Doğru
Doğru
Sayfa 3 Toplam 3 Sayfadan BirinciBirinci 123
Toplam 26 adet sonuctan sayfa basi 21 ile 26 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Hanefi Mezhebini Öğrnelim

  1. #21
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Doğru
    3 Sahâbîlerin sözleri: Çünkü sahâbîler, Peygamber´in tebli*ğini bizzat işitmişler ve vahyin gelişini gözleriyle görmüşlerdir. On*lar, âyet ve hadisler arasındaki çeşitli münasebetleri bilen Peygam*ber (S.A.V.)´in ilmini kendilerinden sonraki nesillere aktaran kim*selerdir.

    Tabiilerin sözleri elbette aynı derecede değildir. Çünkü, sahâhbilerin sözlerinin doğrudan doğruya Peygamber´den alınmış olma ih*timali vardır ve sırf ictihad´dan ibaret değildir. Hz. Peygamber´den rivayet etmeseler de, onların birçok görüşleri Peygamber´in sözle*rine dayanmaktadır. Hz. Ebu Bekr, Ömer ve Ali gibi Hz. Peygam*berle uzun zaman arkadaşlık yapmış olan sahâbîler sohbetleriyle mütenasip miktarda hadis rivayet etmemişlerdir. Fakat onlar, elbette Peygamber´in sözleriyle fetva, veriyorlardı. Ancak, Peygamberin sözünü değiştirmekten korktukları için bunları O´na nîsbet etmiyor*lardı.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  2. #22
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    4 Kıyas: Ebu Hanîfe Kitab (Kur´an), Sünnet ve Sahâbîlerin sözlerinde bir nass bulamadığı zaman kıyasa baş vururdu. Kıyas; hakkında nass bulunmayan meseleleri, aralarındaki ortak illet se*bebiyle hakkında nass bulunan meselelere bağlamak ve hepsine ay*nı hükmü vermektir. Aslında bu; meseleyi, nassm ifade ettiği hük*mün evsaf ve sebeplerini tesbit etmek suretiyle nassa dayandırmak*tır. Zira hükmün illeti bilinince, aym illete sahip olan bütün mese*lelere tatbiki mümkün olur. Buna bazı âlimler, nassm tefsiri demiş*lerdir. Îmam/Ebu Hanîfe, kıyasla istinbat hususunda en yüksek mev*kii işgal eder. O, fıkıhtaki mertebesine bu sayede ulaşmıştır. Ebu Hanîfe, bir hükmün illetini araştırır ve onu tesbit ettikten sonra kı*yas yapmak suretiyle birçok meseleleri çözerdi. Hattâ, ortaya çık*mamış olan meseleleri varsayar ve aynı metodla onların hükümle*rini açıklardı. İşte bu türlü meseleleri olmuş gibi takdir edip hüküm*lerini açıklayan bu çeşit fıkha «takdiri (farazi) fıkıh» adı verilir.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  3. #23
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    5 İstihsan: Bu, açık (zahir) kıyasın hükmünü bırakıp buna muhalif olan başka bir hükmü kabul etmektir. Bu, ya zahir kıya*sın bazı cüz´î meselelere elverişli- olmadığı ortaya çıktığı için, baş*ka ´bir illetin araştırılmasıyla olur ve bu yeni illete göre hüküm ver*meye «gizli (hafi) kıyas» denir, ya da zahir kıyas, bir nass´la çatı*şır ve bu nass sebebiyle terkedilir. Çünkü kıyasla amel etmek nass bulunmadığı zaman olur. Yahut da kıyas, icma´ veya örfe aykırı düştüğü için bırakılır; icmâ, ve örf ile amel edilir.

    6 İcmâ´: Bu, aslında bir hüccet olup her hangi bir asırda*ki müctehidlerin bir hüküm üzerinde fikir birliğine varmalarıdır. Bilginler, icmâ´m hüccet olduğunda birleştikleri halde, sahâbîlerden sonraki asırlarda mevcut olup olmadığında ihtilafa düşmüşlerdir. İmam Ahmed b. Hanbel, sahâbîlerden sonrald asırlarda icmâ´m mümkün olamıyacağmı, çünkü fakîhlerin bir hüküm üzerinde görüş birliğine varmalarının imkânsız! olduuğnu ileri sürmüştür.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  4. #24
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    7 Örf: Bu; Kur´an, Sünnet ve Sahâbîlerin tatbikatı gibi hak*kında her hangi bir nass bulunmayan mesele üzerinde müslümanların teamülü demektir. Bu da bir hüccet olup iki kısma ayrılır:

    1 Sahih örf,

    2 Fâsid örf.

    Sahîh örf, nassa aykiri düşmeyen örftür. Fâsid örf de, nassa ay*kırı düşen örftür. Fâsid örfün bir değeri yoktur. Sahîh örf ise, nass bulunmayan yerlerde bir hüccet teşkil eder.[35]
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  5. #25
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Ebu Hanîfe´nin Usûlü


    İmam Ebu Hanife´nin ders verme usûlü, Yunan filozofu Sok-rat´m metoduna benzemektedir. O, doğrudan doğruya dersi takrir etmezdi. Herhangi bir meseleyi ele alır ve ortaya kordu. Sonra bu meseleye ait hükümlerin dayandığı esasları açıklar ve talebeleriyle bunun üzerinde münakaşa ederdi. Herkes kendi görüşünü açıklardı. Onlar, bazan hocalarına uyar, bazan da onun içtihadına muhalefet ederdi. Kimi zaman da. yüksek seslerle ona itirazda bulunurlardı. Mesele bütün yönleriyle incelendikten sonra o, bu karşılıklı konuş*maların neticesinde meydana gelen görüşü ortaya kordu ki, onun ulaştığı bu görüş, meselenin kesin bir çözüm şekli olurdu. Artık bu görüşü, bütün talebeleri kabul eder ve beğenirdi. İmam Ebu Hani*fe´nin çağdaşı olan Mis´ar b. Kidâm, onun ders verişini şöyle anlat*maktadır :
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  6. #26
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    «Ebu Hanife´nin talebeleri sabah namazını müteakip ihtiyaçla*rını görmek için dağılırlar, sonra onun dersinde bulunmak üzere toplanırlardı. îmam Ebu Hanife gelip yerine oturur ve sorusu olan veya bir mesele üzerinde münakaşa etmek isteyen var mı derdi. Bunun üzerine her taraftan sesler yükselirdi. Allah, îslâmda şanı büyük olan böyle bir kimse sayesinde bütün bu sesleri sükunete ka*vuştururdu.»[12]

    Şüphesiz bu metodu, ancak büyük bir ruha, güçlü bir şahsiyyete sahip olanlar uygulayabilirler.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •