiç bir peygamberin yapmadığını yapmıştı...

    Yûnus aleyhisselâm, Ninova'dan ayrıldıktan kısa bir süre sonra, bu kavim üzerinde azâb alâmetleri kendini göstermeye başladı...
    İnsanların yüzleri sapsarı kesti, benizleri soldu... Havada garip hâller görülmeye başladı. Rüzgâr dindi, kuşların cıvıltısı kesildi, hayvanlar garip bir şekilde bir yerlere kaçışıp gizlendiler...
    İnsanlar, bu sükûnet içinde nefes almakta bile zorluk çekiyorlardı. Birden gökyüzü karardı. Kapkara bir bulut şehrin üzerine abandı. Gündüz gözüne hava karardıkça karardı?..

    Yûnus aleyhisselâmın sözlerinin her zaman doğruluğunu bilenler;
    "İşte, Yûnus'un söylediği azâb bizi buluyor... O hiç bir zaman yalan söylemezdi..."
    dediler.
    İnsanlar, büyük bir korkuya kapılarak ne yapacaklarını şaşırdılar. Büyük bir panik içinde feryâd etmeye başladılar. Rivayete göre, içlerinden yaşlı bir zât, onları toplayarak dedi ki:
    "Siz Yûnus'u arayın. Eğer o aranızdaysa, gazâb sizi bulmaz. Ama eğer gitmişse, felâketiniz geldi demektir..."
    Bunun üzerine Yûnus aleyhisselâmı her yerde aradılar ama bulamadılar. Çünkü o şehri çoktan terketmişti bile...

    Korkudan ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Yine o yaşlı zâtın fikrine müracaat ettiler. O da, "Gidin şu tepeye çıkın. Yûnus'un Allahına yalvarın. Tövbe ederek Ondan yardım ve merhamet isteyin" dedi. Ninovalılar, şehre yakın olan o tepeye çıktılar. Ağlayıp, yüce Rabbimizden kendilerine merhamet etmesi için duâ edip yalvardılar...
    O yaşlı zât da; bu insanlara önderlik ederek:

  2. #2

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    "Yarabbi!.." diye yalvardı. “Biz büyük bir hata ettik. Tek ve sonsuz kudret sahibi olan Allah Şensin... Bizi affet. Bu azabını üstümüzden zâil eyle... Eğer gönderdiğin peygamberi bulursak. Senin emir ve yasaklarını ondan öğrenip, yalnız Sana kulluk edeceğiz..."
    Üzerinde iki gün, iki gece insanların ağlaşarak tövbe edip, Allah a yalvardıkları bu tepeye, sonradan "Tövbe Tepesi" dendiği de rivayetler arasındadır...

    Yüce Rabbimiz, o ana kadar ve ondan sonra, azâb anı geldikten itibaren hiçbir kavmin tevbe- sini kabul etmemiştir. Peygamberlerinin tebliğlerine uymayan, gösterdiği mûcizelere sihir gözüyle bakan ve azâb geleceği son anda korku ile imân edenlerin hiç biri kurtulmamış, hepsi helâk olmuşlardır... Nûh, Lût, Salih aleyhisselâm hazretlerinin kavimleri de son anda gerçeği görmüş, ama kurtulamamışlardı. Tıpkı hazreti Musa'yı takip ederken Kızıldenizde boğulan Firavunun son anda secdeye kapanıp inanması gibi...

  3. #3

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Fakat, yüce Rabbimiz, rünovalılar'a merhamet ederek, azâb bulutunu üzerlerinden çekti...
    Bu konu, Kur an-ı Kerim de meâlen şöyle zikredilmektedir:
    "Azabımız geldiği vakit imân edip de, bu imânı kendilerine fayda vermiş bir memleket halkı olsaydı yai.. Ancak, Yûnusun kavmi müstesnâdır ki; bunlar imân edince, kendile- riden dünya hayatındaki rüsvaylık azâbını uzaklaştırdık. Ve onlan bir zaman daha yaşatıp faydalandırdık..." (Yûnus sûresi, âyet 98)
    Yüce Rabbimiz, insanlık tarihi boyunca bir defaya mahsus olmak üzere, azâb anı gelip çattıktan sonra korkuya kapılarak tövbe eden Ninova halkının üzerinden bu azâbını zâil etmiştir...

  4. #4

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Şüphesiz ki, bunda da yüce Rabbimizin büyük bir hikmeti gizlidir. Belki de, kendilerini başsız ve mürşidsiz bırakarak terkeden peygamberleri, bir süre daha sabretmiş olsaydı, bu kavim imâna gelebilirdi. Belki de, başsız ve mürşidsiz kalan bu kavme yüce Rabbimizin sonsuz merhametinden bir himmet ulaşmış olmaktadır. Şüphesiz her şeyi bilen ve yönlendiren Cenâb-ı Allah'tır...
    Allah gazâbı ve azâbının üstlerinden zâil olmasıyla birlikte, bu insanlar hemen sapıklığa düşmediler. Her yerde Yûnus aleyhisselâmı aramaya başladılar. Maksatları, kendilerini son anda bu büyük azâbdan kurtaran yüce Rabbimizin kurtuluş yolunu öğrenmek ve bu yol üzerine âmel etmekti. Ancak bir türlü hazreti Yûnus a ulaşamadılar...

  5. #5

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Ninovalıların, azâb gelip çatınca, korkuya kapılarak şu şekilde duâ ettikleri rivayet edilir:
    "Yarabbi!.. Biz büyük bir günah işleyip. Senin yolundan saptık... Ey merhametlilerin en merhametlisi Allah!.. Sen bize yakışan ile değil. Senin yüce şanına yakışan ile bizlere merhamet et..."
    Azâb alâmetleri görüldüğü anda ve ondan sonraki günlerde de, Hinova halkı birbirleriyle helâllaştılar. Borçlarını ödeyip, başkalarının kendilerinde olan haklarını teslim ettiler.
    Tövbeleri ve duâları hâlis bir niyet içindeydi. Yüce Rabbimiz de, bu ihlâslı teslimiyetleri yüzünden kendilerini bağışlamıştır...

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •