Doğru
Doğru
Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan BirinciBirinci 12
Toplam 16 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 16 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Peygamberimizin Mucizeleri

  1. #11

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart

    Doğru
    “Peygambersen Ay’ı iki parça yap!” dedi.
    Hazreti Muhammed (s.a.v.) dayanamadı, Allah’a dua etti... Hakikaten Ay ikiye bölündü. Bir parçası da*ğın üstünde, diğeri önündeydi. Hazreti Muhammed (s.a.v.) çevresindekilere: “Allah için şahid olun.’' buyur*du.
    Ay’ın ikiye ayrılmasını yalnız dağdakiler değil, yol*cular da görmüşlerdi. Mekke’ye gelince söylediler. Fa*kat müşrikler bu mucizeyi Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) sihirbazlığına verdiler.
    Başka bir gün mehtabda müşrikler bir kere daha Hazreti Muhammed’den (s.a.v.) Ay’ı ikiye ayırmasını istemişlerdir. Hazreti Muhammed (s.a.v.) de bu mucize*yi tekrarlamıştır.
    16. İsrâ Mucizesi:
    İsrâ, gece yürüyüşü demektir. Hicret’ten bir yıl önce, Nübüvvetin on ikinci yılında, yani 621’de tahak*kuk etmiştir. Recep ayını şereflendirmiştir.
    Bu mucize Kur’an’da yer almıştır:
    Hazreti Muhammed (s.a.v.), o gece ya Mescid-i Haram’daydı veya Ebû Talib’in kızı Ümmi Hâni’deydi. Esasen Harem’in hepsi Mescid-i Haram’a girer.
    Oradan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya gitmiştir. Yer, mesafe, zaman mevzubahis olmamıştır.

  2. #12

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart

    Yürüyüşün ruhani mi, yoksa cismani mi olduğun*da ihtilaf vardır.
    Fakat, hangi türlü olursa olsun, o zamanlar Mescid-i Aksa’dan ötede başka bir mescit yoktu. Allah bu yürüyüşü Kur’an’da teyit etmiştir:
    « Kulunu (Muhammed sallallahü aleyhi ve sellemi) bir gece Mescid-i Haram’dan (alıp) Mescid-i Aksa’ya kadar götüren (Zat-i ecelli ve a’lâ her türlü nok*sanlardan) münezzehtir. (O Mescid-i Aksa ki) biz onun etrafında (feyz ve) bereket verdik. (Ve bu gece yolculu*ğunu) Ona (o peygambere) âyetlerimizden bazısını gös*terelim diye (yaptırdık). Şüphesiz ki o, (asıl) o (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) kemaliyle görendir. »
    (El-İsra: 1)
    17. Miraç Mucizesi:
    Miraç, göğe çıkmak, yükselmek demektir. Miraç mucizesi, İsrâ Yürüyüşü’nün devamıdır. Hazreti Mu*hammed (s.a.v.) o gece Mescid-i Aksa’ya gittikten sonra oradan Allah’ın huzuruna varmak için Cebrail’e teslim olmuştur.
    Miraç mucizesinin de bedeni veya ruhi olduğunda ihtilâf vardır. O da hakikattir.
    Miraç mucizesi, çeşitli kitaplarda, rivayetlere istinat ettirilerek başka başka anlatılır.

  3. #13

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart

    Bunlara kaydı ihtiyatla inanmak gerekir. Çünkü akıl ve hesabın kabul etmeyeceği söylentilerle bezen*miştir. Belki o zamanın insanlarını pek çok hislendirmek için, bazı bilginler tarafından mübalağalandırılmıştır.
    Miraç mucizesiyle Hazreti Muhammed (s.a.v.) hiçbir peygamberin ulaşamadığı makama ulaştı. Kendi*sine birçok İlâhi hakikatler gösterildi.
    Beş vakit namaz da bu gecede farz olundu.
    18. En Büyük Mucize:
    Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) hususiyetini beze*yip süsleyen, şereflendiren, nurlandıran en büyük muci*ze şüphe yok ki, yüce ve şanlı Kur’an-ı Kerim’dir. Bu mucize Allah Kelâmı ve buyruğudur. Her gün insanlığın kalbinde yaşayacak, ebediyete kadar salâhı için ona ışık tutacaktır.
    Kur’an mucizesini daha iyi kavrayabilmek için, bir nazil olduğu güne kadar gidip o günü yaşamak ve bir de zamanımızda bulunmak gerekir.
    Nazil Oluşunda
    Cahiliyyet, yani Fetret devrinin insanını, o günkü durumu ve bilhassa konuşulan dili bir an için düşüne*lim:

  4. #14

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart

    Hazreti Muhammed’e (s.a.v.) Kuran âyetleri nazil olmaya başlayınca, kendileri de bunları tebliğ buyuru*yorlardı.
    Eğer hâşa Kur’an Allah kelâmı olmasaydı, o za*manın diline, şiirine, edebiyatına benzeseydi, müşrikler onu yadırgamazlardı... Hele üslûbu!.. Doğrudan doğru*ya Muhammed’e (s.a.v.) hitabı.. Nitekim bunu da üm- mi olduğu sanılan, kırk yaşına kadar çobanlıkla, ticaret*le vakit geçiren, ancak birkaç kere dünya pazarlarına giden bir zat ilân ediyor..
    Allah kelâmı olmaz da ne olur?
    O günlerde müşrikler az mı tereddüde düştüler?.. Şaşırıp, çarpılmaları niçindi?..
    Meselâ Mugiyre oğlu Velid vardı. Zeki, zengin ve akıllıydı... Onun beğendiği şiir derhal Kabe’ye asılırdı.
    Müşrikler Velid’i Hazreti Muhammed’e (s.a.v.) gönderdiler. Velid gitti ve Onun okuduğu Kur’an âyetle*rini dinledi. Dönüşünde müşriklere şöyle hitab etti:
    “Muhammed’i can kulağıyla dinledim. Sözlerini inceledim, düşündüm. Bunlar çok kuvvetlidirler... Böy- lesini işitmemiştim!”
    Velid, ihtimal müşriklerden korkmasaydı, hakikati itiraf ederdi. Fakat orta karar konuştu, sonunda da ma*alesef sihirli sözler olduğunu ortaya atarak işin içinden sıyrıldı.

  5. #15

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart

    Ayrıca Rebia oğlu Utbe de Hazreti Muhammed’e (s.a.v.) gönderilmişti. Onun da kanaati aynıydı:
    “Size yemin ederim ki, Ondan işittiğim şeyler bi*zim bildiğimiz sözlere katiyen benzemiyor. Onların her kelimesinde bir büyüklük, bir azamet hissediliyor.”
    İşte Cahiliyyet devrinin en büyük iki düşünürünün kanaatleri bunlardır. Daha o zaman Kur’an’ın Allah Kelâmı olduğunu itiraf etmişlerdir.
    Bugünkü İnsana Göre Kur’an Mucizesi
    Kur’an nazil olalı bin beş yüz seneye yaklaştı. Kur’an noktasına, bir harfine, işaretine kadar değişme*den bütün hakikatiyle ayakta durmakta, başımızı süsle*mektedir.
    Bu hal hangi kitaba müyesser olmuştur?
    Herhangi bir kitabın değil harfi, satırı, fıkraları de*ğişse, başka türlü ifade edilse mânasından kaybetmiyor.
    Halbuki Kur’an öyle midir?.. En küçük bir değişik*lik derhal göze batıyor.
    Bin beş yüz sene içinde Kur’an, bir o kadarın yüz katı tefsire uğradı. Hangisi birbirini tutuyor ve özü bulup çıkarabiliyor?
    İnsan, Kur’an mânası karşısında daima âciz kal*mıştır.

  6. #16

    Üyelik tarihi
    06.Kasım.2012
    Mesajlar
    2,422
    Konular
    882
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart

    Ancak nesiller tükendikçe ve beşeriyyet tekâmüle eriştikçe içindeki sırlar çözülüyor. Bu hal haşre kadar devam edecektir.
    Hangi âyeti bugünün ilim, fen, mantık, adaletine, sağlık bilgisine, hukukuna uygun değildir?.. Eğer varsa hata insanlardadır.
    Kur’an’da öyle sırlar mevcuttur ki teknik ilerledik*çe bu sırlar çözülmektedir.
    Bilinmeyen yıldızları o haber verir. Atomu anlatır. İnsanların kâinatı fethedeceklerini.söyler. Bunlar olmak*tadır ve olacaktır da.
    Bin beş yüz sene önceki ümmi bir kimse, Allah müsaade etmedikçe bunlara nasıl malik olabilirdi?..
    Her şey apaçıktır. Kur’an en büyük mucizedir.
    Islâm dışı insanlık ona eğilsinler ve incelesinler.
    Bu yapılsa dünyada ne tek bir Allahsız ve ne de başka din mensubu kalırdı. Bütün beşeriyyet rahat bir nefes alır, yeryüzü cennete dönerdi.

Benzer Konular

  1. Peygamberimizin Kızları
    Konu Sahibi kısmet Forum Hz Muhammedin Hayatı
    Cevap: 10
    Son Mesaj : 25.Temmuz.2014, 03:37
  2. Peygamberimizin Şeceresi
    Konu Sahibi kısmet Forum Hz Muhammedin Hayatı
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 25.Temmuz.2014, 02:20
  3. Peygamberimizin Salavatı
    Konu Sahibi wind Forum Salavatlar
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 17.Mart.2014, 01:17
  4. 7 Ayetler ve Mucizeleri
    Konu Sahibi sabrina Forum Nazar Duaları Burada
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 28.Mart.2013, 10:39
  5. Karbonatın Mucizeleri
    Konu Sahibi Elif Forum Lahutii Pratik Bilgiler
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 21.Ocak.2013, 13:55

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •