Beraat Gecesi Amelleri

1) Bu mübarek geceyi ibadetle geçirmek herkesin kalbinin öleceği yani telaştan kelime-i şehâdet okumayı bile unutacağı günde insanın imanını kurtarmasına vesile olur.

Nitekim ‛Amr ibni Osman ibni Kesîr ibni Dînar (Radıyallâhu Anhüm)‘dan rivayete göre Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Her kim şa‛bânın yarı (on beşinci) gecesi ile iki bayram gecelerini (ibadette) kıyamla geçirirse, kalplerin öldüğü günde onun kalbi ölmez.”
(Ahmed ibni Hicâzî, Tuhfetü’l-ihvan, sh:51; Safûrî, Nüzhetü’l-mecâlis, 1/143; Ali el-Muttakî, Kenzü’l-ummâl, no:24107, 8/548)
Hadîs-i şerifte geçen “Kıyam” tabirinden, lügat anlamındaki “Ayakta durma” manası kastedilmemiş, ancak ibadet ve taatta geçirme mefhumu murat edilmiştir.
“Kalbi ölmez” ifade-i nevebiyyesine, ulemâ birkaç türlü mana vermiştir.

a) Başka bir hadîs-i şerifte dünya ehlinden “Ölüler” diye bahsedilmesinden yola çıkanlar buraya: “Dünya sevgisiyle kalbi ölmez, bu yüzden hiçbir şey onu âhireti kazanmaya çalışmaktan engelleyemez” manası vermişlerdir.

b) Bazısı ise: “Ne canı çıkarken, ne kabirde, ne de kıyâmette kalbi şaşkınlığa düşüp de imanını kaybetmez” demişlerdir.
Hadîs-i şeriflerde geçen “İhy┠ve “Kıyam” tabirlerinin ne şekilde yerine getirileceği hususunda âlimler birkaç vecih açıklamışlardır:

a) Kıyamın en üstün şekli namazla olur ki, bu gece kılınacak yüz rekatlık “Salâtü’l-hayr” bunun en üstün şeklini teşkil etmektedir ki bu namaz, bu geceyle alakalı namazlar bahsinde açıklanacaktır.

b) Kur’ân-ı Kerîm tilaveti ki, özellikle Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in her gece okuduğu veya teşvik buyurduğu sûreler okunarak bu gece en mükemmel bir şekilde ihya edilebilir ki bunlar Secde Sûresi, Mülk Sûresi, Yâsîn-i Şerîf, Vâkı‛a Sûresi ve Duhan Sûresi’dir ki bu sûre bu gecenin faziletinden bahsettiği için bu gece okunması çok münasiptir, hadîs-i şerifte bu sûreyi bir gece içinde okuyana yetmiş bin meleğin istiğfar edeceği ve sabaha mağfûren yani affedilmiş halde çıkacağı bildirilmiştir. Ayrıca en azından Haşr Sûresi’nin sonu yani Lev enzelnâ ve Bakara Sûresi’nin sonu yani Âmenerrasûlü asla ihmal edilmemelidir.

2) Bu gece namaz kılmak en faziletli amellerdendir. Bu gece kılınacak namazların en mühimi Ali (Radıyallâhu Anh)’dan rivayet edilen 100 rekatlık namazdır. Nitekim Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ona şöyle buyurmuştur: “Ey Ali! Her kim şa‛bânın yarı (on beşinci) gecesinde yüz rekat kılar, her rekatta bir Fâtiha ve on İhlâs okursa, ey Ali hangi bir kul bu namazları kılarsa Allâh-u Te‛âlâ onun için o gece istediği her hâceti (isteği) yerine getirir.” Bunun üzerine: “Yâ Rasûlullâh! Eğer Allâh-u Te‛âlâ onu şakî (imansız ölecek bir bedbaht olarak) yazdıysa, sa‛îd (imanlı ölecek bahtiyar) kuluna çevirir mi?” diye sorulunca: “Ey Ali! Beni hakla gönderen Allâh-u Te‛âlâ’ya yemin ederim ki Levh-i Mahfûz’da: ‘Felan oğlu felan şakî olarak yaratıldı ama Allâh-u Te‛âlâ bu hükmü sildi ve onu sa‛îde döndürdü’ diye yazılmıştır” buyurdu.
(Demek ki ezelî ilimde onun tevbe edeceği bilindiğinden, muallak <askıdaki> kazâda yazılan şekâvet silinip, mübrem <değişmeyecek kesin> karardaki saadet hükmü yerini bulur.)
Allâh-u Te‛âlâ bu (namazı kılan) kuluna yetmiş bin melek gönderir ki bir dahaki sene başına kadar onun sevaplarını yazarlar, günahlarını silerler ve derecelerini yükseltirler. Allâh-u Te‛âlâ ‛Adn cennetlerine yedi yüz yetmiş bin melek gönderir. O melekler onun için şehirler ve köşkler bina ederler, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, ağaçlar dikerler.

Bu cennetlerin bir benzeri, kullardan hiçbirinin kalbinden bile geçemez ki her bir cennette size tarifte bulunduğum şehirler, köşkler ve ağaçlar doludur. Eğer bu kişi bir dahaki seneye kadar ölürse şehit olarak ölür.
Allâh-u Te‛âlâ ona o gece okuduğu İhlâs Sûresi’nin her bir harfine mukābil yetmiş bin hûrî verir ki her bir hûrînin bir erkek, bir de dişi hizmetçisi bulunur. Ayrıca ona yetmiş bin ğılman, yetmiş bin vildan (genç köleler, hizmetçiler), yetmiş bin kethudâ (ciddî iş takipçisi) ve yetmiş bin hâcib (kapıcı) verir. O gece İhlâs okuyan herkese, yetmiş şehit sevâbı yazılır. Daha önce kıldığı ve daha sonra kılacağı tüm namazlar kabûl edilir.
Anne babası cehennemde bile olsalar onlara dua ederse onlar da (sağlıklarında) Allâh-u Te‛âlâ’ya hiçbir şeyi şirk koşmamışlarsa, Allâh-u Te‛âlâ onları cehennemden çıkarır da böylece onlar cennete girerler.
Beni hak peygamber gönderen Allâh-u Te‛âlâ’ya yemin ederim ki bu kişi cennetteki makamını Allâh-u Te‛âlâ’nın yarattığı şekliyle görmedikçe yahut ona gösterilmedikçe dünyadan çıkmaz.
Beni hak peygamber gönderene kasem olsun ki Allâh-u Te‛âlâ gece ve gündüzün yirmi dört saatinin her bir saatinde ona yetmiş bin melek gönderir ki ona selam verirler, onunla musâfaha ederler ve Sûr’a üfürülünceye kadar ona dua ederler. Kıyâmet günü en kıymetli ebrar meleklerle haşr olur.

Allâh-u Te‛âlâ yazıcı meleklere: ‘Üzerinden sene geçinceye kadar bu kuluma hiçbir günah yazmayın ve onun için sevaplar yazın’ diye emir buyurur.
Her kim namazı ve âhiret yurdunu niyet ederek bu namazı kılarsa, Allâh-u Te‛âlâ ona o gece kendi katından büyük bir nasip verir.
Allâh-u Te‛âlâ ona rüyasında otuzu kendisini cennetle müjdeleyen, otuzu ona cehennem azâbından eman veren, otuzu onu hata yapmasın diye koruyan, onu da (ondan dünyanın belalarını uzaklaştıran ve) kendisine düşmanlık edenlere tuzak kuran (ve ondan şeytanın hilelerini uzaklaştıran) yüz melek göndermedikçe dünyadan çıkmaz.”
(Ğazâlî, İhyâü ulûmi’d-dîn, 1/203; Zebîdî, İthâfü’s sâde, 3/425; Abdülkādir el-Geylanî, el-Ğunye, 1/348-349; İsmâ‛îl Hakkî, Rûhu’l-beyan, 8/403; Muhammed Hakkî, Hazînetü’l-esrâr, sh:68)
İmâm-ı Ğazâlî ve Abdülkādir el-Geylânî (Rahimehumellâh)’ın beyanlarına göre bu namaz rivayet edilen faziletli namazlardandır. Selef-i sâlihîn bu namazı kılar ve buna: “Salâtü-l hayr (hayır namazı)” ismini verirlerdi ve çoğu kere bu namazı cemaatle kılarlardı.
Hasen-i Basrî (Radıyallâhu Anh)‘ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in ashabından otuz tanesi bana: ‘Bu gece bu namazı kılana Allâh-u Te‛âlâ yetmiş kere nazar (tecellî) buyurur ve her bir nazarıyla yetmiş hâcetini görür ki bunların en ufağı günahlarının bağışlanmasıdır’ diye anlattılar.” (Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtü’l-kulûb, 1/62)
Kişi dilerse on rekatta yüz İhlâs’la da bu namazı kılabilir.

