♦ Ezan Başka Bir Dilde Okunabilir mi?
“Ezanın bir adı da Ezan-ı Muhammedi’dir. Hem Muhammed ümmeti olduğunu söylemek, hem de O’nun ezanını, O’nun istediği ve okuttuğu şekilde okumamak, yüce Peygam- berimiz’i gücendirmek ve O’na karşı açıkça cephe almak olur. Hem buna ne ihtiyaç vardır. Bugün Avrupa ve Amerikalılardan İslâm Dini’ni kabûl edenler de dahil, ayrı ayrı dillerde konuşan 18 ırkın meydana getirdiği 1,5 milyarı aşkın İslâm âlemi, günün beş vaktinde Ezan-ı Muhammedi’yi aslına uygun şekilde okumaktadırlar. Bizi üç kıt’aya hâkim kılan ve bize bu müstesna vatanı hediye eden dedelerimiz, Müslümanlık şerefiyle şereflendikleri günden itibaren bin küsur sene, Ezan-ı Muhammedi’yi aslına uygun olarak okumuşlardır.
Ezanı ifade eden kelimeler, nice mukaddes hâtıraları dile getirirler. Kundaktaki yavrudan, cephedeki gaziye kadar bütün Müslümanların kulakları ve kalbleri, bu ulvî kelimelere âşinâdır. Necip milletimizi bu tarihi ve lâhutî ses ve hâtıralardan mahrum etmeye çalışmak, Ezanı Türkçe okumak bahanesiyle Sevgili Peygamberimiz’i kendimizden gücendirmeye yeltenmek, millet bütünlüğünü parçalama gayretlerinin bir ifadesidir.”
(Ali Kemal Belviranlı, İslâm Prensipleri)

Ezanı başka bir dilde okumaya zorlamanın hukukî veçhesini ise, Ali Fuat Başgil şu şekilde izah etmektedir:
"Dinlerin kendilerine özel ve bünyelerinin mantığına uygun akîde- leri ve ibadet usulleri olduğu gibi, birer de ibadet ve dua dili vardır. Bu dil, o dine mahsus olarak ve o dinin nâsları ile ve asırlar içindeki teamülleriyle yerleşip kökleşmiştir. Meselâ Hıristiyanlıkta Katolik kilisesinin ibadet dili Lâtincedir. Müslümanlığın ibadet dili de Arapçadır. Çünkü Islâm’ın mukaddes kitabı olan Kur’an, Arapçadır. Müslüman ferdin ibadet hakkı, ibadeti, İslâm dininde yerleşmiş olan usûl, âdâb ve lisan ile, yani, Kur’an diliyle yapabilmesini icap ettirir. İslâm dinine mahsus ibadetlerin usûl, âdâb ve lisanı üzerinde herhangi bir düşünce ile oynamak, ve bunları gelişigüzel değiştirmeye kalkışmak ve meselâ ezan’ı asırlardan beri dünyanın dört köşesinde günde beş defa okunduğu dilden başka bir lisanla okutmaya zorlamak, yalnız diyanete değil, aynı zamanda Müslüman vatandaşın ibadet ve dua hakkına da zâlimce tecâvüzdür."
(Ali Fuad Başgil, Din ve Lâiklik)