Padişah, bir sabah mutlu bir şekilde kalktı. Onun bu mutluluğunu gören bir dilenci şöyle seslendi:
"Ey kudretli sultanım! Bizim gibiler içinde mi hiç endişelenmezsin?"
Yoksulun sözleri, sultanın yüreğini yumuşattı. Hemen içinde bin altm bulunan büyükçe bir keseyi sarayın penceresinden ona attı.
Ama adam bu parayı kısa zamanda tüketip tekrar saraya geldi. Bu defa sultanın onun hatırını sormaya bile zamanı yoktu. Saray teşrifatçıları, yoksulun geldiğini ve huzura çıkmak için izin istediğini sultana arz ettiler. Padişah öfkelendi. Padişaha yoksulun hali anlatılınca, çok sinirlendi:
"Onca parayı, az bir zamanda tüketen bu müsrif dilenciyi hemen kovun! Devlet hazinesi gerçek fakirlerindir" diye köpürdü. Padişahın vezirlerinden akıllı biri şöyle söyledi:
"Sultanım, bence bu gibi kimselere, günlük azar azar yardımda bulunmak daha isabetlidir; ta ki harcarken israf etmesinler. Çünkü böyleleri, davranışınızı cimrilikle yorumlayıp hakkınızda yanlış bir kanaate varabilirler."
Sultan bu fikri çok beğendi ve uygulamaya geçirdi.