Yazar ; Mustafa Çetin
Keyifli okumalar arkadaşlar

İnsanlar, binlerce yıldır ağır bir biçimde koşullandı.
Peki neye?
"Gerçek benlerinin" bir beden olduğuna.

İşte yaşadığımız tüm problemlerin, tüm kötülüklerin, tüm acıların kaynağı, insanın kendine dâir bu inancıdır. İnsanoğlu kendini doğru tanımış olsaydı, iyilik, güzellik, uyum, coşku ve aşk içinde bir yaşam sürecekti.

Kendimizi doğru tanımamızın tek yolu, tam farkındalıktır. O, her şeyi tümüyle kendi haline bırakan; bir varlığı olan, ama bir benliği ve şekli olmayan tarafsız bir gözlemci olma hâlidir. İnsan, uygarlıklar boyunca bilinçaltını ve dolayısıyla onun tam bir yansıması olan kişiliğini, sayısız çelişki, çatışma ve acıyla doldurdu. Kişi, güzellik ve aşk dolu bir yaşam için içindeki bütün çelişkilerden, bütün karmaşadan kurtulmak zorunda. Çelişki ve karmaşadan kurtuluşa, kendini çözme veya sadeleşme diyoruz. Ve kendini çözmek sadece tam farkındalık ile mümkündür. Zâten gerçek meditasyon da tam farkındalık hâlidir. Kendini çözme hâlidir. Kendini çözen insan, gerçek "ben"in beden olmadığını açıkça görür.

Kendini çözen insan, hem kendi içinde hem kendi dışında çok daha gerçekçi, çok daha olumlu, çok daha cesur, çok daha huzurlu ve çok daha mutlu olur. Uyum, huzur, mutluluk ve aşk, kendine özgü frekansı ve atmosferi olan, bütün evreni ve evrenleri en küçük zerresine kadar olumlu etkileyen mükemmel güçlerdir. Bunların daha çok insanda var olması, dünyada ve evrende sınırsız güzelliğin ve barışın hızla yayılması demektir. İşte kendini çözme, yâni tam farkındalık, bunu sağlayacaktır.