Zebîdî (Rahimehullâh)‘ın beyânı vechile; bu namazdan maksat İhlâs-ı Şerîf’in bin kere okunmasıdır ki bu şekilde eda edilse de yeterli olur. Zünnûn-u Mısrî Hazretleri’nden rivayet olunduğuna göre: “Beraat gecesi her kim on iki rekat kılar da, Fâtiha’dan sonra elli kere İhlas Sûresi okursa yüz rekatın sevabını alır.” (Muhammed ibni Hatîrüddîn, el-Cevâhiru’l-hams, sh:58-59)
Buna gücü yetmeyenler yine Ali ibni Ebî Tâlib (Radıyallâhu Anh)’dan nakledilen şu namazı mutlaka kılsınlar ki, kendisi şöyle anlatmıştır:
“Şa‛bânın yarı gecesi Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)‘in kalkıp on dört rekat namaz kıldığını gördüm. Namazdan sonra oturup on dört kere Fâtiha, on dört kere Felak, on dört kere Nas Sûrelerini, bir kere de Tevbe Sûresi’nin son iki âyet-i kerîmesini:

لَقَدْ جَائَكُمْ رَسُولٌ مِنْ أَنْفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَحِيمٌ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
"Legad câekum resûlun min enfusikum azîz, aleyhi mâ anittum harîsun aleykum bil mu’minîne raûfun rahîm.Fe in tevellev fe gul hasbiyallâhu, lâ ilâhe illâ hûve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm"

‘(Ey insanlar!) Andolsun ki elbette muhakkak size (meleklerden ve cinlerden değil de, anlaşıp uymanız kolay olsun diye) kendi nefislerinizden (sizin gibi bir beşer) olan pek değerli bir Rasûl gelmiştir ki, sıkıntıya uğramanız ona çok ağırdır, siz(in iman etmenize ve tüm işlerinizin yoluna girmesin)e karşı harîstir (çok düşkündür) ve inananlara karşı çok esirgeyicidir, pek merhametlidir (acıyıcıdır)! (Habîbim! Sen kendileri hakkında bu kadar büyük bir nimetken) eğer (hâlâ) onlar (sana iman etmekten) yüz çevirirlerse, sen: ‘(Sizin inkâr ve eziyetlerinize karşı) bana kâfî gelecek (yetecek) ancak Allâh’tır! O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur! Ben (O’ndan gayri kimseye umut bağlamam ve kimseden korkmam, zira ben) ancak O’na tevekkül ettim. O (azametini Allâh-u Te’âlâ’dan başka kimsenin bilemeyeceği kadar) çok büyük olan Arş’ın Rabbi de ancak O’dur!’ de’ (Tevbe Sûresi:128-129) âyet-i kerîmelerini okudu.
Okumasını bitirince kendisine, yaptığını gördüğüm amelinden sordum, bunun üzerine Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): ‘Her kim benim yaptığımı yaparsa, kendisi için yirmi makbul hac ve yirmi sene makbul oruç sevâbı verilir. Eğer o gün oruca niyet sabahlarsa, geçmiş ve gelecek birer sene olmak üzere iki senenin orucu gibi olur’ buyurdular.”
(Beyhakî, Şu‛abu’l-îmân, no:3559, 5/366; Cûzekānî, Süyûtî, el-Le’âli’l-masnû‛a, 2/60; ed-Dürrü’l-Mensûr, 13/ 260-261; Zebîdî, İthâfü’s-sâdeti’l-müttakîn, 3/426)
Farkındaysanız bu namazda okunacak sûreler tayin edilmemiştir, yüz rekatı kılamayan bâri bu 14 rekatı kılsın, peşine okunacakları okusun, 100 rekatı kılanlar da 14 rekatı bitirdiklerinde bu okunacakları okuyarak bu faziletleri kazansınlar, sonra 100 rekata devam etsinler. Bunu da yapamayanlar bâri her rekatta 10 İhlâs okuyarak 12 rekat kılsınlar, böyle kılanların da ömrüne bereket verilir, günahları mağfiret olunur.
4) Bu mübarek gecede mutlaka şu vazifeyi yapalım; 6 rekat kılıp, 3 Yâsin-i Şerîf okuyup, peşine vârid olan mühim bir duayı da 10 kere okuyalım.
Akşamdan sonra kılınacak bu namaz yatsıdan sonra da kılınabilir. 10 kere okunacak duayı Arapça bilmeyen Türkçe manasıyla da okuyabilir. İmâm-ı Zebîdî ve Şeyh Ahmed Dîrebî gibi birçok âlim ve fâzıl meşâyıh (Kaddesallâhu Esrârahüm) hazarâtı bu gecenin ihyâsı hakkında şu beyanda bulunmuşlardır: Allâh dostları içerisinde halefin seleften tevârüs (verâset yoluyla nakl)ettiğine göre;
Her kim Beraat gecesi şu sayılanları yaparsa, o gece yaptığı bütün istekler kendisine verilerek murâdı hâsıl olur:
a) Akşam namazından sonra her rekatta bir Fâtiha ve altı İhlas Sûresi okuyarak altı rekat kılar,
b) Her iki rekatın selâmından sonra birer Yâsîn-i Şerîf okur,
Birincisinde ömrüne berekete niyet eder.
İkincisinde rızkına bereket ve belâları def etmeye niyet eder.
Üçüncüsünde ise insanlardan istiğnâ (muhtaç olmama) ve husn-ü hâtime (imanla biten güzel bir sona erişme)ye niyet eder.

c) En sonunda “Beraat gecesi duası” diye meşhur olan şu duayı on kere okur.

“إِلٰهِى جُودُكَ دَلَّنِى عَلَيْكَ وَإِحْسَانُكَ أَوْصَلَنِى اِلَيْكَ وَكَرَمُكَ قَرَّبَنِى لَدَيْكَ أَشْكُو إِلَيْكَ مَا لاَ يَخْفَى عَلَيْكَ وَأَسْأَلُكَ مَا لاَ يَعْسُرُ عَلَيْكَ إِذْ عِلْمُكَ بِحَالِى يَكْفِى عَنْ سُؤَالِى يَا مُفَرِّجُ عَنْ كَرْبِ الْمَكْرُوبِينَ فَرِّجْ عَنِّى مَا أَنَا فِيهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّ وَكَذَلِكَ نُنْجِى الْمُؤْمِنِينَ اَللَّهُمَّ يَا ذَا الْمَنِّ وَلاَ يُمَنُّ عَلَيْهِ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَاْلإِكْرَامِ وَيَا ذَا الطَّوْلِ وَاْلإِنْعَامِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ظَهْرُ اللاَّجِينَ وَجَارُ الْمُسْتَجِيرِينَ وَمَأْمَنُ الْخَائِفِينَ اَللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ كَتَبْتَنِى عِنْدَكَ فِى أُمِّ الْكِتَابِ شَقِيًّا أَوْ مَحْرُومًا أَوْ مَطْرُودًا أَوْ مُقْتَرًا عَلَيَّ فِى الرِّزْقِ فَامْحُ اللَّهُمَّ بِفَضْلِكَ شَقَاوَتِى وَحِرْمَانِى وَطَرْدِى وَإِقْتَارَ رِزْقِى وَأَثْبِتْنِى عِنْدَكَ فِى أُمِّ الْكِتَابِ سَعِيدًا مَرْزُوقًا مُوَفَّقًا لِلْخَيْرَاتِ فَإِنَّكَ قُلْتَ وَقَوْلُكَ الْحَقُّ فِى كِتَابِكَ الْمُنْـزَلِ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّكَ الْمُرْسَلِ: “يَمْحُو اللّٰهُ مَا يَشَاءُ وَيُثْبِتُ وَعِنْدَهُ أُمُّ الْكِتَابِ” إِلَهِى بِالتَّجَلِّى اْلأَعْظَمِ فِى لَيْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَهْرِ شَعْبَانَ الْمُكَرَّمِ الَّتِى يُفْرَقُ فِيهَا كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ وَيُبْرَمُ أَنْ تَكْشِفَ عَنَّا مِنَ الْبَلاَءِ مَا نَعْلَمُ وَمَا لاَ نَعْلَمُ وَمَا أَنْتَ بِهِ أَعْلَمُ إِنَّكَ أَنْتَ اْلأَعَزُّ اْلأَكْرَمُ وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ النَّبِيِّ اْلأُمِّيِّ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ. آمِينَ!”

Duanın Okunuşu

ilahi cudike delleni aleyke ve ihsanüke evsaleni ileyke ve keramüke garrabeni ledeyke eşkü ileyke ma la yahfa aleyke ve eselüke ma la yeasuru aleyke iz ılmüke bihali yekfi an suali ya müferricü an kerbil mekrubine ferric anni ma ene fihi la ilahe illa ente subhaneke inni küntü minezzalimin festecebna lehü ve necceynahü minel ğammi Ve kezalike nüncil mü'minin Allahumme ya zel menni vela yumennu aleyhi ya zel celali vel ikram ya zet tavli vel inam la ilahe illa ente zahrul laciine ve carul müstecirine ve ma'menul haifin Allahumme in kunte ketebteni indeke fi ummil kitabi şegıyyen ev mahrumen ev matruden ev mugatteren aleyye fir rızgı femhullahümme bi fadlike şegaveti ve hırmani ve tardi ve igtare rızgı ve esbitni ındeke fi ummil kitabi saiden ve merzugan ve müveffegan lil hayrati fe inneke gulte ve gavlukel haggu fi kitabikel munzeli ala lisani nebiyyikel mürseli "yemhullahü ma yeşaü ve yusbitü ve indehu ummul kitab" ilahi bit tecelliyyil azami fi leyletin nısfi min şeabanel mükerremilleti fiha yufregu kullu emrin hakim ve yubremu en tekşife anna minel belai ma na'lemü ve ma la na'lemü ve ma ente bihi alemu inneke entel eazzül ekremü ve sallallahu ala seyyidina muhammedin nebiyyil ummiyyi ve ala alihi ve sahbihi ve selleme . amin

Manası:

“Ey İlâh’ım! Sana başvurma yolunu bana cömertliğin gösterdi. Senin huzuruna beni iyiliğin ulaştırdı. Senin nezdine beni keremin yaklaştırdı. Sana gizli kalmayan sıkıntılarımı ancak Sana şikayet ediyor ve Senden, Sana zor gelmeyecek şeyler istiyorum. Zaten Senin, benim durumumu bilmen, istememe de hâcet bırakmıyor. Ey sıkıntılıların derdini açan Zat! İçinde bulunduğum sıkıntıları benden gider. Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten de ben, zalimlerden oldum.
“Biz onun duasını kabul ettik ve kendisini gamdan kederden kurtardık. İşte müminleri de böyle kurtarırız” (şeklinde Yûnus (Aleyhisselam)’a bahşettiğin müjdeye beni de nail et).
Ey herkese iyilik eden, Kendisine ise iyilik edilemeyen Allah’ım! Ey celal ve ikram Sahibi! Ey lütuf ve in’âm Sahibi!
Senden başka hiçbir ilah yoktur. Sen ki sığınanların desteği, eman dileyenlerin koruyucusu ve korkanların sığınağısın!
Ey Allah’ım! Eğer beni, nezdinde bulunan (Levh-i Mahfûz’dan ibaret) Ümmü’l-Kitâb’da, (kafir ölecek) bir bedbaht yahut mahrum veya kovulmuş ya da rızkı dar bir kimse olarak yazdıysan, fazl-u kereminle, bu şekavetimi, mahrumiyetimi, reddedilişimi ve rızkımın darlığını sil.
Beni, Ümmü’l-Kitâb’da (imanla ölecek) bir bahtiyar, rızkı bol ve hayırlara muvaffak bir kişi olarak kayda geçir. Çünkü Sen, buyruğu hak olan Bir Zat olarak, gönderdiğin peygamberinin lisanına indirdiğin kitabında:
‘Allah dilediğini siler, dilediğini sabit bırakır. Ümmü’l-Kitâb ise sadece O’nun katındadır’ (Ra’d Sûresi, 39) buyurdun.
İlâhî! Kıymetli şa’bân ayının, her hikmetli işin kendisinde ayrılıp kesin karara bağlandığı onbeşinci gecesindeki en büyük tecellî hürmetine Senden dileğimiz, bildiğimiz ve bilmediğimiz, en iyi senin bildiğin tüm belaları, bizden açıp gidermendir.
Şüphesiz ki en ulu ve en iyi olan ancak Sensin.
Allâh-u Te’âlâ, Nebiyy-i Ümmî olan Efendimiz Muhammed’e, âline ve sahabesine, çokça salât ve bolca selam eylesin. Amîn!
(Zebîdî, İthâfü’s-sâdeti’l-müttakîn, 3/427, Ahmed Dîrebî, el-Mücerrebât, sh:13)
Duadan önce sağlam bir tevbe, varsa kul haklarını iâde, helal yemek, doğru konuşmak, Mevlâ Te‛âlâ’ya tam bir himmetle yönelmek, kalbin huzurunu temin etmek, kalp yumuşaklığını tahsil etmek, Allâh-u Te‛âlâ’ya karşı tam bir huşû, saygı ve boyun kırıklığı arz etmek gibi vazifelerimizi yerine getirelim ki kabul eserini görelim yoksa kabahati bu rivayetlere buluruz oysa esas kabahat bizdedir, ön hazırlık yapılmadan yapılan dualar reddedilir, biz polisin, savcının, hakimin, valinin huzuruna arz-u hal vermiyoruz, bütün padişahları bir damla sudan yaratanın huzurunda bulunuyoruz, hâcetlerimizi o yüce kapıya arz ediyoruz. Ona göre önce kendimize çeki düzen vermeli ve geride zikrettiğim vasıfları takınarak müracaat etmeliyiz ki kabûle şâyan olalım.

5) Bu mübârek gecede dua ve istiğfar çok yapılmalıdır. Özellikle de erkek ve kadın müminler için mağfiret talep edilmelidir. Nitekim hadîs-i şerifte: “İnanan erkek ve kadınlar için istiğfar edenlere, her erkek ve kadın mümin sayısınca hasene ve sevap yazılır” buyrulmuştur.

(Taberânî, Nebhânî, el-Fethu’l-kebîr, no:11403, 2/382)

Bâhusus ölüler unutulmamalıdır. Nitekim İbni Abbâs (Radıyallâhu Anhümâ)’dan şöyle rivayet edilmiştir: “Bayram günleri, cuma günleri, âşûrâ günleri ve Beraat geceleri ölülerin ruhları kabirlerinden çıkarak evlerinin kapılarına gelirler ve: ‘Bizi hatırlayan biri var mı acaba? Bize rahmet okuyan kim var acaba? Bizim garipliğimizi aklına getiren de bulunur mu acaba?

Ey bizim evlerimize yerleşip içindekilerle geçinenler ve geniş odalarımızda ikāmet edenler! Biz ise en dar mezarlardayız. Bizim amel defterlerimiz dürülmüş, sizinkiler ise açıktır. Artık bizim yalnızlığımızı ve ihtiyacımızı düşünmeniz gerekmez mi?!’ derler.”

(Zendûsî, Ravzatü’l-ulemâ, Risâle fi fedâili’l-eyyâmi’l-mübâreke, Reîsü’l-küttâb Mustafa Efendi, no:1166, vr:57)

Gerçekten ölülerimiz denize düşmüş “İmdat” diye bağıran biri gibi bizden hediye beklemektedir. Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem):

«مَا الْمَيِّتُ إِلَّا كَالْغَرِيقِ الْمُتَغَوِّثِ يَنْتَظِرُ دَعْوَةً تَلْحَقُهُ مِنْ أَبٍ أَوْ أُمٍّ أَوْ أَخٍ أَوْ صَدِيقٍ، فَإِذَا لَحِقَتْهُ كَانَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا، وَإِنَّ اللّٰهَ تَعَالٰى لَيُدْخِلُ عَلٰى أَهْلِ الْقُبُورِ مِنْ دُعَاءِ أَهْلِ الْاَرْضِ أَمْثَالَ الْجِبَالِ مِنَ الرَّحْمَةِ.»
“Ölü biri denize düşüp ‘İmdat’ diye bağıran boğulmaklık kişi gibidir. Babadan, anadan, kardeşten yahut bir dosttan gelecek bir dua bekler. Kendisine bir dua ulaşınca ona dünya ve içindekilerden daha sevgili olur. Şüphesiz Allâh-u Te‛âlâ dirilerin dualarından ölülere dağlar gibi rahmetler ulaştırır” buyuruyor.

(Beyhakî, Şu‛abü’l-îmân, no:9295, 7/16)

6) Bu gece Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’e salevât-ı şerîfe okumayı ihmal etmeyelim. Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in bu konuda şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Beni hak Peygamber olarak gönderen Zât’a yemin olsun ki! Bu gece bana salevât okuyana tüm nebîlerin, rasüllerin, meleklerin ve insanların sevâbı ihsan edilir.”
(Mişkâtü’l-envâr, el-Hobevî, Dürretü’n-nâsihîn, sh:250)

Bazı meşâyıhtan nakledildiğine göre: “Beraat gecesi şu salevâtı yüz kere okuyan kişi Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’i rüyasında görme şerefine, dolayısıyla şefaatine nâil olur.” (Mültekadât, Enîsü’l-celîs hâmişi, sh:204)

“اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى رُوحِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ فِى اْلأَرْوَاحِ وَصَلِّ عَلَى جَسَدِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ فِى اْلأَجْسَادِ وَصَلِّ عَلَى قَبْرِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ فِى الْقُبُورِ.”
Allahümme salli ‘alâ ruhi seyyidinâ Muhammedin fil-ervahıAllahümme salli ‘alâ cesedi seyyidinâ Muhammedin Muha-mmedin fil-ecsâdi, ve salli ‘alâ gabri seyyidinâ Muhammedin fil-gubûr

“Ey Allah’ım! Ruhlar içinde, Efendimiz Muhammed’in rûh-u şerîfine salât eyle!
Ey Allah’ım! Bedenler içersinde, Efendimiz Muhammed’in beden-i şerîfine salât eyle!
Ey Allah’ım! Kabirler arasında, Efendimiz Muhammed’in kabr-i şerîfine salât eyle!”




أُؤَمِّلُ أَنْ أُخَلَّدَ وَالْمَنَايَا تَدُورُ عَلَيَّ مِنْ كُلِّ النَّوَاحِي وَمَا أَدْرِي وَإِنْ أَمْسَيْتُ يَوْمًا عَلِّي لا أَعِيشُ إِلَى الصَّبَاحِ .
Her taraftan ölümler yağarken üzerime,Ben de umuyorum ki ebediyen yaşatılacağım Bir gün akşama kavuşsam da, bilmiyorum ki, Belki de sabaha kadar yaşatılmayacağım