Doğru
Doğru
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 13 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: HZ. NUH (A.S.) ŞÖYLE DUA ETMİŞTİ

  1. #1
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart HZ. NUH (A.S.) ŞÖYLE DUA ETMİŞTİ

    Doğru
    TÜRKÇE OKUNUŞU:
    “Rabbigfirlî ve li vâlideyye ve li men dehale beytiye mu’minen ve lil mu’minîne vel mu’minât(mu’minâti) ve lâ tezidiz zâlimine illâ tebârâ.”
    TÜRKÇE MEÂLİ:
    “Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helâkini arttır.”

    Hz. Nuh’un kalbi yeryüzünün zamanındaki insanların ulaştığı önü alınmaz, katışıksız kötülükten yıkanması gerektiğini sezmişti... Kimi zaman yeryüzünün zalimlerden yıkanmasından başka çıkar yol bulunmaz olur. Çünkü onların varlıkları Allah’ın davetinin önünde aşılmaz birengel oluşturur. İnsanların kalpleri ile davanın arasına girerler.
    İşte Hz. Nuh yeryüzünde tek bir zalim ve tek bir barınakları kal mamacasına yok edilmelerini isterken bu gerçeği dile getirmişti: “Doğrusu sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar.” “Kullarım” ifadesinden Hz. Nuh’un müminleri kastettiği anlaşılıyor. Çünkıı Kur’an-ı Kerim’de buna benzer yerlerde bu anlamda kullanılır bu kelime.
    Buna göre ya, zalimler sahip oldukları süper güçlerini kullana rak müminleri inançlarından döndürürler. Veya zalimlerin büyük
    bir iktidara sahip olmaları, bunun yamsıra yüce Allah’ın onları rahat bırakması müminleri yanıltır, böylece inançlarından dönerler.
    Ayrıca zalimler, kâfirlerin doğup geliştiği bir çevre, bir ortam oluştururlar. Bu çevrede doğan çocuklar küfrün yaygınlaşmasına aracı olurlar. Çünkü zalimlerin oluşturduğu ortam onları kendine göre biçimlendirir. Aydınlığın doğmasına fırsat vermez. Kendi oluşturdukları sapık ortamın çevrelerini bürümesi sonucu gözle- rini açamaz olurlar. İşte Hz. Nuh’un sözleri bu gerçeğe işaret ediyor. Kur’an-ı Kerim bu sözleri şu şekilde aktarır: “Sadece ahlâksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler...” Onlar toplumun içinde batıl ve sapık geleneklerin yayılmasına önayak olurlar. Bunlara dayalı gelenekler, rejimler, düzenler ve yasalar oluştururlar. Bunların gölgesinde de Hz. Nuh’un söylediği gibi ancak ahlâksızlar, kafirler yetişir.
    İşte bu yüzden Hz. Nuh kırıp geçirmeyi, taş üstünde taş bırakmamayı temenni eden ezici duada bulunuyor. İşte bu yüzden yüce Allah duasını kabul ediyor, yeryüzünü o kötülükten temizliyor, herşeye gücü yeten, karşı konulmaz gücüyle o pislikleri yıkıyor, yeryüzünü arındırıyor.
    Hz. Nuh duasının sonunda yaptığı yok etmeyi, kırıp geçirmeyi, ezmeyi öngören bedduasının yamsıra şunları da söylüyor: “Zalimlerin de yalnız helakini artır.” Yani onları yok et, köklerini kurut. Bunun yamsıra şu ürpertici, şu sevimli yakarış yer alıyor: “Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla.”
    Hz. Nuh’un bir peygamber olarak, Rabbinden kendisini bağışlamasını istemesi, yüceler yücesi Allah’ın huzurunda saygın bir Peygambere yaraşır bir edep tavrıdır. Rabbi huzurunda bir kulun tavrıdır bu. İnsan olduğunu, hata ettiğini, kusur işlediğini unutmayan, bununla beraber itaat eden, kulluksunan veAllah lütfü ile kendisini bürümedikçe amelleri ile cennete giremeyeceğini bilen bir kulun edep tavrıdır bu. Nitekim peygamber kardeşi Muham med de -salât ve selâm üzerine olsunböyle söylemişti.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  2. #2
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    İşte Hz. Nuh’un isyancı, suçlu ve büyüklük taslayan kavmini davet ettiği istiğfar budur. O, bir peygamber olarak, bunca mücadeleden sonra ve bunca yorucu çabadan sonra bağışlanma diliyor. Rabbine çalışma raporunu sunarken bağışlamasını istiyor.
