Doğru
Doğru
Toplam 8 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 8 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Peygamberimizi Sevmenin Önemi

  1. #1

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart Peygamberimizi Sevmenin Önemi

    Doğru
    Kâinatın en muhteşem varlığı Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)d\r. Allah’ın bize örnek insan ve Peygamber olarak gönderdiği O’dur. O, Kur’ân’m canlı halidir. O, bizim için iman, İslam, hayat ve cennettir. O’nu tanımadan, bilmeden, öğrenmeden, kalbimize ve şuuraltımıza O’nun sevgisini koymadan İslam’ı ve Kur’ân’ı tanımak, yaşamak ve muhafaza etmek mümkün değildir. Ayetlerde belirtildiği gibi O’nun sünneti seniyyesine uymadan, ne yapmışsa aynısını yapmaya çalışmadan, O’nun sevdiğini sevip, nefret ettiğinden nefret etmeden, Allah’ın sevgisine ulaşmak da imkânsızdır. O’nun hayatı hepimiz için, her meslek ve meşreb erbabı için örnektir. Çileleri, ıstırabı, sabrı, metaneti, kahramanlığı, şefkati, mertliği, cesareti, hilmi ve tevazusu, heybeti ve haşmeti ile herkese örnektir. Çocukluğu, gençliği, Peygamberlik öncesi ve sonrası halleri, savaşları ve sözleriyle Muhammed (Sal- lallahü Aleyhi ve Sellenı) insanlık için zirvedir.

    Muhammed (Aleyhisselâm)ı sevmek herkese farzdır. Zaten, Cenabı Hakkı sevmek de buna bağlıdır. Allahü Teala’nm sevgili Peygamberini sevmedikçe, O'na uymadıkça, Allahü Teala’yı sevmek saadeti ele geçmez. Kur'ân-ı Kerim’de mealen: “Allah(ü Teala’y)ı seviyorsanız, Bana tâbi olunuz! Bana uyanları Allah sever!” buyruldu.
    Saadete kavuşmak isteyen kimse, bütün âdetlerini, ibadetlerini ve alışverişlerini O’nun gibi yapmaya çalışır! Bu dünyada, sevdiğine benzemeye çalışanlar, bu kimseye sevimli ve güzel görünür. Bu kimse, onları da çok sever, beğenir. Bunun gibi, sevgiliyi sevenler, her zaman sevilir. Sevgilinin düşmanları, sevenin de düşmanları olur.

    Bundan dolayı, görünen ve görünmeyen bütün iyilikler, bütün üstünlükler, ancak o yüce Peygamberi sevmekle ele geçer. Yükselebilmenin, ilerlemenin ölçüsü, bu sevgidir. Allah’ı seviyorum diyenlerin, Ashabı Kiram gibi olmaları lâzımdır. Seven bir kimse, sevdiğinin sevdiklerini de sever. Sevdiğinin düşmanlarına düşman olur. Bu sevmek ve düşmanlık, bu kimsenin elinde değildir. Kendiliğinden hâsıl olur. Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)e tam ve kusursuz tâbi olabilmek için, Onu tam ve kusursuz sevmek lâzımdır. Tam ve olgun sevginin alâmeti de, O’nun düşmanlarını düşman bilmektir. O’nu beğenmeyenleri sevmemektir.

  2. #2

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    İki cihan saadetine, yani hem dünyada hem de âhirette sa- âdete, rahata kavuşmak, ancak ve yalnız, dünya ve âhiretin efendisi olan, Muhammed (Aleyhisselâm)a tâbi olmağa bağlıdır. Ona tâbi olmak için, iman etmek ve İslam hükümlerini öğrenmek ve yapmak lâzımdır. Kalpte doğru imanın bulunmasına alâmet, kâfirleri düşman bilip, onlara mahsus olan ve kâfirlik, dinsizlik alâmeti olan şeyleri yapmamaktır. Çünkü İslâm ile küfür, birbirinin aksidir, zıddıdır. Birinin bulunduğu yerde, diğeri bulunamaz, gider. Bunlardan birisine kıymet vermek, diğerine hakaret ve kötülemek olur. Kâfirlere kıymet veren, hürmet eden, Müslümanları tahkir etmiş, alçaltmış olur. Hak Teala, Âl-i İmrân sûresinin 149. âyetinde kâfirlere kıymet verenlerin ve küfre tâbi olanların aldandıklarını ve pişmân olacaklarını beyân buyurdu. Âyeti kerîmede meâlen: “Ey iman etmiş olan kimseler! Eğer siz o kâfir olmuş kimselere itaat edecek olursanız, sizi gerisingeriye (küfre) çevirirler de, sonra siz (dünya ve ahireti) kaybeden kimselere dönüverirsiniz.”

