Doğru
Doğru
Toplam 6 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 6 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Ayrılacağından Haberliydi

  1. #1

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Ayrılacağından Haberliydi

    Doğru
    Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) yeryüzündeki altmış üç yıllık hayatının ilk kırk yılı kendisine ve ilgilenip koruduğu çevresine aittir.
    O halde Allah’ın rahmet müjdecisi ve azab habercisi oluşu ancak yirmi üç yıl sürmüştür.
    Bu yıllar zarfında yalnız dilinden İlâhi bir nûr halinde fışkıran Kur’an ile hakikatleri dünyaya yaymakla kalmamış, kara çöle yeşiller giydirmiştir.
    Tam yirmi sene Hicaz’ın öylesine bir ortamında geceyi gündüzüne katarak didinmesi, zamanında bir asker, zamanında bir kumandan, zamanında idareci ve peygamber oluşu ders ve ibretle doludur. Böylelikle bir milletin kaderini elinde tutanların saraylarda değil, milletin içinde olmaları gerektiğini anlatmıştır.
    Şüphesiz çok yorulmuştu. Fani bedeni altmış üç yılın değil, belki bin altmış üç yılın etkisindeydi.
    Allah’ından dileseydi elbette hayatı arzuladığı şekilde devam ederdi. Fakat o, verilen görevi bitirmişti.Âşık olduğu Allah’ına hasretti.
    Nitekim aramızdan ayrılacağının müjdesini aldığı vakit bunu açıklamıştır.
    Hazreti Allah, sevgili peygamberinin yeryüzünden ayrılacağını kısım kısım kullarına duyurmuştur.
    Önce İslâm dininin tamamlandığını haber vermiştir:
    « ...artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin dininizi kemâle erdiririm. Üzerinizdeki nimetleri tamamladım ve size din olarak Müslümanlığı (verip ondan) hoşnut oldum. »
    (El-Mâide: 3)
    Daha sonra En-Nasr Sûresi nazil olarak gerçeği ortaya koymuştur:

    « Allah’ın yardımı ve feth gelince, sen de insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiklerini görünce, hemen Rabbini hamd ile teşbih (ve tenzih) et. Onun bağışlamasını iste. Şüphesiz ki o, tevbeleri çok kabul edendir. »
    (En-Nasr: 1-3)
    Bu sûre okunduğu zaman, Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) amcası Hz. Abbas (r.a.) kendini tutamayarak ağlamıştır. Hazreti Muhammed (s.a.v.) ile aralarında şu konuşmanın geçtiği rivayet edilir:
    — Niçin ağlıyorsun?
    — Bizzat veda haberini veriyorsun.
    Bu âyet muvacehesinde ağlayanlardan birisi de Hazreti Ömer (r.a.) olmuştur. “Kemal zeval demektir.” buyurmuştur.

  2. #2

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart

    Nitekim Hazreti Muhammed (s.a.v.) bundan sonra ancak iki sene daha yaşamıştır.
    Hicretin onuncu yılında, 631-632’de Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) Veda Haccı’nda verdiği hutbeler incelenecek olursa yine ayrılacağının pek çok haberlerine rastlanır.
    Bu hutbelerde: “Ben bundan sonra haccetmem.” buyurmuştur. Ayrıca Arafat’ta, Mina’da ve yine Mina’daki hutbelerinde son öğütlerini vermiş ve bağlı kaldıklarıyla hesaplaşmıştır.

  3. #3

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart

    Her hutbe sonunda: “Tebliğ ettim mi?..” diye sormuş,, müsbet cevap alınca Allah’a yönelmiş ve: “Şahid ol ya RâbL” demiştir.
    Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) âzadlısı Ebû Müveyhibe (r.a.), Allah Elçisiyle aralarında şöyle bir konuşmanın geçtiğini rivayet eder:
    — Ey Ebû Müveyhibe, Dünya hâzinelerinin anahtarına sahip olarak dünyada ebedi yaşamakla, bundan sonra cennet ve Allah’a kavuşmaktan birini seçmek benim ihtiyarıma verildi. Fakat ben Allah’a kavuşmakla cenneti seçtim.
    — Babam ve anam feda olsun. Sen dünya hâzinelerinin anahtarlarıyla dünyada ebedi hayat sürmeyi ve bundan sonra cenneti seç.
    — Ey Ebû Müveyhibe, ben Allah’a kavuşmakla cenneti seçmiş bulunuyorum.

  4. #4

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart

    Birçokları, Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) bu kararını kendilerine de açıkladığını söylerler. Nitekim Beşir oğlu Eyyüb anlatmıştır:
    — Allah Elçisi (s.a.v.) başına sargı sarmış olduğu halde yanımıza çıktı. Minberde oturunca Uhud şehitleri hakkında hayır duada bulunmak ve Allah’tan onları bağışlamasını dilemekle söze başladı. Allah’tan onlar hakkında defalarca rahmet diledi. Bundan sonra:

  5. #5

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart

    “Allah, kullarından birisine dünya ile Rabbi katındaki nimet ve derecelere kavuşmaktan birisini seçmeyi onun ihtiyarına bıraktığında, kulu Rabbini seçti.” dedi.
    Hz. Ebû Bekir, Onun bu sözlerinden kendisini kastetmiş olduğunu anlayarak ağladı ve: “Ey Allah Elçisi, biz senin uğrunda kendimizi ve evlâtlarımızı feda etmeye hazırız.” dediğinde Allah Elçisi ona:
    “Ey Ebû Bekir, acele etme...” cevabını vererek onu mükâfatlandıran sözler söyledi.
    Hazreti Muhammed (s.a.v.) hastalığı sırasında kızı Fâtıma’yı (r.a.) yanına çağırtmış, kulağına bir şey söylemişti. Hazreti Fâtıma derhal ağlamaya başlamıştı. Hazreti Muhammed (s.a.v.), kızına tekrar başka şeyler söyleyince Hazreti Fâtıma bu sefer gülmüştü.
    Hazreti Fâtıma’ya sonradan bu davranışının sebebi sorulunca açıklamıştır:

  6. #6

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart

    Hazreti Fâtıma’yı ağlatan söz, Hazreti Muham- med’in (s.a.v.) ona: “Ben öleceğim.” demesiydi.
    Güldüren ise: “Ehli Beytim’den yanıma ilk gelecek sensin.” cümlesidir.
    Bunların hepsi aynen olmuştur.
    Gerek Kur’an âyetleri ve gerekse bu gerçekleşen haberler karşısında hâlâ Hazreti Muhammed’den (s.a.v.) mucize beklemek, bunu dileyenler için ne acıdır!..

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •