Zaten Fâtiha Sûresi en büyük duâdır, aslında..

Yüce Allah (c.c.) buyuruyor:

“Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana duâ ettiği vakit duâ edenin dileğine karşılık veririm. O hâlde (kullarım da) benim da'vetime uysunlar ve bana inansınlar ki, doğru yolu bulalar” (Bakara, 186).

Bil ki Allah, senin nefsinden sana daha yakındır. Duâ ettiğin zaman seni duyar, duânda samîmî olman şartıyla yapacağın duâyı kabul eder. Zira duâda samîmiyet ve ihlâs duânın kabulü için en önemli şartlardandır.

Öyle ise duânda samîmî olduğunu nasıl bilirsin? Kendine şu soruyu sor: Ben bu duâ ile ne istiyorum?

Eğer cevabın: Allâh'ın rızâsı ise, o zaman Allah duânı kabul edecektir.

Yok eğer hedefin insanlara zarar vermek veya tamahkârlık veya dünya sevgisi ise, bu durumda Allah belki duânı kabul edecektir, fakat âhirette bu duâdan bir nasîbin olmayacaktır.

Gerçek şu ki; eğer duânda ihlâslı-samîmî ve iyi niyetli olursan, Allâh’ın izniyle kabulünü de çabuk bulursun.

Ancak, duânın kabul olması için gereken şartlar mâlum.. onlar yerine getirilmeli ilk önce..

1. Haram lokmadan sakınmalıdır! Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

"Haramdan sakının! Midesine haram lokma girenin kırk gün duâsı kabul olmaz." [Taberânî]

Sa'd bin Ebi Vakkas dedi ki: Yâ Resûlallah, duâ buyur da, Allâhü Teâlâ, benim her duâmı kabul etsin!

Cevabında buyurdu ki:

"Duanızın kabul olması için helâl lokma yiyiniz! Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp duâ ederler. Böyle duâ nasıl kabul olunur?" [Şir’a]

Yine buyurdu ki:

"Duânın kabul olması için iki şey gerekir. Duâyı ihlas ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helâlden olmalıdır. Mü'minin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı duâ kabul olmaz." [Tergîbüs-salât]


2. İtikadı düzgün olmalıdır.

Bid’at ehlinin duâları kabul olmaz. Hadîs-i şerîfte: "Bid’at ehlinin duâsı ve ibâdetleri kabul olmaz" buyuruldu. (İbni Mâce)

Âyet-i kerîmenin, duânın te'sir edebilmesi için, okuyan ve okunan kimsenin buna inanması ve okuyanın itikadının düzgün olması, Allah rızâsı için okuması, kul hakkından sakınması, haram yememesi ve karşılığında ücret istememesi şarttır.


3. Uyanık kalble ve kabul edileceğine inanarak duâ etmelidir.

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

"Allâhü Teâlâ'ya, kabul edileceğine tam inanarak duâ ediniz! Biliniz ki, Allâhü Teâlâ gafil bir kalb ile yapılan duâyı kabul etmez." [Şir’a]


4. Duâlarım niçin kabul olmuyor dememelidir.

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

"Allâhü Teâlâ, duânızı kabul eder. Duâ ettim, hâlâ duâm kabul olmadı diye acele etmeyiniz! Allah’tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sâhibinden istiyorsunuz." [Buhârî]

İstenilen şeyin hemen olmaması, duânın kabul olmadığını göstermez. Onun için duâya devam etmelidir!

Duânın kabulünün gecikmesinin başka sebepleri de vardır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

"Mü'min duâ edince, Allâhü Teâlâ, Cebrâîl'e (a.s.), "Ben onu seviyorum, isteğini hemen yerine getirme!"

Fâcir, [günahkâr] duâ edince de "Ben onun sesini sevmiyorum. İsteğini hemen yerine getir" buyurur. [İbni Neccâr]

Şu hâlde, duânın kabulünün gecikmesi zararlı değildir.


5. Belâ gelmeden önce çok duâ etmelidir.

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

"Sıkıntılı iken duâsının kabul edilmesini isteyen, refah zamanında çok duâ etsin!" [Tirmizî]

Ebu İshâk hazretlerinden duâ istediler. Duâ etti. Duâsının kabul edildiğini gören bir talebesi:

"Efendim, bu duâyı bana da öğretin, ihtiyaç hâlinde ben de edeyim" dedi.

Buyurdu ki: "Duâmın kabul edilmesinin sebebi, otuz yıldır kıldığım namazlar, ettiğim duâlar ve haram lokmadan sakınmamdır."