  3. #3

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Allahü Teala, kâfirlerin, kendi düşmanı ve Peygamberinin düşmanı olduklarım bildiriyor. Allahü Teala’nm düşmanlarını sevmek ve onlarla kaynaşmak, insanı Allahü Teala’ya ve Onun Peygamberine düşman olmaya sürükler.

    Sevmenin Alameti:
    Rabbimizin muhabbetine eren bir kimsenin O’nıfn rızasına ve huşu haline ulaşacağını bildiren şu rivayet ne kadar ibretlidir: “Ashabı kiram bir gün Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Selleni)Q şöyle sordular: “Bir mümini huşu içinde diğer bir mümini de huşu hali dışında görüyoruz. Bu farklılığın sebebi nedir?”
    Resulullah {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “İmanın tadını alan mümin, huşu sahibi olur. İmanın tadını alamayan mümin ise, huşu sahibi olmaz!”

  4. #4

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    “Peki imanın tadı nasıl elde edilir, ona nasıl ulaşılır?” diye sorulunca, Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular:
    “Ona, Allah sevgisinde sadık olmakla ulaşılır.”
    Ashabı Kiram: “Allah sevgisi ne ile elde edilir?” diye sordular. Resulullah {Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'. “Allah’ın Resulüne muhabbetle elde edilir. Bu sebeple siz, Allah ve Resulünün rızasını, her ikisine de muhabbet beslemekle arayınız” buyurdular.

    Peygamberimiz İle Yaşamak:
    Az fakat öz konuşmasıyla da bilinen Bistam’ın büyük velisi Harkânî (Kuddise Sirruh):
    - Ey Müslümanlar! diyor, günlük hayatınızı Peygamberimizle birlikte yaşamayı arzular mısınız?
    Bütün gün boyunca O’nunla beraber olmayı ister misiniz? Hep birlikte feryat ediyorlar:
    - İstemez olur muyuz? O’nunla birlikte olmak, bizim hayatımızın hedefidir. Ama nasıl olacak O’nunla birlikte olma? Bu mümkün olmaz ki?

  5. #5

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Büyük veli şöyle açıklıyor gün boyu Peygamberimizle birlikte olmayı:
    - Günlük hayatınızı herhangi bir günaha bulaşmadan tamamlarsanız, şükürler olsun bugün ben Peygamberimizle birlikte idim gün boyu, diyebilirsiniz. Çünkü Peygamberimiz de günlük hayatını günahsız tamamlıyor, günahsız tamamlayan insanlarla birlikte olacağını da bizlere haber veriyor! Öyle ise ilk meseleniz, günlük hayatınızı günahlara bulaşmadan tamamlamak olmalı, böylece gün boyu Peygamberimiz’le birlikte olmayı günün başında niyetlenerek hedef almalısınız...
    Ebu’l-Hasan Harkânî Hazretleri’nden böyle ders alanların içinde, o günün Türk hükümdarı Sultan Mahmud Gaznevi de vardı. O da artık günlük hayatını Peygamberimizle birlikte yaşamayı esas alıyor, onun ismini dahi abdestsiz ağzına almaktan utanacak kadar Peygamberimizi yanında hissediyordu... Bu sebeple Muhammed adındaki hizmetçisine her defasında çok sevdiği Muhammed adıyla hitap ettiği halde, bir defasında onu Muhammed adıyla değil de babasının adıyla çağırmıştı. Alışık olmadığı bu hitap şeklinden endişeye kapılan hizmetçi:

  6. #6

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    - Sultanım, dedi, bir kusur mu işledim acaba ki çok sevdiğiniz Muhammed ismimle değil de babamın adıyla çağırdınız beni?.. Sultan şöyle açıkladı durumu:
    - Seni Muhammed isminle çağırdığım sıralarda hep abdestli oluyordum. Bu defa ise abdestim yoktu. O yüce ismi ab- destsiz ağzıma almaya gönlüm razı olmadığından, babanın ismiyle çağırdım seni...
    İşte bu da günlük hayatı Peygamberimizle birlikte yaşama niyetinin, davranışlara akseden bir başka sevgi ve saygı tezahürü...

  7. #7

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Peygamber Sevgisi:
    Peygamber aşığı yoksul adam, rüyasında Peygamberimizi görür ve sıkıntı içindeki halini arz eder. Efendimiz buyurur ki:
    - Sabah erkenden kalkıp Hekim Ali Paşa’ya git, Ben’den selam söyle, sana yüz altın versin. Rüyana inanmazsa, perşembe akşamları okuduğu Yasin-i Şerifı’ni geçen perşembe okumadı, onu da hatırlat, Yasin hediyesini beklediğimi de söyle. Sabah namazdan sonra Hekim Ali Paşa’nm kapısını çalan yoksul adam rüyasını aynen anlatır:
    - Paşam, der, bu gece rüyamda Efendimiz’i gördüm, ‘Ali Paşa’ya Ben’den selam söyle, sana yüz altın versin’ dedi. ‘İnanmazsa, her perşembe okuduğu Yasin’i de geçen perşembe okumadı, onu da beklediğimi hatırlat’ dedi.
    Ali Paşa heyecanlanır. “Bir daha anlatır mısın?” der.
    Adam: “Efendimiz’in selamı var...” diyerek bir daha anlatır. Ama paşanın eli cebine bir türlü gitmez de, “bir daha anlatır mısın?” diye tekrar eder. Efendimiz’in selamı var, diyerek bir daha anlatır yoksul adam.

  8. #8

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Paşa bir daha, bir daha diye tekrarlayınca:
    - Paşam der, vermeyeceksen verme, neden bir daha anlatır mısın? diye tekrarlatıp duruyorsun?..
    - Evladım, der Paşa. Tekrarladığın her selam benim için o kadar kıymetli ki her bir selama 100 altın paha biçiyorum. O’nun selamının her birine 100 altın feda olsun. Yedi defa selamı var dedin, yedi yüz altın kazandın, var gönül hoşlu*ğuyla harca yedi yüz altını., diyerek altınları Peygamber’i rüyasında görecek kadar Peygamber aşığı yoksulun avucu içine bir bir sayar, bundan sonra da ekler:
    - Bir daha görüşecek olursan, yeni selamlarını ve emirlerini beklediğimi de söyle. Ne emrederse başım gözüm üstüne yerine getirmeye hazır bekliyorum burada...

Benzer Konular

  1. Peygamberimizi Rüyada Nasıl Görürüz
    Konu Sahibi wind Forum Lahuti Dilek Duaları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 11.Ağustos.2014, 19:08
  2. Rüyada Peygamberimizi Görebilmek İçin Dua
    Konu Sahibi wind Forum Lahuti Dilek Duaları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 23.Haziran.2014, 01:46
  3. Peygamberimizi Rüyada Görmenin Faziletleri
    Konu Sahibi Fırtına Forum Lahuti Dini Bilgiler
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 21.Ekim.2012, 20:23
  4. Peygamberimizi Rüyada Görme Duası
    Konu Sahibi Fırtına Forum Lahuti Dilek Duaları
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 21.Ekim.2012, 20:21
  5. Peygamberimizi Rüyada Görmek İçin Dua
    Konu Sahibi wind Forum Lahuti Dilek Duaları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 10.Eylül.2012, 22:07

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •