Doğru
Doğru
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 12 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Yılmaz Odabaşı Şiirleri

  1. #1
    RaidenRozz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.Kasım.2012
    Mesajlar
    3,031
    Konular
    1050
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Yılmaz Odabaşı Şiirleri

    Doğru
    Akşamdır

    Suları
    boğdu
    dalgalar.
    Ses hoyrat,
    sevinç yılgın,
    şakaklarım sonbahar…

    İklimi kurak aşkların…
    Yapışmış tenime ter, elime kir,
    sessizliğin ortasında bir deli rüzgâr.

    Akşamdır
    avuçlarında marmara'nın…
    Akşamdır,
    şiire karıştı sular,
    sularda çoğalır sevdalar;
    ellerim
    ah
    ellerim,
    nasıl
    anlatsam,
    gece…
    Gece kokuyor çocuklar…


    Yılmaz Odabaşı

  2. #2
    RaidenRozz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.Kasım.2012
    Mesajlar
    3,031
    Konular
    1050
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart

    Aşk Bize Küstü

    I
    Biz bu kentlere sığdık da,
    bu kentler bize sığmadı Asiya!
    Ve bir çığlık gibi günlerin çarmıhında;
    arttıkça yalnız, sustukça silik...

    Ay ışığı gölgeleri büyüttü,
    son kuşlar da vuruldular dağlarda.
    Yakamozları söndü sahillerin, ışıkları evlerin;
    çağın vebalı gövdesinde
    bir hayalet gibi gölgemizde yalnızlık.

    Kaldık...
    Kırık bardaklar gibi,
    içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi...

    II
    Düşler artık ölü çocuklar doğuruyorsa,
    sevgiler boğduruluyorsa kürtajlarda
    ve daha eskimemiş tüfeklerle
    ordusu bozguna uğramış askerler gibi kalıp,
    bozuk paralar gibi yuvarlanıyorsak kaldırımlarda,
    bir bedeli vardır elbet cennetini çaldırmanın;
    ömrünü yetim bir bebek gibi bırakmanın
    bulvarlara,
    bozgunlara
    ve yanlış yalan aşklara…

    Bir bedeli,
    bu kuşatmaların, ilkyazları kurşunlatmaların...

    Biz bu kentlere sığdık aslında,
    bu kentler bize sığmadı Asiya,
    ah, son kuşlar da vuruldular dağlarda!



    III

    Ay ışığı gölgeleri büyüttü.
    Mutluluk oyununa geç kalan ölü kuşlarla geldim.
    Geldim... Kırık bardaklar gibi,
    içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi…

    Ve ömürlerimizde bin kasvetle upuzun
    sefalet seferlerinin ayazı;
    belki yalnız geçireceğiz artık kim bilir,
    batan gemiler gibi yiten aşklardan geride,
    kalan her kışı, güzü ve yazı.

    Ay ışığı gölgeleri büyüttü.
    Ayrılıklar eskidi, biz eskidik,
    aşk bize küstü Asiya...

    IV
    Belki de uzun sürecek bu bozgunun saçağında,
    sen şarkılarını sesine yasla
    ve bırak beni de usulca
    apansız bir yalnızlığa!

    Ay ışığı gölgeleri büyüttü,
    büyüdü ölüm
    ve biz küçüldük Asiya…


    Yılmaz Odabaşı

  3. #3
    RaidenRozz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.Kasım.2012
    Mesajlar
    3,031
    Konular
    1050
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart

    Aşkın Bilançosu

    I
    Gidersin; yağmurlarda kırık kalır mızrabım.
    Gidersin; ardından dilsiz bir ihanet gider.
    Gidersin, her şey gider.
    Gidersin, kalbimde bir tabur ayaklanır,
    ilgilenmez ordular, hükümetler…

    Gidersin; işte rezil bir an’dır bu;
    yazdıkça silinen sözcükler gibidir hayat.
    Gidersin; bir hazin dramdır bu!

    /Kanmadım aynalara sana kandığım kadar,
    içimde bir boşluk sana yandığım kadar…/

    II
    Bugün hasretin kırlarında dolaştım;
    senin adınla, aşkın adıyla
    savrulup aktım o ırmaklardan.
    Irmakları çöllerle, çölleri denizlerle,
    denizleri düşlerle buluşturdum,
    sustum kaldım sonra günleri savuşturdum...

