Duyurular Buraya

Go Back   Gizli İlimler Alemi > LAHUTİ İSLAMİ FORUM > İslamın Şartları > Hacc

Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
Okunmamış 16-01-13, 18:12   #1
 
wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-07-12
Mesajlar: 10.450
Konular: 2957
Tecrübe Puanı: 13
wind is on a distinguished road
Standart Kabenin Tarihçesi

mübarek Kabe'nin tarihçesini vede hikayesini bu yazı sayesinde öğrenebilirsiniz lahutii forum;“Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor. (şöyle diyorlardı) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur: Şüphesiz sen işitensin, bilensin.”
Kuran'daki açıklama, Kabe'nin yapılışı hakkındaki rivayetlere göre, Hz. Adem ile Havva cennetten çıkarıldıkları vakit yeryüzünde Arafat'ta buluşurlar, beraberce batıya doğru yürürler.Kabe'nin bulunduğu yere gelirler. Bu esnada Hz. Adem, bu buluşmaya şükür olmak üzere Rabbine ibadet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavaf ederek ibadet ettiği nurdan sütunun tekrar kendisine verilmesini diler. İşte o nurdan sütun orada tecelli eder ve Hz. Adem, onun etrafında tavaf ederek Allah'a ibadet eder. Bu nurdan sütun Hz. Şit zamanında kaybolur, yerine bir taş kalır. Bunun üzerine Hz. Şit, onun yerine taştan onun gibi dört köşe bir bina yapar ve o siyah taşı binanın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün Hacerül Esved diye bilinen siyah taş odur. Sonra Nuh tufanında bina kumlar altında uzunca bir süre gizli kalır. Hz. İbrahim Allah'ın emri ile Kabe'nin bulunduğu yere gider. Oğlu İsmail, annesi ile birlikte orada iskan eder. Sonra İsmail ile beraber Kabe'nin yerini kazar. Hz. Şit tarafından yapılan binanın temellerini bulur ve o temellerin üzerine bugün mevcut olan Kabe'yi inşa eder. Ayette “Beytullah'ın temellerini yükseltiyor” cümlesi bunu ifade eder.” (Bakara Suresi – Ayet no: 127)

“Kabe'nin ne zaman ve kimler tarafından, hangi amaçla yapıldığı bilinmemektedir. Ortaya atılan söylentiler, efsane masal veya zamanla bu nitelikleri kazanmış, gerçek kaynaklarından uzaklaşmış, tarih belgeleriyle ispat edilemeyen birer düşünceden öteye geçmemektedir. İslam dininin doğuşundan çok önceki çağlarda, buranın kutsal bir yer olduğu, putperest dinlerin yaygın bulunduğu çağlarda yaşayan insanlar tarafından buraya bazı kutsallıklar yükletildiği, eski dinler üzerinde yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır.

Bir söylenceye göre, İslamlıktan kısa bir süre önce Kabe'yi tütsüleyen bir kadın, elinde olmadan binayı tutuşturmuş, tahta olan yapı kısa bir sürede yanmıştır. Bu yangından sonra, Kabe yeniden yapılmış, hatta Cidde'de karaya oturmuş bir Bizans gemisinin kerestesi binanın yapımında kullanılmıştır. Gene bir söylentiye göre de binanın üstü açıktı.

devam edecek konu....
__________________
"Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
Hz. Muhammed

wind isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 16-01-13, 18:12   #2
 
wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-07-12
Mesajlar: 10.450
Konular: 2957
Tecrübe Puanı: 13
wind is on a distinguished road
Standart

Bir başka görüşe göre, Kabe'nin temellerini atan Adem'dir. Adem cennetten kovulduktan sonra yeryüzüne çıkarak Mekke'ye gelir. Cebrail yedi kat yerin altında kanadıyla Kabe'nin temelini çıkarır, melekler de Lübnan, Zeytin dağı, Cudi, Hira ve Sina'dan kayalar yuvarlayınca açılan temeller dolar. Allah, Adem'in barınması için cennetten, kırmızı yakuttan yapılmış bir çadır ile beyaz yakuttan olan Hacerül-Esvedi gönderir. Sonradan kararan Hacerül-esved, Adem'in iskemlesidir. Başlangıçta Hacerül Esved bir melekti. Allah ona kıyamet günü dil verecek insanlar için tanıklık ettirecektir.”

Kuran'daki açıklama;tekrar etmekte fayda var..! Kabenin yapılışı hakkındaki rivayetlere göre, Hz. Adem ile Havva cennetten çıkarıldıkları vakit yeryüzünde Arafat'ta buluşurlar, beraberce batıya doğru yürürler. Kabe'nin bulunduğu yere gelirler. Bu esnada Hz. Adem, bu buluşmaya şükür olmak üzere Rabbine ibadet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavaf ederek ibadet ettiği nurdan sütunun tekrar kendisine verilmesini diler. İşte o nurdan sütun orada tecelli eder ve Hz. Adem, onun etrafında tavaf ederek Allah'a ibadet eder. Bu nurdan sütun Hz. Şit zamanında kaybolur, yerine bir taş kalır. Bunun üzerine Hz. Şit, onun yerine taştan onun gibi dört köşe bir bina yapar ve o siyah taşı binanın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün Hacer-i Esved diye bilinen siyah taş odur. Sonra Nuh tufanında bina kumlar altında uzunca bir süre gizli kalır. Hz. İbrahim Allah'ın emri ile Kabe'nin bulunduğu yere gider. Oğlu İsmail, annesi ile birlikte orada iskan eder. Sonra İsmail ile beraber Kabe'nin yerini kazar. Hz. Şit tarafından yapılan binanın temellerini bulur ve o temellerin üzerine bugün mevcut olan Kabe'yi inşa eder. Ayette “Beytullah'ın temellerini yükseltiyor” cümlesi bunu ifade eder. (Sure 2. Ayet 127)
__________________
"Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
Hz. Muhammed

wind isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 16-01-13, 18:12   #3
 
wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-07-12
Mesajlar: 10.450
Konular: 2957
Tecrübe Puanı: 13
wind is on a distinguished road
Standart

Biz Kudüs, Medine ve Mekke'deki alanların yaydıkları yüksek frekanslı dalgalara “pozitif” demişiz.. Esasen bu dalgalara Din-tasavvuf lisanında da “cemâl” veya “celâl nurları” ismi verilmiştir!.. Bize göre “Pozitif” olarak nitelenen ışınımın nispeten daha düşük frekanslı olanlarına “cemâl nuru”; daha yüksek frekanslı olanlarına da “celâl nuru” denilir… Ancak dikkat edile ki… Burada anlatılan, bize çok yararlı olan bu ”cemâl ve celâl nurları” ile “mutlak cemâl ve celâl nurları” arasındaki fark, sanki kibrit ateşi ile Güneş arasındaki fark gibidir!… Gözden kaçmaya!

İnsanların dahi “celâlli” ya da “cemâlî” diye tanımlanması, beyinlerinin yaydığı bu dalgalar dolayısıyladır.. Yani, kiminin beyninin yaydığı dalgaların frekansı, kimine göre daha çok daha yüksektir, ki biz onlara “celâlli bir kişiliği var” deriz!. İşte dünyanın bedeni içindeki, “pozitif” enerji hatlarının kesişip sanki bir enerji santralı gibi yayın yaptığı en önemli merkez, Mekke'de bulunan Kâbe-i Muâzzama'nın altıdır ve bunun uzantısı da Arafat Dağı'nın altıdır!..
__________________
"Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
Hz. Muhammed

wind isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 16-01-13, 18:12   #4
 
wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-07-12
Mesajlar: 10.450
Konular: 2957
Tecrübe Puanı: 13
wind is on a distinguished road
Standart

Keşif sahiplerinin keşif yoluyla gördüğü bu gerçeğe Seyyid Abdülaziz Ed Debbağ da «El İbrîz» isimli eserinde değinmiş ve Kâbe'den göğe yükselmekte olan bir «nur» sütunundan, adı geçen eserinde bahsetmiştir!.. Bu noktadaki çok güçlü pozitif enerji dolayısıyla Harem-i Şerîf'teki tüm insanların beyinleri öylesine etkilenip, öylesine güçlü bir faaliyet içine girmektedirler ki bunu anlatabilmemiz mümkün değildir. Nitekim bu gerçek dolayısıyla Kâbe çevresinde kılınan namaz için Rasulallah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

-Kâbe'de kılınan iki rekât namaz, dünyanın başka mescîtlerinde kılınan namazdan 100 bin defa daha sevaplıdır!..

Zira Kâbe çevresinde yapılan her ibadet sırasında, yeraltından yayılan “celâl nurları” yani çok yüksek frekanslı dalgalar dolayısıyla, beyin kat rekât güçlü dalga üretimi yapmakta; hem bunu ruha güçlü olarak yüklenmemekte; hem de dışa dönük bir biçimde yayınlamaktadır.

Yine bir başka hadîs-i şerîfte Rasulallah Sallallâhu aleyhi ve sellem: "Başka yerlerde sadece fiillerinizden mesûlsünüz, Kâbe'de ise düşüncelerinizden de mesûl olursunuz." buyurmuştur. Bunun da sebebi, yine beynin aldığı güçlü enerji dolayısıyla düşünceleri dahi fiil düzeyindeki bir güçle ruha yüklemesindedir.
__________________
"Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
Hz. Muhammed

wind isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 16-01-13, 18:13   #5
 
wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-07-12
Mesajlar: 10.450
Konular: 2957
Tecrübe Puanı: 13
wind is on a distinguished road
Standart

Ancak burada bize göre bir başka gerçeğe dikkatinizi çekmek isterim: Beytullah altında olup çevresini de etkileyen bu alan en fazla yaklaşık 30-40 metrelik bir yarıçaptır!. Onun dışı Rasûlullah Aleyhisselâm'ın yaşadığı devirde evlerle kaplıydı!.. Bugün ise Ebu Cehil'in tuvalet yapılmış olan evinin çevresinde bile, “Kâ'be'de namaz kılıyoruz” zannıyla namaz kılan sayısız insan görüyoruz!.

Yine bizim tespitlerimize göre, Kâbe çevresinin dışa yani çevreye yaygınlaştırılması yerine; 30-40 metrelik çevresinde dönerek yükselen ve inen bir yürüyen yol yapılıp; insanların burada yürürken yedi dönüşü yani bir tavafı tamamlamaları sağlanabilirdi… Bunun için de Kâ'be'nin duvarları yükseltilebilirdi!.

“Beytullah”taki bu “nurâniyet”ten istifade için, tavafların özellikle bu mesafe içinde yapılması, açıkladığımız gerekçe yönünden çok önemlidir; bize göre!. “Beytullah” altındaki bu enerji merkezinin, yani “nurâniyetin” bir başka tezahürü de şudur…Mekke'ye gelip Kâbe ziyaretinde bulunanların önemli bir kısmında, bir kaç gün içinde değişiklikler görülmeye başlanır beraber oldukları arkadaşlar tarafından…Bu insanların kimi son derece hırçın, haşin, bencil, hükmedici bir kişilik ortaya koymaya başlar; kimi de son derece munis, hoşgörülü, sevecen, yardımsever bir hâl alır!. Kimi çarşı-pazar saldırır; kimi de Beytullah'tan dışarıya adım atmak istemez!. Kişilerdeki bu değişikliğin sebebi bizim tespitlerimize göre şudur;
__________________
"Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
Hz. Muhammed

wind isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 16-01-13, 18:13   #6
 
wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-07-12
Mesajlar: 10.450
Konular: 2957
Tecrübe Puanı: 13
wind is on a distinguished road
Standart

Kâbe'nin altındaki enerji merkezinden, oldukça yüksek frekanslı bir dalga yayılmaktadır… “Celâl nurları” diye isimlenen bu nurlar, hem insanlarda şiddet ve celâl hâli oluşturmakta; hem de insanlardaki o ana kadar açığa çıkmamış özelliklerin beyinden dışa vurmasına yol açmaktadır!.

Oraya gitmeden önce, normal kendi hâlinde yaşayan bir kısım insanların, oradan döndükten sonra, hiç de o güzelliklere uymayan bir yaşam biçimi içine girmesi; hatta Dinî değerleri bir yana bırakarak beşeriyetin doğal gereklerine ve sonuçlarına göre yaşam sürdürmeye başlaması işte beyni etkileyen bu yüksek radyasyon dolayısıyladır. Bu yüksek frekanslı dalgalar, onun ikincil kişiliğini oluşturan merkezleri güçlendirerek günlük yaşamının bu doğrultuda açığa çıkmasına sebep olur!.

Nasıl ki, bir balon sönükken üzerindeki defolar belli olmaz, fakat şişirilince ortaya çıkarsa… Aynı şekilde, oradaki yüksek frekanslı dalgaların beyin faaliyetini arttırması dolayısıyla da herkesin ikincil özellikleri orada ortaya çıkmaktadır!. Ve böylece çok iyi tanıdığınızı sandığınız yakınınızın orada içyüzünü görmeye başlarsınız!. Bu çok yüksek enerji dolayısıyladır ki, Mekke'de insanlar çok “celâl”li saatler yaşarlar ve olaylarla karşılaşırlar!..
__________________
"Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
Hz. Muhammed

wind isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 16-01-13, 18:13   #7
 
wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-07-12
Mesajlar: 10.450
Konular: 2957
Tecrübe Puanı: 13
wind is on a distinguished road
Standart

Oraya gidenlerin de bildiği üzere, Mekke halkı genelde sert, hırçın ve celâlli insanlardır!. Bunun sebebi bizim tespitlerimize göre Kâbe altındaki çok yüksek frekanslı dalgalardan, yani radyasyondan, ya da mecazî anlatımla “celâl nurlarının” tesirlerinden ileri gelir!.

Misâl vermek gerekirse, Anadolu'nun herhangi bir yerine göre, Kâbe'de yayılan dalgalar 100.000 defa daha yüksek frekanslı yani kuvvetli dalgalardır!.. İşte bu yüzden “Kâ'be'de kılınan namaz başka yerlerde kılınan namazdan 100.000 defa daha sevaplıdır”; ve de “Kâ'be'de düşündüklerinizden mesûl olursunuz”!.

İşte bu yüksek frekanslı ışınım, yani “celâl nurları”, o dalgalarla haşır-neşir olarak büyüyen insanların bahsi geçen özelliklere sahip olması sonucunu getirir!.. Yine bizim müşahedemize göre… Hazreti Rasûlullah Aleyhisselâm'ın, nübüvvet görevinin başlamasından hicretine kadar geçen yaklaşık 13 yıllık evresinde, Mekke'de kendisine inananların sayısının 40-50'ye ulaşabilmesinin nedenlerinden önde gelen bir sebep de bu husustur.
__________________
"Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
Hz. Muhammed

wind isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 16-01-13, 18:13   #8
 
wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-07-12
Mesajlar: 10.450
Konular: 2957
Tecrübe Puanı: 13
wind is on a distinguished road
Standart

Mekke'deki bu yüksek frekanslı dalgalar, genel istidat ve kâbiliyet ile programlanmış insanlarda, konuya karşı bir direnç oluşturmuş, bu yüzden de O'nun getirdiklerini inkâr etmişlerdir.. Medine'de ise Kâbe'dekine göre bir hayli düşük frekanslı dalgalar yani “cemâl nurları” mevcut olduğu için; orada insanlar genellikle “cemâlî” bir yaşam geçirirler, “Lâtif” ilişkiler içinde olurlar… Medine'deki faaliyet sonucu müminlerin sayısı on sene sonunda yüz binlere ulaşmıştır!..

Medine ziyaretinin, Mekke'den sonraya bırakılması, kişilerin dönecekleri ortama uyum sağlamaları açısından da bir kolaylık sağlar!. Mekke'den döndükten sonra 20 gün ile bir ay arasında bulunulan yere uyum sağlanabilmesinin sebebi de gene bu yüksek radyasyonun beyinde tesirinin azalmasıyla söz konusu olur… Yine Kâbe-i şerîf altındaki bu radyasyonun beyinlere yüklediği güç dolayısı ile, tavaf sırasında, kabiliyetli beyin sahiplerinde çeşitli olağanüstü yaşamlar gerçekleşmektedir.
__________________
"Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
Hz. Muhammed

wind isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 16-01-13, 18:14   #9
 
wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-07-12
Mesajlar: 10.450
Konular: 2957
Tecrübe Puanı: 13
wind is on a distinguished road
Standart

Kabe'nin Hikayesi

Kabe, yeryüzünde yapılan ilk mabet, ibadet yeri. Müslümanların kıblesi, namazda döndükleri cihet, taraf. Mekke-i Mükerreme şehrinde Mescid-i Haram'ın ortasında dört köşeli taştan yapılmış bir odadır. Müminler hac ibadetini yapmak için dünyanın her tarafından burayı ziyarete gelirler. Yeryüzünün en kıymetli yeri Kabe'dir. Kabe, görünüşte dünyadaki evlerden biridir. Hakikatte ise ahirettendir. Kabe, dünya ve ahireti kendinde toplamıştır. Kabe, Beytullah (Allah-u Teala'nın evi) Rabbimizin üstün ve faziletli kıldığı eşsiz yerdir. Kabe'yi, yeryüzüne Hz. Adem'in inşa ettiğini Muhammed el-Ezrâkî, "Ahbâr-u Mekke" adlı eserinde şöyle anlatmaktadır:

Hz. Adem, yeryüzüne indirilmesi sebebiyle çok üzülüyor ve günlerini ağlamakla geçiriyordu. O'nun üzüntüsüne melekler de ortak oluyorlardı. Bir defasında adem secdedeyken; “Ya Rabbi! Bana ne oldu ki, artık meleklerin seslerini, senin zatını tesbih ve takdis etmelerini duyamıyorum. Onları göremiyorum.” diye arz edince, Cenab-ı Hak, buyurdu ki: “Ey adem! Senden sadır olan zelle, meleklerin tesbihini işitmene manidir. Ancak benim yeryüzünde bir beytim vardır. Sen onun temelini bulup üzerine bir Beyt bina et. Beni takdis ve beytin etrafını tavaf et. Ey Adem! O beyti Mekke'de kıldım. Evladından her kim beytime gelip, sadece benim rızamı isterse, bizzat beni ziyaret eden misafirim gibidir. Bunları şanıma layık bir şekilde ağırlarım ve bütün ihtiyaçlarını gideririm!”
__________________
"Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
Hz. Muhammed

wind isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 16-01-13, 18:14   #10
 
wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-07-12
Mesajlar: 10.450
Konular: 2957
Tecrübe Puanı: 13
wind is on a distinguished road
Standart

Hz. Adem, Allah-ü Teala'nın bu emri ile Serendip Adası'ndan Mekke'ye doğru yürümeye başladı. Bir melek, kendisine yol gösteriyordu. Mekke-i Mükerreme'nin bulunduğu yere gelince, Allah-ü Teala ona yardımcı melekler gönderdi. Melekler, Beyt-i Ma'mur'un tam hizasına gelecek şekilde yedi kat yere kadar varan bir temel kazdılar. Kazılan bu temele toprak seviyesine kadar otuz kişinin ancak kaldırabileceği büyüklükte taşlar yerleştirdiler. Sonra Allah-u Teala melekler vasıtasıyla bu temelin üzerine bir Beyt indirdi. Bu Beyt, Cennet yakutlarından bir yakut olup, parıl parıl parlıyordu. İndirilen bu beytin biri şark (doğu), diğeri garp (batı) olmak üzere iki kapısı vardı. Beytullah'ın içinde ayrıca nurdan kandiller yakılmıştı. Kandillerin çanakları Cennetin külçe altınlarındandı ve etrafında yıldız gibi parlayan beyaz yakutlar diziliydi. Hacer'ül-Esved de bunlardan biriydi. Hacer'ül-Esved'in daha sonra günahkar kimselerin el sürmesiyle karardığı rivayet edilmiştir. Böylece Beyt-ül-Ma'mur'un tam altına gelecek şekilde yeryüzünde de Beytullah, yani Kabe-i muazzama inşa edilmiş oldu.
Bazı rivayetlere göre Cennetten gelen bu Beytullah (Kabe-i muazzama) adem 'ın vefatından sonra tekrar göklere kaldırıldı. adem 'ın evlatları önceki temellerin üzerine taştan ve çamurdan bir bina yaptılar. Bu bina, Nuh zamanındaki tufana kadar zaman zaman tamir edildi ve tufanda yıkıldı.
__________________
"Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
Hz. Muhammed

wind isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Paylaş

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Forum Kuralları

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Reiki Tarihçesi wind Reiki 15 31-01-13 18:21


Powered by vBulletin® Version kapalı
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:38.