6. Duâya hamd ve salevatla başlamalıdır.

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

"Ey namaz kılan, acele ettin. Namaz kıldıktan sonra duâ ederken önce All3ahü Teâlâ'ya lâyık olduğu şekilde hamd et, sonra bana salevat getir, sonra duâ et!" [Tirmizî]


7. Allâh'a yalvararak (yani, kişi kendi âcizliğini bilip idrâk ederek) duâ etmelidir.

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: "Gafil olan kalb ile yapılan duâ makbul değildir." [Tirmizî]

Yüce Allah’a nasıl duâ etmeliyiz? Allah (c.c.) peygamberleri hakkında şöyle buyuruyor:

“Onlar umarak ve korkarak bize yalvarırlardı” (Enbiyâ, 90).

Âyette geçen “er-Rağab” ifâdesi: Allah katındaki nimetleri istemek anlamındadır. “er_Rahab” ise: Allâh'ın azâbından korkma ve ürkmedir.

O hâlde bizim Allâh’a olan duâmız, yakarışımız da şiddetli bir istek ve şiddetli bir korku ile Allâh'a yönelik olmalıdır.

Hazret-i Dâvud (a.s.) zamanında kuraklık oldu. Halk duâ etmek için aralarından üç âlimi seçtiler.

Âlimlerden biri şöyle dua etti:

"Yâ Rabbi! Kitâbında kendimize zulmedenleri affetmemizi bildirdin. İşte biz, nefslerimize zulmettik. Senden af diliyoruz. Bizi affet!"

İkinci âlimin duâsı da şöyle:

"Yâ Rabbi! Kitâbında köleleri, âzâd etmemizi bildirdin. İşte biz kul olarak huzûrundayız. Bizleri âzâd eyle!"

Üçüncü âlim de şöyle dua etti:

"Yâ Rabbi! Kitâbında, kapımıza gelen sâili (dilenciyi) kovmamamızı, yüz çevirmememizi bildirdin. İşte biz de sâil olarak huzûrundayız. Senden rahmet istiyoruz. Bizi boş çevirme!"

Duâları kabul olarak rahmet yağdı.

Duânın kabul olmasının en önemli şartlarından biri de, Yüce Allah'ın huzûrunda zelil bir şekilde boyun eğmek ve duâ esnâsında ona tam bir teslîmiyet göstermektir.

Teslîmiyet ise, Allah’tan korkmak demektir. Allah peygamberleri hakkında şöyle buyurdu:

“Onlar, bize karşı derin saygı içindeydiler” (Enbiyâ, 90).

Bu da duânın kabul olmasının önemli sırlarından bir sırdır. Allâh’a karşı huşû içinde göstereceğin teslîmiyet oranında duân kabul ve icâbet görür.

Huşû sâdece duâya has bir şey değildir. Her zaman kendine şu soruyu sorman gerekir:

Namazlarını gerçekten huşû içinde kılıyor musun?

Rızkını ararken Allah’tan korkup haramdan sakınıyor musun?

Peygamber (s.a.a.) duânın kabul olması için, mü'min kişinin yemesinin, içmesinin niçin helâl ve güzel olmasını vurguladığını acaba idrâk ediyor muyuz?

Hiç bir gün, sana kötülük yapmış olan bir insanı affetmeyi düşündün mü?

Allâh'ın rızâsını umarak, sana eziyet etmiş bir kimsenin eziyetine sabretmeyi hiç düşündün mü?

Hiç bir gün kendi nefsine: Acaba Allah’ın sevdiği şeyler nelerdir, tâ ki ben o fiilleri işleyeyim ve bu sâyede Allâh’a ma'nen yaklaşan sâlih kullarından olayım, diye sordun mu?

Elbette bu soruları kendimize sorup üzerinde düşünmemiz gerekir.

Böylece bu soruların "gereğince amel edip" Allâh’a yakın olmamız, bütün iş ve davranışlarımız, hattâ düşünce ve hislerimizin tamamı Allâh’ın rızâsı doğrultusunda olmalıdır. Öyle ki:

Dünyadan (yani dünyalık) bir şey isterken dahi, yine Allâh rızâsı için olmalıdır.

Bu dünyada (ve âhirette) Allâh’ın seni sevip, senden râzı olmasından daha güzel bir şey var mıdır?

Şimdi ey mü'mim kardeşim, sana soruyorum:

Allâh'a duâ ettiğin vakit; kalbinin Yüce Allâh'a yöneldiğini, sonucun ne olursa olsun, sâdece Allâh'ın rızâsını istediğini gerçekten görebiliyor musun?

Yoksa, kalbin sâdece ihtiyaç duyduğun ve istediğin şeye mi yöneliktir?

İşte bu nokta, duânın kabul olmasının sırlarından bir sırdır.

Allâh'a duâ edip ondan bir şey istediğimiz vakit, Allâh'ın duâlarımızı kabul etmeye kaadir olduğunu, yerde ve gökte hiç bir şeyin O'nu âciz edemeyeceğini, esas âcizlerin biz kulları olduğunu hatırlıyor muyuz?

Bunun da ötesinde, Allah'tan bir şey istediğimizde, Allâh'ın bu istemiş olduğumuz şeyden daha büyük ve yüce olduğunu düşünüyor muyuz?

Yoksa, bütün dikkatlerimizi Allah'tan dilediğimiz ve O'ndan istediğimiz şeyin olmasına mı odaklıyoruz?

Bil ki, duânın kabul olmasının en önemli sırrı, her an yüce Allâh'ı hatırlamak(ve O'na uygun davranmak)tır.


8. Sebeplere yapışmadan istemek kuru bir temennîdir.

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

"Çalışmadan duâ eden, silahsız harbe giden gibidir." [Deylemî]


9. Günah işlemeyen dil ile duâ etmelidir.

Peygamber (s.a.a.) Efendimiz: "Allâhü Teâlâ'ya günah işlemeyen dil ile duâ edin" buyurdu.

Böyle bir dilin nasıl bulunacağı suâl edilince: "Birbirinize duâ edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir" buyurdu. [Tergîbüs-salât]


10. İsm-i A’zam ve Esmâ-i Hüsnâ ile duâ etmelidir.

Besmele-i şerîfe ve Fâtiha Sûresi'nin hakkında vârid olan hadîs-i şerîfler tetkik edildiğinde, yine bu maddede bahsedilen hakîkat ile nasıl bir ilişkisi olduğu âşikârdır.


"Duâ dînin direğidir" ,

"Allâhü Teâlâ indinde duâdan daha şerefli bir şey yoktur" ,

"Düşmandan kurtulmak, bol rızka kavuşmak için duâ edin! Çünkü duâ, mü'minin silahıdır."

hadîs-i şerîfleri duânın önemini açıkça bildirmektedir.

Allâhü Teâlâ'dan bir şey istememek ise çok kötüdür. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

"Allâhü Teâlâ, kendisinden bir şey istemeyene, duâ etmeyene gadap eder." [Tirmizî]

Başka bir hadîs-i şerîfte: "Duâ ibâdettir" buyuruldu.

İbadeti terk etmek ise hiç uygun değildir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

"Bana duâ edin, kabul edeyim. [Bana hâlis kalb, haramsız mide, günahsız ağız ve kul hakkından sakınarak duâ ederseniz kabul ederim.] Bana ibâdet etmek istemeyenleri, zelîl ve hakir eder, Cehenneme atarım." [Mü'min, 60]


Peygamber (s.a.a.) Efendimize salevat getirmek duânın kabulüne vesîledir.

Hamd duânın başı, salevat getirmek ise, kanatları gibidir.

Duâya, Allâh'a hamd ve Resûlullah (s.a.a.) Efendimize ve O'nun âline (Ehl-i Beyti'ne) ve ashâbına salevat ile başlamalı, yani:

"El-hamdü lillâhi Rabbil-âlemîyn, ves-salâtü ves-selâmü alâ resûlinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma'ıyn" demeli,

sonunda da yine salevat okumalı: "Allâhümme salli alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma'ıyn" demelidir.

Resûlullah (s.a.a.) Efendimize okunan duâ, yani salevat kabul olacağı için, kabul olmuş iki duâ arasında edilen duâlar da inşâAllâh kabul olur.


Özetle:

*Duâdan önce tevbe ve istiğfâr etmek,

*Üzerinde hakkı olanların haklarını ödemek,

*Helâl yemek,

*Doğru konuşmak,

*Kalp huzuru

*Boyun eğmek (teslîmiyyet)

*Mütevâzi olmak

*Bütün himmet ve gayreti ile Mevlâ'ya yönelmek,

*(özellikle)seher vakti ve mübârek geceler ile kalbinde bu huşû ve huzûru hissettiği anlar..

*İstekte ciddî ve devamlı olmak,

*Darlık ve bollukta, sıkıntı ve rahatlıkta ısrarla duâ etmek,

*Duâyı üç defa tekrarlamak

*Kıbleye dönmek (aslında, kalben Cenâb-ı Hakk'a yönelmek)

*Başında ve sonunda Rasûlüllâh (s.a.a.) Efendimize ve Ehl-i Beyti'ne salevat okumak..

*Başında ve sonunda Allâh'a hamd etmek.

*Günah ve isyâna devam ederek duâ etmemek.

*İhlâs ve samîmiyetle duâ etmek.


Bunların da özü: "Eline-diline-beline (Allâh'ın emri ve rızâsı üzere hâkim ve) sâhip olmak" ves-selâm...


Peki, sonra...?

Sonra, rızâen lillâh Fâtiha Sûresi'ni gönülden "oku" ve duâ et, kardeşim.. Allâh kabul etsin.

[IMG]http://*****************/images/darkrev/sig_seperator.png[/IMG]
Allâh'ım! Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ve güzellik ver, âhirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azâbından koru. Rahmetinle, ey merhametlilerin en merhametlisi!

Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı-babamı ve bütün mü'minleri (herkesin sorguya çekileceği) hesap gününde bağışla. Rahmetinle, ey merhametlilerin en merhametlisi!