Doğru
Doğru
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 11 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Peygamberimizin Doğumundaki Mucizeler

  1. #1

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart Peygamberimizin Doğumundaki Mucizeler

    Doğru
    Hakkın batıldan ayrıldığı, zulmetin ortalıktan kalktığı, bütün dalaletin ortadan kalkıp yerine hidayetin indiği, bütün beşeriyeti kaplayan küfür ve cehalet bulutlarının parçalanıp sıyrıldığı bu mutlu ve şerefli gece sadece Müslümanlar için değil, bütün insanlar için mukaddes ve şerefli bir gecedir. İşte, "Sen olmasaydın, ey Habîbim, felekleri (kâinatı) yaratmazdım" kudsî hadisi, bu sırra işaret etmektedir. Ayrıca, Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Selletri)in risâleti diğer peygamberler gibi hususî değil, umumi ve cihânşü- mûldür. Buna binâen elbette dünyaya teşrifleri esnasında birtakım hârikâ hâdiseler vücuda gelecekti. Ve bu hâdiseler akıl ve basiret sahiplerini düşünceye sevkedecekti. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)m dünyaya teşrifleri esnasında belli başlı şu hârikâ hâdiseler meydana geldi.

    (1) Teşrif ettikleri gece bir yıldız doğdu.
    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in meşhur şâiri Hassan bin Sâbit (Radıyallahü Anh) bu hususu şöyle anlatmıştır:
    “Ben sekiz yaşlarında var yoktum. Bir sabah vakti, Yahudînin biri 'Hey yahudîler' diye çığlık atarak koşuyordu, yahudîler, 'Ne var, ne yırtınıyorsun? ’ diyerek adamın başına üşüştüler. yahudî şöyle haykırıyordu: '"Haberiniz olsun, Ahmed’in yıldızı bu gece doğdu. Ahıııed bu gece dünyaya geldi, yahudîler arasında birçok âlim vardı. Bunlar, kitaplarında Allah Resulünün geleceğini görüp, öğrenmişlerdi. Yıldızlardan hüküm çıkarmada da usta sayılırlardı. Efendimizin doğumu gecesinde bir yıldız parlamış ve yahudî âlimler hu yıldızdan Ahirzaman Peygamberinin dünyaya teşrif ettiklerini anlamışlardı.

    Rivayet edildi ki: Mekke'de, ticaretle uğraşan bir yahudi Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in doğduğu gece, doğuşuna alâmet olan yıldızın doğduğunu görmüş, katıldığı Kureyş meclislerinden bir mecliste:
    - “Ey Kureyş cemaati! İçinizden, bu gece çocuğu doğan oldu mu? ” diye sormuştur.
    - “Vallahi, bilmiyoruz!” dediler.
    Bunun üzerine, yahudi:
    - “Ey Kureyş cemaati! Size söylediğim şeyi ezberleyiniz! Bu gece, bu âhir zaman ümmetinin peygamberi doğmuştur! Onun iki küreği arasında, üzerinde tüyler bulunan kırmızımtırak bir ben de vardır! ” dedi.
    Meclistekiler, yahudinin sözlerinden hayrette kalarak meclisten dağıldılar. Onlardan her biri, evlerine varınca, Yahudi 'nin söylediklerini ailelerine haber verdiler.
    Bazılarına, aileleri:
    - “Abdullah bin Abdulmuttalib 'in bir oğlu doğdu. Kendisine, Muhammed ismini verdiler” dediler.
    Onlar, o günden sonra, yahudinin evine gidip:
    - “Bizim içimizde bir çocuk doğduğunu duydun mu, öğrendin mi? ” dediler, yahudi:
    - “Ben size onun doğduğunu haber verdikten sonra mı, yoksa önce mi doğdu? ” diye sordu.
    - “Önce doğdu!” dediler.
    Dileği üzerine, kendisini Hazreti Amine nin evine götürdüler, yahudi, Hazreti Amine'den, oğlunu yanına çıkarmasını istedi; çıkarıldı.
    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in arkasındaki Peygamberlik mührünü görünce, yahudi bayıldı. Ayıldığı zaman, kendisine "Yazıklar olsun sana! Ne oldu sana? " dediler.
    yahudi:
    - “Vallahi, artık İsrail oğullarından peygamberlik gitti! Ellerinden Kitap da gitti! Bu, İsrail oğullarının öldürüleceklerine ve bilginlerinin de itibarlarının kalmayacağına verilmiş bir hükümdür! Araplar, peygamberlikle, büyük bir izzet ve şerefe erecekler! Ey Kureyş cemaati! Sevininiz! Vallahi, siz; haberi doğudan batıya kadar ulaşacak bir atılım ve yenme gücüyle güçleneceksiniz!" dedi.

  2. #2

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    (2) Yeryüzündeki bütün putlar yüzüstü yere düştü.
    Kureyş'ten Varaka bin Nevfel, Zeyd bin Anır bin Nüfeyl, Abdullah bin Câhş ve Osman bin Huveyris'in de içinde bulundukları bir gurup insan, etrafında toplandıkları bir putun yanında idiler. Putun âniden devrildiğini gördüler. Bunu yadırgayıp şaşırdılar... Putu kaldırıp yerine koydular. Fakat put, derhal yine yıkıldı. Onu yine eski hâline getirdiler. Fakat put üçüncü defa tekrar yere kapandı. Bunun üzerine Osman bin Huveyris: "Bunun mühim bir sebebi olsa gerek!" diye konuşmaktan kendisini alamadı. Hâlbuki o gece Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Selleın)in doğduğu gece idi. Onlar, putu yine kaldırıp eski hâline iade ettiler. Bu sırada putun bulunduğu taraftan bir ses işittiler. Bu ses diyordu ki: "O, bir şerefli çocuğun doğmuş olması sebebiyle devrilmiştir! Öyle bir çocuk ki, onun doğumu ile dünyanın doğusu ve batısı nura boyanmıştır. Bu sebeple, bütün putlar yere devrilmiştir. Kralların kalplerine korku girmiştir. İran ’in asırlardır yanmakta olan ateşi sönmüş, onların Şâh'ının kalbine büyük bir üzüntü dolmuştur. Gaybden haber vermeye çalışan kâhinler, ne doğru, ne de yalan hiçbir şey söyleyemez olmuştur. Ey Kusay Oğulları, aklınızı başınıza alıp putlara tapma sapıklığından vazgeçiniz! İslâm'a dönünüz, O'nun güzel ve geniş dairesine giriniz!"

  3. #3

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Kureyş müşrikleri, yeryüzünde Allah 'in tek ma 'bud oluşunun içinde ve üstünde ilk olarak abideleştiği Kâbe ’yi putlarla karanlıklara boğmuşlardı. Ne var ki, henüz Tevhid temsilcisi Resûl-i Kibriyânın dünyaya gözlerini açnıası karşısında bile, çoğu yerlerine kurşun ile perçinlenmiş bu putlar, hâdisenin azametine dayanamayarak yerlere yıkılıverdiler.
    Bu hâdisenin ifâde ettiği mânâ büyüktü: Dünyaya teşrif eden bu Zât, kendisine verilecek vazife gereği kapkaranlık şirk inancını ortadan kaldıracaktır. Gönüllerde pâk, nezih ve sa- âdet dolu Tevhid inancını bayraklaştıracaktır.
    Dünya buna şâhid oldu. O Resûl-i Zîşan, kısa zamanda Kâbe ’yi cansız putlardan temizlediği gibi, gönüllerdeki putları da Islâm îmânı ile yok ediverdi.

  4. #4

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    (3) Dünyaya teşrifleri ânında, doğu ve batıyı küçük bir oda gibi aydınlatan bir nur görüldü.
    Demek ki, dünyaya gelen zâtın tebliğ edeceği din, doğu ve batıyı bütün ihtişamıyla kucaklayacak, insanlığı şefkatli sinesinde terbiye edip okşayacaktı
    (4) Şam’da 1000 seneden beri akmayan Semâve Nehri’nin kuru yatağı su ile doldu, taştı.
    (5) Takdis edilen Sâve (Tabeıiyye) gölü yere battı.
    Bu da, gelen zâtın, Allah 'in izni olmayan şeylerin takdis e- dilmesini yasaklayacağının ifâdesi idi.

  5. #5

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    (6) İran’da ateşperestlerin İstahrâbad şehrindeki tapmağında bin yıldan beri aralıksız yanan ateşi söndü.
    Mecûsiler bu ateş yığınını kendilerine ilâh kabul etmişlerdi. Efendimizin dünyaya teşrifleri ile birlikte bu kocaman ateş, sanki okyanusların istilâsına uğramış basit bir ateşmiş gibi sönüverdi. Demek ki, gelen zât, putperestlik gibi, ateşpe- restliği de bir çırpıda ortadan kaldıracak ve yeryüzünü Tevhid m eş ’alesiyle aydınlatacaktı.

  6. #6

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    (7) İran hükümdarı kisranm eşsiz güzelliğindeki sarayının 14 kulesi yıkıldı. Doğduğu gece, kisranın sarayının kulele*rinden başka Dicle kıyısındaki nefis köşkü de sular altında kalıp çöktü; tamir ettirdi yine sulara battı ve kisra canını zor kurtardı. Devrin ileri gelenleri garip garip rüyalar gördüler. Rüyaları, Şam’ın, Irak’ın, İran’ın, Dicle’nin ve Fırat’ın İslam’ın mülkü olacağını haber verdiğine da*ir en anlamlı kâhinler yorumlar yaptı.
    Kâinatın Efendisinin doğduğu geceydi... Saatler, doğum anla*rını gösteriyordu. Derin bir uykuya dalan Medâyin şehri kor*kunç bir çatırtı ve gürültü sesiyle uyandı. Hükümdarla birlikte halk da heyecan içinde yataklarından fırladı. Manzara kor*kunçtu ve telaş verici idi. Hükümdar Sarayının o sapa sağlam burçlarından on dördü çatırdayarak yıkılıvermişti. Geceyi korkular içinde geçiren Kisrâ sabaha çıkar çıkmaz memleketi*nin dinî reislerini derhal bir toplantıya çağırdı. Toplantıda, cereyan eden hâdisenin neyin nesi olduğunu görüşeceklerdi. Kisrâ tacını giymiş tahtına oturmuştu. Henüz müzakereye başlamamışlardı ki, doludizgin yaklaşan bir atlı, elinde bir mektup getirdi. Mektupta, İstahrabat’ta binlerce seneden beri ışıl ışıl yanan ateşlerinin söndüğü haber veriliyordu.

  7. #7

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Bu haber, Kisrâ ’nın korku ve heyecanını daha da arttırdı. Bu sırada toplantıda bulunan İran baş kadısı Mûbezan söz alarak gördüğü bir rüyâyı anlattı: "Gördüm ki yüzlerce kükremiş deve, önlerine şaha kalkmış Arap atları olduğu halde Dicle suyunu geçti ve İran topraklarına yayıldılar." Kisrâ, doğru sözlü, bilgili ve adaletli Mûbezan 'ın bu riiycı- sını da mânâlı buldu. Sinirleri fazlasıyla gerilmişti. Bu mu*ammayı çözmek istiyordu. Bilgisine ve irfâmna güvendiği Mûbezan ’a sordu: "Peki, bu neye işaret olabilir?" Başkadı- mn cevabı kısa ve öz oldu: "Arapkir tarafından çok önemli birşeyler olacağına işâret olabilir."
    Kisrâ, bunun üzerine derhal Hîre Valisi Numan bin Miinzi- r ’e bir mektup yazdı. Mektupta, "Bana orada bulunan âlim*lerden, suallerime cevap verebilecek kudrette biri varsa gönder!" diyordu.

  8. #8

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Mektubu alan Numan, işin ciddiyetini anladı ve derhal Ab- dü ’l-Mesîh bin Anır adında bir bilgini Medayin ’e gönderdi. Gelen âlimi hükümdar derhal huzura kabul etti. Cereyan eden hâdiseleri anlattıktan sonra, kendisinden bu hususta bilgi iste*di. Abdü ’l-Mesih, Kisrâ ’ya hâdiseler hakkında bir bilgi vere*meyeceğini söyledi ve ilâve etti: "Şam yakınında Câbiye’de oturan dayım Satîh ’de bunlara cevap verecek bilgi vardır." Bunun üzerine Kisrâ, Abdü ’l-Mesîh 7 Satîh 'ten hâdiseler hakkında bilgi almak üzere vazifelendirdi. Meşhur Şam kâhini Satîh kemiksiz, âdetâ âzâsız bir vücud, yüzü göğsü içinde bir acûbe-i hilkat ve çok yaşlı bir kâhindi. Dâimâ sırt üstü yatardı. Bir yere götürülmek istendiği zaman bohça gibi katlanırdı. Gaipten verdiği doğru haberler, o zamanın insanları arasında meşhurdu.

  9. #9

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Abdü ’l-Mesîh, dağ taş demeden yol alarak dayısı Satîh ’in yanına vardı. O sırada Satîh, hayatının son anlarını yaşı*yordu. Şiddetli hastalık içinde kıvranıyordu. Hastalığın şid*deti dudaklarından konuşma kudretini de alıp götürmüştü ki, gelen adamın ne selâmını alabildi ve ne de konuşabildi. Fakat, Abdü ’1-Mesîlı olup bitenleri anlatınca iş birden de*ğişiverdi. Ölüm döşeğinde ecelle pençeleşen Satîh gözlerini birden açtı ve sanki kabir kapısına değil, dünya evinin kapısına yeni ayak basacakmış gibi canlanarak heyecan içinde haykırdı: "Ey Abdü’l-Mesîh! İlâhi vahyin okunması çoğalacak. Asâ'nııı sahibi Peygamber olarak gönderildi. Seınâve Vadisini su bastı, Farslarm ateşi söndü. Artık Şam da Şam değil, Satîh için.
    Şunu iyi bil İd, zaman üzerinde hükmü geçerli olan mutlak Hâkim, böyle istedi ve gelen peygamberle nebîlik ipinin iki ucunu düğümledi."

  10. #10

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Derin bir nefes çektikten sonra da ilâve etti: "Sâsânîlerden, yıkılan burç sayısınca hükümdar gelecek ve sonra hüküm yerini bulacaktır."
    Bu cümleler, Satîh ’in dudaklarından dökülen son sözler ol*du. Sanki bu gerçeği dile getirmek için bekleyip durmuştu. Sözlerini bitirir bitirmez gözlerini kapadı ve ruhunu Yüce Allah ’a teslim etti.
    Meşhur kâhin Satîh, bu sözleriyle açıkça Âhirzaman Pey*gamberinin dünyaya gelmiş olduğunu haber veriyordu. O âna kadar bir benzeri görülmemiş bu hâdise, dünyaya o ge*ce şeref veren zâtın beraberinde getirdiği sönmez nûr ile karanlık inancı içinde kıvranan İran saltanatını ortadan kaldıracağına işaretti. Nitekim, tarih buııa şahid oldu ve hâdiseler Satîh 'in haber verdiği gibi cereyan etti: İran Devleti,67 yıl süren on dört hükümdarın idaresinden sonra, Kadi- siyye 'de Hâtemii ’/-Enbiyânın ordusu tarafından İslâm top*raklarına katıldı.

Benzer Konular

  1. Peygamberimizin Oğulları
    Konu Sahibi kısmet Forum Hz Muhammedin Hayatı
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Temmuz.2014, 02:27
  2. Peygamberimizin Şeceresi
    Konu Sahibi kısmet Forum Hz Muhammedin Hayatı
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 25.Temmuz.2014, 02:20
  3. Peygamberimizin Salavatı
    Konu Sahibi wind Forum Salavatlar
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 17.Mart.2014, 01:17
  4. Peygamberimizin Hanımları
    Konu Sahibi SOLAK Forum Hz Muhammedin Hayatı
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 20.Kasım.2012, 22:31
  5. Peygamberimizin Yaşamında Dua
    Konu Sahibi Fırtına Forum Dualar Hakkında Konular
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 17.Kasım.2012, 20:09

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •