Doğru
Doğru
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 14 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Doğumundan Sonraki Müjdeler

  1. #1

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart Doğumundan Sonraki Müjdeler

    Doğru
    Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) doğumuna yakın zamanlara kadar, Hicaz dolaylarında İsmail oğullarından bir âhir zaman peygamberinin geleceği, ismine ve sırtındaki mühre kadar biliniyordu ama, henüz Allah hiç kimseye o zatın Hazreti Muhammed (s.a.v.) olacağını açıklamamıştı.
    Mukaddes kitaplar ve Hanifler, Allah’ın birliğinden ayrılmayan çeşitli dinlerdeki rahipler fazla bir ilhamla henüz yüklü değildiler.
    Bu hakikate erenlerin ilklerinden iki kadın vardır.
    Kaş Arasındaki Nûr
    Kadınlardın birisi Hazreti Hatice’nin amca kızı Ümmü Kartal’dır. Diğeri de Has’am kabilesinden, Tebale’den Mürre’nin kızı kâhin Fatma’dır.
    Bu iki kadın Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) babası Abdullah’ın iki kaşı arasındaki beyaz nuru görmüşler ve Peygamber babası olacağıyla müjdelemişlerdir. Onun annesi şerefine yükselmek için Abdullah’a evlenmelerini teklif etmişlerdir. Fakat Abdullah her iki kadını da ret etmiş ve Amine ile evlenmiştir.
    Kâhin Fatma’nın arzusunu red ederken Abdullah’ın şu türlü bir şiir söylediğini İbni Abbas (r.a.) rivayet eder:
    Ölüm, harama katlanmağa Daima tercih olunur.
    Teklif edilen helâl olsa bile
    Onun helâl olduğunu açıkça bildikten sonra
    Ancak kabul ederim.
    O halde senin arzuladığına Ben nasıl katlanabilirim?..
    Kâhin Fâtıma, Abdullah’ı, Âmine’den ayrıldıktan sonra görmüş, lâkin alnındaki Nûr’un yok olduğunu derhal farkederek kalbinden taşan ilhamları dile getirmeden edememiştir:
    Ben onun yüzünde Hayr’m ışıklarını gördüm...
    Onun parlamasıyla yağmur dolu siyah bulutlar aydınlandılar.
    Dolunay yeryüzünü nasıl nura boğarsa,
    O nûr da hem sahibini hem de dünyayı Öylesine tutuşturmuştu.
    Ben nuru elde etmek istiyordum..
    Böylece iftihar edecektim..
    Şeref kazanacaktım.
    Fakat hakikat acıdır,
    Her çakmak taşını çakan Ateş çıkaramaz.
    Zühre kızı Âmine şanslı çıktı.
    Kavuştuğu hayr ve saadet
    Tariflere sığmayacak kadar hoş ve büyüktür.
    Diğer birisinde de şöyle yakınmıştır:
    Ne yazık ki Âmine Abdullah’tan soyup aldığı Hayrın büyüklüğünden habersizdir.
    Ey Haşim Oğulları!..
    Âmine’nin Abdullah’tan nuru çekip alması Fitillerin kandilin yağını çekmesine benzer. Gençlerin her kaybettikleri şey Zaaflarından değildir.
    Her kazandıkları da, azim mahsulü olmaz. Sen arzuna kavuşmak için güzel davran... Seni arzuna ya buruşuk, uyuşuk bir el Veya parmak uçlarına kadar açılmışı kavuşturur.
    Zühre kızı Âmine, kardeşiniz Abdullah’tan Nuru çekip almakla öyle bir şeref kazandı ki, Onun ikinci bir benzeri yoktur.

  2. #2

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Bir Kehanet
    O devrin meşhur şairlerinden Hassan vardı. İlk müslümanlardandır. Hazreti Muhammed’i (s.a.v.) dai*ma desteklemiş, vazifesinde yardımcı olmuştur.
    Bu ermiş zat, şüphesiz Allah’ın müsaadesiyle Haz*reti Muhammed’in (s.a.v.) doğduğu gece söylediği şiirle bunu insanlığa haber vermiştir.
    O zaman kendisi Medine’deydi. Hiçbir şeyden haberli değildi. Mukaddes kitapların haber verdiği Ahmed adlı son peygamberin yeryüzüne ayak bastığını, gözlerini cihana açtığını müjdelemiştir.
    O gece Medine’de söylediği şiirde şu beyiti vardı çünkü:
    “Ahmed’in yıldızı bu gece doğdu.”

  3. #3

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Süt Ninesinin Söyledikleri
    Bilindiği gibi, Hazreti Muhammed’i (s.a.v.) annesi Âmine, sütü yeterli olmadığından ancak yedi gün kadar emzirebilmiştir. Hazreti Muhammed’i (s.a.v.) bir zaman Ebû Leheb’in azatlısı Süueybe, dört ay da Abdül- muttalib’in dadısı Mirvaha emzirmiştir.
    Hazreti Muhammed (s.a.v.) bunlardan sonra Ha- lime’ye verilerek Benî Sâd kabilesine gönderilmiştir. Hazreti Muhammed (s.a.v.) burada çocukluğunu ge*çirmiştir.
    Halime, Hazreti Muhammed’i (s.a.v.) aldığı za*man, sütü çekilmişti, oğlu Hamzâ’yı bile emziremiyor- du.
    Fakat Hazreti Muhammed’e (s.a.v.) bağrını açtığı vakit göğüslerinden süt taşmıştır.
    Halime, Hazreti Muhammed’i (s.a.v.) iki yaşında sütten kesti.
    Lâkin annesine vermedi. Mekke’nin havasının sı*caklığını ileri sürerek Onu yanında alıkoydu. Öylesine seviyordu.
    Hazreti Muhammed (s.a.v.) biraz daha büyüdü. Halime, Hazreti Muhammed’e (s.a.v.) dikkat ediyordu. Fakat Ona garip haller gelmişti. Halime, Hazreti Mu*hammed’e (s.a.v.) cinnet geliyor diye korktu. Bir kâhine koştu.
    Kâhin:
    “Sana bırakılan emanet çok büyüktür. Onu sahi*bine teslim etsen, bütün insanlığa hayır işlersin.” öğü*dünde bulundu.
    Bu ihtar üzerine Halime, Hazreti Muhammed’i (s.a.v.) Amine’ye iade etti.

  4. #4

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Toplumun Kanaatleri
    Küçükten beri Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) dav*ranışlarını ve ahlâkını izleyen Mekkeliler de artık bir ka*naat sahibiydiler. Onun kendileri gibi değil, apayrı bir özellikte yaratılmış olduğunu anlamışlardı.
    Pek birbirlerine açılamamakla beraber, Hazreti Muhammed’den (s.a.v.) ileride çok şeyler bekliyorlardı.
    Hazreti Muhammed (s.a.v.) peygamber olduktan sonra, hemen hemen hepsi, daha çocukluğundan beri aynı fikri taşıdıklarını söylemişlerdi.
    Bilhassa Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) annesi Amine, oğlu için tam bir güven sahibiydi. Daha Hazreti Muhammed (s.a.v.) beş yaşında olduğu halde, gelece*ğini yaşamış, çevresindekilere kalbindekileri anlatmıştı. Ruhunu teslim ederken bile dilinde oğlunun Allah tara*fından bağışlanan hususiyetleri vardı.

  5. #5

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Allah’ın İhsanları
    Allah, Hazreti Muhammed (s.a.v.)’in her dileğini yerine getiriyordu. Onu öylesine seviyordu ki, vasıta edildiği zaman ihsanlarını esirgemiyordu.

    Hazreti Muhammed (s.a.v.) henüz çocukken sü*rekli ve korkunç bir kuraklık oldu. Mekkeliler birçok ke*reler yağmur duasına çıktılar, fakat hiçbir sonuç alama*dılar.
    Nihayet Abdülmuttalib, oğlu Ebu Talib’e, Hazreti Muhammed’i (s.a.v.) hazırlamasını söyledi. Birlikte Kubeys Dağına gittiler.
    Ebu Talib’den Hazreti Muhammed’i (s.a.v.) alan Abdülmuttalib, Onu Kabe’ye çevirerek göklere kaldırdı ve üç defa: “Yârab, şu çocuk hakkı için!..” dedi.
    Dua kabul olundu. Aradan bir saat geçmeden gökyüzü bulutlarla kaplandı.
    Öyle bir yağmur yağdı ki, sellerin Kabe’yi götüre*ceğinden korkuldu.
    Halk Abdülmuttalib’e teşekkür etti ve şairler şiirler söylediler.
    Hazreti Muhammed (s.a.v.), Hazreti Hadice (r.a.) ile evlendikten sonra yine böyle sürekli bir kuraklık ol*muştu. Ebu Talib, Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) çocuk*luğundaki yağmur duasını hatırlayarak onu istemişti. Hazreti Muhammed (s.a.v.) tekrar dağa çıktı ve dua etti. Çölü kuraklıktan kurtardı.
    Bütün bu olaylar halk arasında Onun ilahi kudret tarafından sevildiği, ilerde önemli vazifelerle görevlendi*rileceği inancını pekleştirdiler.Diğer Belirtiler
    Hazreti Muhammed’i (s.a.v.) toplumdan ayıran bazı açık belirtiler de oluyurdu.
    Gelecek peygamberin Ahmed adı onundu. Sırtın*da anlatılan mühürü vardı.
    Görenlerden rivayet edildiğine göre, Onu bir bulut daima güneşten korurdu.
    Kırlarda dolaşırken dağ-taş titreşir selâma durur*lardı. Ağaçlar yerlere kapanırlardı.
    Oturduğu yere dallar uzanır, üzerini gölgelerdi.

  6. #6

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Bir Yahudi
    Hazreti Hadice (r.a.), gördüğü rüyayı amcaoğlu Varaka’ya yorumlayıp ahir zaman peygamberiyle evle*neceği müjdesini aldıktan sonra, onun kim olabileceği, merakına düşmüştü.
    Bir gün azatlısı Nefise’yle beraber Kabe’nin gölge*liklerinde otururlarken, bir Yahudi onlara doğru geldi. Gölgelikte başka kadınlar da vardı. Hepsi putperesttiler.
    Yahudi, önce şiirler okudu. Sonra Hazreti Hadice’nin (r.a.) gözlerinin içine manalı manalı bakarak sordu:

    — Âhir zaman peygamberinin gelmesi yakındır. Acaba içinizde hangisi Ona eş olmaya hazırlanıyor?
    Bunun ne demek olduğunu ancak Hazreti Hadice (r.a.) anlamıştı. Diğer kadınlar sinirlenmişler, Yahudi’yi taşa tutup, kovalamışlardı.

  7. #7

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Nufeyl Oğlu Zeyd’in İlhamı
    Siyerlerde birçoklarının isimleri açıklanarak Nufeyl oğlu Zeyd’in onlara şunları anlattıkları doğrulanır:
    — İsmail soyundan, Abdülmuttalib oğullarından bir peygamber geleceğini bekliyorum. Fakat Ona kadar yaşayacağımı ümit etmiyorum. Ona inanıyor, peygam*berliğine şahadet ediyorum. Uzun ömürlü olup Onun çağında yaşarsanız kendisine selâmımı söyleyin. Tanı*manız için Onun vasıflarını da anlatayım: Boyu uzun ve kısa da değildir. Saç ve kılları karardır. Gözleri daima kırmızıdır. İki kürek kemiği arasında peygamberlik müh*rü vardır. Adı Ahmed’dir. Bu şehirde doğacak, pey*gamber olacaktır. Fakat halk Mekke’den Onu çıkara*caklar, O da Yesrib’e göçecektir. Orada dini yayılacak*tır. Onun hakkında aldatılmaktan sakının. Çünkü ben İbrahim’in dinini araştırmak üzere bütün ülkeleri dolaş*tım. Ne dinden olursa olsun kendilerine danıştığım bil*ginler hep aynı konuştular:
    “Senin aradığın din arkanda, yani geldiğin yerde*dir.” dediler. Size anlattığım vasıflarını ve başına gele*cekleri saydılar.”

  8. #8

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Kabe’deki Olaylar
    Yine siyerlerde Hazreti Peygamber Mustafa’nın zuhurundan bir ay önce Kabe’de olan bazı hâdiseler anlatılır.
    Bu hâdiselerden birisi çok önemlidir. Çünkü aynı hâdiseyi iki ayrı kişi birbirine yakın şekilde anlatmışlar*dır.
    Hazreti Ömer’in (r.a.) hikâyesi:
    — Biz Cahiliyet çağında putlardan birinin yanında bulunuyorduk. Aramızdan biri bu puta bir dana kurban kesmişti. Biz de dananın eti bölünürken hissemizi almak maksadıyla putların yanında duruyorduk. Bu sırada da dananın içinden, hiçbir vakit benzerini işitmediğim bir ses: “Ey Zarih ailesi, doğru iş olacaktır. Bir tanrıdan başka yaratan yoktur.” diyordu. Bu hâdise İslâmiyet’in zuhurundan bir ay veya bir yıl önce cereyan etti.
    Cübeyr, babası Mut’im’den dinlemiş:
    — Biz, Allah Elçisi zuhur etmeden bir ay önce Buvane putu yanında oturuyorduk. Kurban olarak de*veler kesmiştik. Bir devenin içinden:

    “Benden acayip sözler işitiniz. Gökten vahy çal*manın arkası kesildi. Biz Mekkeli Ahmed Peygamber hürmetine gökten haberler çalmak isteyen şaytanları, parlayan ateş parçalarına tutuyoruz. O, Mekke’den Yesrib’e hicret edecektir.” diye ses geldi.

  9. #9

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    4. Kendisine Açıklananlar
    Hazreti Muhammed (s.a.v.), doğumundan önce ve sonra zuhur eden hakkındaki müjledelerden haberli miydi?.. Ne düşünüyorlardı? Allah Ona da herhangi bir şekilde peygamber olacağını hissettirmiş miydi?..
    Bunlara en doğru cevabı verebilmek için bazı ayırmalar yapmak gerekmektedir.
    Bilinenler
    Muhakkak ki, Hazreti Muhammed (s.a.v.) de mu*kaddes kitapların müjdelerinden haberliydi. Adı, müh*rü, kendisine has ahlâk ve meziyetleriyle beklenen pey*gambere uymaktaydı. Rahib Bahira, Nastura ve Haniflerden çoğu bunları söylemişlerdi.
    Yağmur duasına çıktığı vakit isteklerinin kabul edildiğini bizzat görüyordu. Onu gölgeleyen bulut, se*lâm veren ağaç ve kayalar meydandaydılar.
    Hazreti Hadice (r.a.), gördüğü rüyayı kendisine hikâye etmişti.
    Bunlardan ayrı olarak kendisinin yaşadıkları da vardı.

  10. #10

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Kendi Yaşadıkları
    Gözlerinin önünden sık sık beyazlıklar (melekler) geçer giderdi. Peygamberliğine yakın yıllarda rüyalarını gündüz aydınlığında görürdü. Hepsi de behemehal ha*kikat olurlardı.
    Köle Meysere’yle beraber, Hazreti Hadice’nin ker*vanını Şam’a götürüp Rahib Nastura’nm manastırı ya*kınlarında konakladığı zaman, Rahip Nastura Onun hakkında köle Meysere’ye anlattıklarını duyan bir yahudi, Hazreti Muhammed’i (s.a.v.) evine yemeğe davet etmişti. Maksadı evde Hazreti Muhammed’i (s.a.v.) öldürmek, böylelikle âhir zaman peygamberini arayanlardan mükâfat almaktı. Bu yahudinin karısının bir gözü kördü. Yahudi, karısına sofrada iken tavana çıkmasını ve Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) başına taş atmasını tenbihlemişti.
    Kadın bunu yapmaya kararlıydı. Ancak, Hazreti Muhammed (s.a.v.), davete icabet edince, kadın kim olduğunu merak ederek bakmış, kör olan gözü açılmıştı.

    Bunun üzerine Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) ke*ramet sahibi bir insan olduğunu anlamış, sofrada taşlan Hazreti Muhammed’e (s.a.v.) değil, kocasının ve çocu*ğunun başına atarak onları öldürmüştü.
    Hazreti Muhammed (s.a.v.) bu olaydan da haber*liydi.
    Ayrıca İbni Abbas’tan şu vaka da hikâye edilir:
    Âmiroğullarından birisi Hazreti Muhammed’e (s.a.v.):
    “Bana iki kürek kemiğinin arasındaki mührü gös*ter, ben de karşılığında eğer hasta isen seni tedavi ede*yim, çünkü kavmimin en usta doktoruyum.” teklifinde bulunmuştu.
    Hazreti Muhammed (s.a.v.): “Demek bir mucize arzu ediyorsun?..” diye sormuştu.
    — Evet, işte şu hurma salkımını çağır da gelsin.
    Allah Elçisi hurma salkımına bakmış, salkım titre*miş ve dalından koparak gelmiş ve gitmişti. Teklifi ya*panın kanaati şu olmuştu:
    — Ben bundan daha yüksek sihirci görmedim!

Benzer Konular

  1. Doğumundan Önceki Müjdeler
    Konu Sahibi kısmet Forum Hz Muhammedin Hayatı
    Cevap: 6
    Son Mesaj : 25.Temmuz.2014, 02:19

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •