Seninle geçirdiğim tüm zaman dilimlerine küfrederken,
İçimdeki çocuk saatleri geriye almak istiyordu, oradan anladım adının "AŞK" olduğunu.
Ben sana gelmiştim, koşar adımlarla ama ürkek. Sense geçerken uğramış gibiydin bana.
Benim yüreğim ağzımdaydı, sense dudaklarımdan öptüğünü sanıyordun yalnızca.
Ben hiçbir zaman yan yana fotoğrafımız olmayacağı için milim milim ezberlemiştim yüzünü,
Sense aynı kareye sığamadığımız gibi; bir hayata da sığamayacağımızı anlatıyordun sürekli..
Ellerin ceplerinde dururken öylece karşımda, bir an tüm sevgini çıkarıp önüme koyacaksın sanırdım..
Çok geç anladım ihanetini gizlediğini..
Oysa sen benim güvenip sırtımı yasladığım dağımdın,
Bu kadar erken yağmasını beklemiyordum karlarının.

Geç fark ettim; avuçlarım bomboş, gözlerim dolu, sadece oyalanmışım hayatında.
Yine de yokuş çıkmaya benziyordu benim için bağımızı koparmak.
Çünkü sen giderken gökyüzünde uçan bütün kuşları, hatta güneşi bile götürüyordün yanında..
Şimdi ben o karanlık göğün altında dolaşacağım hayatım boyunca,
Ve adına "yaşamak" diyeceğim, nasıl olacaksa..
Oysa daha saçlarının beyazladığını görecektim senin,
Şimdiyse karalar bağlayacağım, dokunamadığım her bir teline.
Ve sana "mutlu ol" diyemeyeceğim,
Dualarımken dilimde, ah'larıma dönüşecek ismin.
Senden kalan tüm iyimserliklerimi bir kenara bırakıp;
Son sözlerimi fısıldayacağım kulağına,
Bana ne yaşattıysan aynısı yaşa sevgilim...