    /Ne ses ne nefes ne de bu rüzgâr bağışlar seni;
    simsiyah gecelerde budanırken ah ömrüm,
    dönüp sırtını giderken kimler karşılar seni? /



    III
    Sen olmayınca sesin de yoktu, gözlerin de;
    bu yüzden odama resmini yaptım,
    ve söküp kalbimi yanına astım.
    Sensiz kalan yılları da ben buruşturdum.
    Kalbim hasretinde asılı kaldı,
    yetim kalmış anıları ben tokuşturdum…

    IV
    Daha bu solgun günlerde aşk,
    yaşanır
    sözde!
    Kalp,
    yitik bedende;
    yağmur değil, sanki efkâr yağıyor kente…
    Yağıyor ömrüme, senin yerine!

    /Kanmadım aynalara sana kandığım kadar,
    içimde bir boşluk sana yandığım kadar…/


    Yılmaz Odabaşı

  4. #4
    RaidenRozz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.Kasım.2012
    Mesajlar
    3,031
    Konular
    1050
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart

    Aşkların YetimRengi

    Yalnızlığımda seni büyüttükçe kalabalıklaşacağım;
    Sen kendi kalabalığında hep yalnız olacaksın…

    I
    Kapattım ucu kıvrılı yerinden bir defteri
    Bir defter adınla hükümlü şimdi...

    Sen kendinin pası, kilidi.
    Gençliğin kendine savurur seni,
    Esmersin, cehennemin dibinde doğmuşsun,
    baban iki karılı; evlerde, erkenlerde bekler seni.
    Sen feodalizmin kara dilberi,
    gündüzlerin gölgesindeydi sevgi.
    Gölgesinden gündüzlerin iklimler geçti…

    Sesin şimdi kanayan bir gül gibi:
    Kangren...


    II
    Sen orda
    kendi manastırının huysuz müridi.
    Sen orda
    bir korkuda,
    bir şarkıda,
    ölüm susan uğultuda…

    Sen orda
    düşlerine leş kargası tüneyen!
    Elleri ayazlarda
    sen orda,
    esmerliğine rehin feodal şatolarda..

    Uyurken sen hasretin avlusunda,
    gündüzlerin gölgesinde oturuyordum.
    Sonra boşuna çizdim karanlığa resmini.
    Boşuna... Ezberleyip hasreti…
    Oysa nasıl istersen öyle gebertebilirdin beni.
    Nasıl istersen!
    Artık sulara k(atalım) aşkların yetim rengini...


    Yılmaz Odabaşı

  5. #5
    RaidenRozz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.Kasım.2012
    Mesajlar
    3,031
    Konular
    1050
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart

    Ben Bir Erken Akşam

    Ben mızrabı kırık bağlama,
    ben bir erken akşam, bir telaşlı kasaba;
    savurdum yüreğimi erken göçen kuşlara…

    Ben geride kimsesi kendi kalmış.
    Bir yalnız bulut terk edilmiş ufukta.
    Islıkla türküler söyledim zifiri sokaklara…

    Ben okyanuslarda yalnız bir taka.
    Hep özlettim kendimi kıyılara,
    hep özettim ünlemlere, hep özet sorulara…

    Yaslanıp bir gülün kokusuna,
    dağıttım ömrümü incinmiş notalara,
    dağıttım gençliğimi terli ayrılıklara…

    Ben mızrabı kırık bağlama,
    ben bir erken akşam, bir telaşlı kasaba;
    savurdum yüreğimi erken göçen kuşlara.

    Daha bakıp durmaktayım göklerde kanatlara...


    Yılmaz Odabaşı

  6. #6
    RaidenRozz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.Kasım.2012
    Mesajlar
    3,031
    Konular
    1050
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart

    Bileklerimde Bayat Bir İntihar
    Geliyormuşum;
    pencerelerde yaz
    ve bileklerimde bayat bir intihar

    Oysa ölünecek bir şey yokmuş,
    gidince sen,
    yaşanacak bir şey olmadığı kadar

    Yanıyormuşum;
    vardığım yere bırakıp kendimi.
    Atlasında yeryüzünün
    çılgın
    ve çirkin
    ve hüzünle oyalanan.
    Yüreğimde kül tadı nice yangından kalan...

    Ölüyormuşum;
    senin saçların uzuyormuş üstelik.
    Ölünce ben, cıgarayı da bırakıp taksit ödüyormuşsun.
    Bedenin tecritmiş geçliğinden,
    ikisi de yalnızmış,
    geceler öpüyormuş memelerinden...

    Bense geçliğimi pazarlıksız
    ve hızla geçtiğimden;
    bugünler saçlarımla birlikte şiir yazmayı da kısa
    kestiğimden,
    piç kalmış aşklarla avutup kendimi,
    bileklerimde bayat bir intiharın dikiş izleri,
    gelip geçmiş yılların diş izleri ömrümde,
    neşter ve gül’müş hayat.
    Gülüyor...Gülüyor...Gülüyormuşum...



    Yılmaz Odabaşı

  7. #7
    RaidenRozz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.Kasım.2012
    Mesajlar
    3,031
    Konular
    1050
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart

    Bir Aşk Yara

    “Beni yalnızlığımla vurdular o gece vakti
    Kalbimi suyla yudular o gece vakti
    Öldüğümü bile söylemediler…”
    -A. Erhan-

    Ben şu kısa boylu hayatta
    uzun boylu kederlerle acırım.
    Yorar beni şu telaş, şu karmaşa.
    Bir sığınak aranırken şu uğultuda,
    bir aşk gelir, bir yara.
    Bir yara…
    Bir yara daha!

    Eski bir aşk,
    yeni bir ayrılıktır her zaman.
    Bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır.
    Kimse bilmez be canım,
    bir yara bir ömrü nasıl kanatır…


    Ben seni hep ayrılıkla anmışım
    Titreyen ellerimle günlerin buğusuna adını…
    Hep adını yazmışım.
    Bir aşk gelmiş bir yara.
    Bir yara…Bir yara daha!

    Eski bir aşk,
    yeni bir ayrılıktır her zaman.
    Bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır;
    kimse bilmez be canım
    bir yara bir ömrü nasıl kanatır…


    Yılmaz Odabaşı

  8. #8
    RaidenRozz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.Kasım.2012
    Mesajlar
    3,031
    Konular
    1050
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart

    Bir Nehrin Tükenişi

    Hasretin kançanağı gözlerinde oturuyorsun;
    seni soruyorum
    hiçbir şey bilmiyorsun…

    Hep bir çağlayan gibi senin sevdana aktım;
    sen ise sularını kaçıran bir nehir gibi uzaktın...

    Tükenişi bir aşkın,
    bir nehrin tükenişine benzer.
    Ne deniz olabildin,
    ne nehir kalabildin...

    Kendin ol, kendin ol…
    Sen buysan başkası ol!

    Buysan kederden öleceğim,
    başkası olursan de kimi seveceğim?

    /Ne Diyarbakır anladı beni ne de sen;
    oysa ne çok sevdim ikinizi de bir bilsen.../


    Yılmaz Odabaşı

  9. #9
    RaidenRozz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.Kasım.2012
    Mesajlar
    3,031
    Konular
    1050
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart

    Bitme

    Bitme, bak, içtim, yürüdüm, kederlendim
    Denize girdim, üşüdüm, sana geldim.

    Düş bitmeden sen bitme.
    Bitmeden sevgi gitme…

    Bitme! Bak, koştum, savruldum, hep örselendim.
    Cıgara ziftlendim, ille de seni sevdim.
    Uzaklarda öyle çok kederlendim.

    Günler bitmeden bitme.
    Bitmeden hasret gitme…

    Bu yangın geceler, bu intihar.
    Gidersen paramparça yüreğimde ağıtlar!
    Bu dolunay gecenin göğsünü yarar.
    Benim göğsümde de sana geniş bir yer var.

    Düş bitmeden sen bitme.
    Bitmeden sevgi gitme...


    Yılmaz Odabaşı

  10. #10
    RaidenRozz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.Kasım.2012
    Mesajlar
    3,031
    Konular
    1050
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart

    Dağlarda Ölmek İsterim

    Ömrümde nice sızı var
    kışların önü, sonu var.
    Kalbim bu kuşatmalarda dar;
    dağlarda ölmek isterim.

    Ben ateşten, hınçtan doğdum.
    Üç beş kuruşa kul oldum,
    yetmedi de mahpus oldum;
    dağlarda ölmek isterim.

    Kaç mevsim ağladım kaldım,
    tutuşan özlemle yandım,
    kentler zalimdi dayandım;
    dağlarda ölmek isterim!
    __________________
    * Hece ölçüsüyle şarkı sözü olarak yazılmıştır.


    Yılmaz Odabaşı

Benzer Konular

  1. Can Yücel Şiirleri
    Konu Sahibi RaidenRozz Forum Lahutii Şiirler
    Cevap: 18
    Son Mesaj : 27.Ocak.2013, 13:22
  2. Sezai Karakoç Şiirleri
    Konu Sahibi SOLAK Forum Lahutii Şiirler
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 27.Kasım.2012, 22:14
  3. Cezmi Ersöz Şiirleri
    Konu Sahibi RaidenRozz Forum Lahutii Şiirler
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 13.Kasım.2012, 02:35
  4. Yılmaz Erdoğan Şiirleri
    Konu Sahibi RaidenRozz Forum Lahutii Şiirler
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 13.Kasım.2012, 01:34
  5. Yılmaz Güney Şiirleri
    Konu Sahibi RaidenRozz Forum Lahutii Şiirler
    Cevap: 6
    Son Mesaj : 13.Kasım.2012, 01:08

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •