İslami ibadetlerin temel yapısı ve ruhu, birleştirici ve toplayıcı olmasıdır. Bu ana kadar hiçbir özel işaret ve alamet bulunmadığı için cemaatle namaz kılma düzeni kurulamamıştı. Müslümanlar zamanı kendi tahminlerine göre ayarlayarak namaza geliyorlar ve namazı kılıyorlardı. Hz. Peygamber bundan memnun değildi. Namaz vakitleri geldiğinde insanları evlerinden namaza çağırmak üzere bir takım insanları görevlendirmeyi düşünüyordu. Fakat bunda bir takım sıkıntılar vardı. Sahabe-i kirâm ’ı çağırarak meseleyi onlarla görüştü. Herkes değişik görüşler ileri sürdü. Biri : “Namaz vakti mescidin tepesine bir bayrak dikilsin, onu görenler namaza gelsin” dedi. Hz. Peygamber bu tarzı beğenmedi. Yahudilerle Hıristiyanların ibadete çağırma tarzları da konu edilerek önerildi. Ama Resulullah Hz. Ömer’in görüşünü beğenerek Bilal-i Habeşi’ye (ra) ezan okumasını emretti. Ezanla yapılan davetle bir taraftan namaz vaktinin geldiği haber verilmiş oluyordu, diğer taraftan her gün okunan beş ezanla İslam’a davet çağrısı da yapılmış oluyordu.