Doğru
Doğru
Toplam 6 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 6 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Ninovaya Dönüş

  1. #1

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart Ninovaya Dönüş

    Doğru
    Yûnus aleyhisselâm, yüce Rabbimizin merhametiyle balık karnından çıkıp, ıssız bir sahile vurunca, "Şecer-i Yaktin" diye geçen bir bitkiyi ona barınak etti. Bu bitki O nu hem yakıcı güneşten, hem haşerattan korurken, hem de meyvelerinden gıdalandırmıştı...
    Bir rivâyete göre de, hazreti Yûnus a, her gün dişi bir dağ keçisi geliyor. O nu emzirerek doyuruyordu...
    Bir müddet o sahilde kalıp, iyice kendine geldikten sonra, Allah'a olan şükür borcunu daha çok tekrarlayarak, sürekli tövbe eden hazreti Yûnus, artık eski gücünü toplamıştı...
    Bir gün, kendisini gölgeleyip barındıran bitkinin yapraklarının kurumakta olduğunu gördü. Çok üzüldü... Mahzunlaştı...
    Bunun üzerine yüce Rabbimiz vahy ile buyurdu ki:
    "Ey Yûnus!.. Bir ağacın kuruması seni neden bu kadar üzdü?.. O, sadece bir ağaç... Halbuki, benim yüzbinden fazla kulumu yal- mz ve mürşidsiz bıraktın. Onların helâk olacağını hiç düşünüp de üzüldün mü?.. Ya onlar tövbe etmeselerdi?.."

    Yûnus aleyhisselâm, büyük bir mahcubiyet ve üzüntüyle secdeye kapandı. Ağlayarak yüce Rabbimizden af diledi...
    Cenâb-ı Allah, hazreti Yûnus a, tekrar kavmine dönerek, onları irşada devam etmesini emretti...
    Yûnus aleyhisselâm, oradan yola çıkarak Nino- va'ya yürüdü...
    Şehrin yakınlarında kavminden bir çobana rastladı. Çoban onu tanımamıştı. Hazreti Yûnus, kavmi hakkında bilgi almak için çobana ne hâlde olduklarını sordu. Çoban:
    "Yûnus bizi bırakıp gitti. Üzerimize belâ bulutu geldi. Hepimiz O nu aradık ama bulamadık. Tövbe ettik, ağlaştık. Allah da bizim üzerimizden bu musibeti defetti... Ancak, biz Allah'a nasıl ibâdet edeceğimizi bilemiyoruz. Peygamberimiz de bizi rerketti. Şaşkın bir haldeyiz. Arıyoruz ama. Yûnus yok ortalarda..."
    Yûnus aleyhisselâm, bu sâf delikanlının cümlelerinden o kadar etkilendi ki, gözyaşlarını tutamadı. Ona dedi ki:
    "Ey çoban!.. Var git kavmime de ki; peygamberiniz Yûnus geldi... Ben Yûnus um..."
    Çoban, önce inanamadı. Sonra da boynunu büktü:
    "Ey Yûnus!” dedi. "Bilirsin ki, Ninova'da yalan söyleyenin cezası ölümdür. Bana inanmazlar. Yalan söylediğimi sanıp öldürürler. Bana bir işaret, bir delil verirsen giderim..."

    Hazreti Yûnus, elindeki değneği çobana uzattı. Sonra da koyunlar arasından alaca bir koyun göstererek dedi ki:
    "İşte sana delil... İnanmazlarsa bunlan şahit göster..."
    Çoban, yine de tam anlayamamıştı. Ama buna rağmen emre uydu, değneği aldı, alaca koyunu önüne katarak şehre doğru hızla uzaklaştı. Giderken de, o gelinceye kadar sürüsüne sâhip olmasını tembih etti.
    Çoban, Ninova'ya gelip, insanların toplu oldukları bir yerde durdu. Sonra da onlara seslendi:

  2. #2

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    "Ey Ninova halkı!.. Peygamberimiz Yûnus geldi... Şehrin dışında sizi bekliyor...”
    Kalabalık dalgalandı. Bu çoban ne saçmalıyordu? Yûnus u her yerde aramış, ama bulamamışlardı. İleri gelenlerden biri dedi ki:
    "Bak çoban!.. Yalan söylüyorsan cezan ölümdür... Ne ile bu sözünü ispat edeceksin?.."
    Çoban, biraz şaşırdı, korktu. Sonra da mâsum bir edâyla:
    "Bana inanmazsanız işte bu koyunla şu değnek şahittir..."
    Kimi öfkelendi, kimi kendini tutamayıp kahkaha attı. Ama bu durum çok uzun sürmedi. Koyun dile geldi:
    "Ey Ninovalılar" dedi. "Yûnus aleyhisselâmın geldiğine ben de şâhidim. Bu çoban doğruyu söyler..."
    Değnekten bir ses duyuldu:

  3. #3

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    "Ben de şehâdet ederim ki, Allah elçisi Yû*nus şehrin dışındadır. Üstelik, ta Dicle kıyı- sından beri bana yaslanarak yürümüştür..."
    Bu mucize karşısında donup kaldılar. Sonra da kendilerine gelip, çobanla birlikte Yûnus aley- hisselâmın bulunduğu yere gittiler...
    Kavuşma çok coşkulu oldu. Azâb alâmeti gel*meden önce Yûnus aleyhisselâma imân etme*yip, O nu üzen Ninovalılar, şimdi ellerine ayakla*rına kapanarak af diliyor, Allah yolunu öğretmesi için yalvarıyorlardı...
    Büyük bir saygı ve muhabbetle O nu alıp şeh*re getirdiler...
    Hazreti Yûnus, kavmini ölünceye kadar irşâd etti, onlara Allah'ın emir ve yasaklarını öğretti...

  4. #4

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Ninovalılar, hazreti Yûnus yaşadığı sürece O na itaat edip, Allah'ın emirlerine riâyet ettiler. Çünkü, başlarına gelen bu azabın alâmetleri bile onları perişan etmiş ve Yûnus aleyhisselâmın tebliğ edeceği emir ve yasaklara amâde hâle ge*tirmişti. Şüphesiz ki, bu durum, yüce Rabbimizin Yûnus aleyhisselâma uyguladığı ağır imtihandan sonraki lûtfuydu...
    Ninovalıların bu hidâyeti çok uzun sürmedi.
    Hazreti Yûnus un vefâtından sonra yine azgınlar*dan oldular. Yüce Rabbimiz de, yine onları cezâ- landırdı. Pers istilâsına uğrayan Âsurluların sonu geldi. Tarihten silinip giderken, perişan ve helâk oldular... Perslerin istilâsı, bir katliâma döndü. Ölümleri çok acı ve ibret doluydu...

  5. #5

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Yûnus aleyhisselâm; otuz yaşında peygamber oldu. Otuzüç yıl boyunca kavmini irşâd etmeye çalıştı. Ancak bu süre zarfında kendisine inanan*ların sayısı sadece iki kişi ile sınırlı kaldı...
    Bu duruma çok üzülen Yûnus aleyhisselâm, hiç bir peygamberin düşmediği bir hataya düşe*rek, yüce Rabbimizce kavminden ayrılması em- redilmediği hâlde Ninova'yı terketti.
    Şüphesiz ki, bu yüce Rabbimize bir isyan de*ğildi. Kavmine karşı kırgınlığı ve küskünlüğüydü. Bu bir "zelle" yani hata idi. Bu hatasının cezâsını da, balık karnına girerek büyük bir imtihân ile çekti...
    Bundan çıkaracağımız büyük dersler vardır. Hele kuruyan kabak bitkisine üzüldüğü anda Yûnus a vahyedilen Allah emri ne büyük bir ibret*tir... Cenâb-ı Allah, münkir ve müşrik kullarına bile ne kadar büyük bir merhâmet göstermekte*dir...

  6. #6

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    "Yüce Rabbimizin kullarına olan şefkati, bir ananın evlâdına olan şefkatinden daha fazladır" buyruğunun anlamına ulaşanlara ne mutlu... Böyle yüce bir merhamete sâhip olan Cenâb-ı Allah'ın rahmetine sığınarak, O nun sayı*sız nimet ve lütûflarına erenler ne bahtiyâr kim*selerdir. Rabbim, bizi o bahtiyâr kullarından ey*lesin...
    Yûnus aleyhisselâm, balık karnından çıktıktan sonra geldiği Ninova'da, kavmini yirmi yıl irşâd ettikten sonra, seksenüç yaşında vefât etti. O ci*varda defnedildiği belirtilmektedir...

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •