OSHO
Keyifli okumalar lahutii

Korku, bir insanın kendi benliğinin bilincinde olmamasıdır. Tek bir korku vardır; kendini pek çok yolla ortaya koyar; bin bir tane şekli olabilir, ama temelde korku tektir ve bu, “Derinlerde bir yerde, ben olmayabilirim,” korkusudur. Ve bir açıdan, olmadığında doğrudur. Tanrısallık, sen değilsin. Ev sahibi değil, misafirsin. Ve şüpheci olduğun için -ve şüphelerin oldukça etkilidir- içeri bakamazsın. Olduğunu farzederek devam edersin; çünkü bilirsin, içine bakarsan göreceksin, değilsin! Bu derin, dile getirilemeyen bir anlayıştır. Entellektüel değil, var oluşçudur, içindedir, o his hep vardır, “Olmayabilirim. İçime dönüp bakmamak daha iyi. Dışarı bakmaya devam.” En azından seni aldatır, “ben” yanılgısını sürdürür. Ancak bu “benlik” duygusu yalan olduğu için korku yaratır. Her şeyin onu yok edebileceğini biliyorsun, herhangi bir müdahale, onu yerinden edebilir. Sevgiyle yok olabilir, ciddi bir hastalıkla yok olabilir, bi başkasının ölümünü görerek yok olabilir. Pek çok yolla dağılabilir, çünkü çok kırılgandır. Sen birşekilde,içeri bakmayarak, onu ayakta tutarsın.

Bir adam, trenle seyehat ediyormuş. Bilet görevlisi gelmiş ve bileti sormuş. Adam bütün ceplerine,bavullarına bakmış ve bileti bulamamış. Kan ter içinde kalmış ve korkusu giderek katlanıyormuş. Sonra bilet görevlisi sormuş, “Bayım, ceplerinizden birine bakmadınız. Neden oraya bakmıyorsunuz?”

Adam şöyle yanıtlamış, “Lütfen o cepten bahsetme. O cebe bakmayacağım. O cep benim son umudum! Eğer o cebe bakar ve bulamazsam, o zaman kayboldu demektir. O zaman kesinlikle bulamam. O cebe bakamam. İzninle, diğer her yere bakacağım; o cep benim kurtarıcım, hala biletin o cebimde olduğunu umabilirim. Bilerek bakmadım ve ona dokunmayacağım. Bileti bulsam da bulmasam da, özellikle o cebe bakmayacağım.”

Ego ile de durum böyledir. İçine bakmazsın o senin tek umudundur: “Kim bilir? Belki de oradadır.” Ama eğer bakarsan, içgüdülerin sana orada olmadığını söyler.

İçeri bakmayarak, sürekli dışarı bakarak yarattığın bu hayali ego, korkunun temel sebebidir. Bakmak zorunda olduğun tüm o alanlardan korkarsın. Güzellikten korkacaksın, çünkü güzellik seni içeri atar. Güzel bir gün batımı ve bulutlardaki tüm o renkler ve sen ona bakmaya korkarsın, çünkü böyle bir güzelliğin seni kendi içine atacağı kesin. Böyle yüce bir güzellik, düşünmeni engeller: bir an için zihnin hayrete düşer, nasıl düşüneceğini unutur, bilgiyi nasıl alıp işleyeceğini. İçsel ses susar, sessizleşir ve sen birden, içine girersin.

İnsanlar güzel müziklerden korkar, harika şiirlerden korkar, yakınlaşmaktan korkar. İnsanların aşk ilişkileri, sadece vur-kaç oyunlarıdır. Bir diğer insanın varlığının derinliklerine inmekten korkarlar, çünkü o derinliklerde korku yatar -bir diğer insanın benlik havuzu seni yansıtır. O havuzda, bir başkasının varlığının aynasında, eğer sen yoksan, eğer o ayna boşsa ve hiç bir şey yansıtmıyorsa, o zaman ne olacak?

İnsan sevgiden korkar.