    Ve anne-babası için yaptığı dua... Bir peygamberin mümin anne-babasına yönelik iyiliğinin belirtisidir. Eğer anne babası mü min olmasalardı, diğerleri ile birlikte suda boğulan kafir oğlunu reddettiği gibi onları da reddederdi, (oğlu ile ilgili meseleye Hud suresinde değinilmiştir.)
    Özel olarak evine mümin olarak girenler için yaptığı dua da biı müminin bir başka mümine yönelik iyilik temennisinin ifadesidir. Kendisi için istediği gibi kardeşine de hayır dilemesidir. Evine mü’min olarak girenlerin Özellikle belirtilmesi, bunun kurtuluş alameti olmasından ve onların kendisi ile birlikte gemiye binecek olmasından dolayıdır.
    Bundan sonra genel olarak tüm mümin erkek ve kadınlara dua etmesi de, bir müminin tüm zaman ve mekanlardaki müminlere yönelik iyi duygularının, zaman ve mekan farklılığına rağmen ara daki yakınlık bağının bilincinde oluşunun ifadesidir. Hiç kuşkusuz bu, zaman ve mekan farklılığına rağmen bağlılarını, sağlam sevgi, köklü özlem bağları ile birbirine bağlayan bir inanç sistemine özgü Hayret verici bir sırdır. Yüce Allah bu sırrı hem inanç sistemi nin özüne hem de inanç bağı ile birbirlerine bağlayan müminlerin kalplerine yerleştirmiştir. Müminlere yönelik bu sevgiye karşın, zalimlere karşı da derin bir nefret duyuyor:
    “Zalimlerin de yalnızca helâkini artır.”
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  3. #3
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Ve sure sona erdi. Bu surede seçkin peygamber Hz. Nuh’un cihadının aydınlık birtablosu sunuldu. Bir de inatçıların, zalimlerin
    yanlışta ısrar arını somutlaştıran karanlık bir tablo çizildi. Bu iki lablo kalbe bu saygın ruha yönelik bir sevgi, bu soylu cihada yönelik bir Hayret, zorluklar ve meşakkatler ne olursa otsun, acılar ve fedakarlıklar ne kadar ağır olursa bu sarp yolda yürüme isteği ve kararlılığı uyandırdılar. Çünkü bu yol, insanı kendisi için yeryüzünde öngörülen kemal/kusursuzluk düzeyine ulaştıracak biricik yoldur. Bu yol aracılığı ile insan yüceler yücesi, ulu Allah’a doğru yol alır.

    TÜRKÇE OKUNUŞU:
    “Kâle rabbi innî eûzu bike en es’eleke mâ leyse lî bihî ilm(ilmun), ve illâ tagfirlî ve terhamnî ekun minel hâsirîn(hâsirîne).”
    TÜRKÇE MEÂLİ:
    “Hakkında kesin bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni affetmez, bana merhamet etmezsen her şeyi kaybedenlerden olurum.”
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  4. #4
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Nuh’un gemisi tasvir ediliyor. Gemi, sular ortasında yürüyor, akıp gidiyor. Büyüklük ve yüksekliği ile yüce dağlan andıran bu gemi içindeki canlıları dalgalar arasından süratle geçirip götürüyor. Hz. Nuh, kavminin uğradığı sonu görünce, babalık şefkatine yenilerek, bir kenarda durmakta olan oğluna: “Yavrum, gel sen de bizimle birlikte şu kurtuluş “gemisine bin ve helake giden kafirlerle beraber olmaktan sakın!” dedi. Oğlu da babasına itaat etmeyip karşı gelmiş, peygamberliğini ve ona gelen vahyi inkar etmişti. Bu sebeple babasının çağrısına şu cevabı vermişti: “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım.” Ey Allah’ım sen ne büyüksün! Allah’ın hidayet nasib ettiği kimse, doğru yolu bulandır. Allah bir kimseyi saptırırsa, artık onu doğru yola eriştirecek kimse yoktur. Hz. Nuh, oğluna hayır yolunu gösteriyordu. Ama o, şer yolundan başkasına gitmek istemiyor ve “Beni suların taşkınlığından koruyacak bir dağa sığınacağım” diyordu. O, tufan sularının sınırlı bir nehirden veya denizden geldiğini ve yüksek bir yerde, ya da yüce bir dağın önünde durup daha öteye gitmeyeceğini sanmış gibiydi.
    “(Ey Muhammed) Sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin, fakat Allah dilediğini doğru yola iletir”
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  5. #5
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Hz. Nuh, onun boş sözüne ve dayanağına cevaben şöyle dedi. Allah’ın azabı indikten sonra bir kimseyi, azaba karşı bu dünyada koruyabilecek hiç bir şey yoktur. Kesinleşen yargısını reddedip geri çevirebilecek bir kimse yoktur. Ancak yaratıklarından rahmet ettiği kimseler bundan müstesnadırlar. Onları bela ve musibetlere karşı koruyacak olan, yalnız Allah’tır. Nuh’un gemisini de, inananlar için kurtuluş aracı kılmıştır. Nuh ile oğlu karşılıklı tartışmada bulunurken aralarına dalga girdi ve oğlu boğulanlardan oldu.
    Ey kardeşim dilersen şu ilahi haberleri oku:
    “Biz de boşalan bir su İle göğün kapılarını açtık. Yeri kaynaklar halinde fışkırttık (göğün ve yerin) suları takdir edilmiş bir işin olması için birleşti. Onu (kulumuz Nuh’u) tahtalar (dan yapılmış) çiviler (le birlirkrine çakılmış gemi) üzerinde taşıdık. (Kendisine karşı) nankörlük edilen (kulumuz)a (bizden) bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu. Bunu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur? Benim azabım ve uyanlarım nasılmış (görsünler diye)” Denildi ki: ey arz! Suyunu tut ve kurut. Ey gök! Sen de suyunu yut ve yağmurunu yağdırma.”
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  6. #6
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Bu bir emir ve verilen emre itaatten başka bir şey değildi. Bu, bir şeye: “ol” diyerek oldurahın, yani Allah’ın emriydi. Bu, akıllı ve akılsız varlıklara yöneltilen tekvini bir emirdir.
    Bu emrin hemen ardından sular azalıp kurudu; İş bitirildi,
    mü’minler kurtuldu, kafirler de helak oldu. Yok mudur, bundan İbret alan?!
    Gemi, Cudî dağı üzerinde durup orada karar kıldı. Zalimler güruhu yok olsun, Allah’ın rahmetinden kovulsun ve acıklı azaba uğratılsın, denildi.
    Tefsirciler görüş birliği ederek, bu ayetlerin yüksek makamda ve zirvedeki belagat örnekleri olduklarını söylemişlerdir. Hz. Nuh, kavminin sonunu ve maceranın, kafirlerin helakiyle noktalandığını görünce babalık şefkatinin saldırısına uğradı. Oğlunun bu kötü sonu dolayısıyla derin bir üzüntüye kapıldı ve Rabbİne söyle seslendi: Ey Rabbim! Oğlum benim ailemdendir. Ailemin kurtulacağını va’d etmiştin. Senin va’din gerçek, sözün doğru, hükmün adildir. Sen, hüküm verenlerin en iyisisin. “Allah’tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  7. #7
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Noksanlıklardan münezzeh yüce Allah ona şu cevabı verdi: Ey Nuh! Oğlun, seninle beraber gemiye yüklemeni emrettiğim aile efradından değildir. Niçin? Çünkü o, yaramaz bir iş yapmıştır. Allah’a ve Resulüne küfretmiştir. Her kim olursa olsun, kafirle mü’min arasında velayet ve dostluk bağı olamaz! “İbrahim’de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir örnek var. Onlar, kavim- lerine demişlerdi ki: “Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız”
    Hafsın kıraatine göre bu surenin 46. ayeti şeklinde okunur ki, manası da şöyle olur: “O (oğlun) yaramaz bir iştir.” Burada oğlu, kötü ve yaramaz amel olarak bildirilmiştir ki, bu mübalağa içindir.
    Ey Nuh! Hakkında gerçek ve doğru olduğuna ilişkin sağlıklı bilgi sahibi olmadığın şeyi benden isteme! Allah’ın yasa ve teşriinin İptalini, halka dair takdirinin değiştirilmesini isteyen cahillerden olmamanı sana öğütlerim.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  8. #8
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Allah, kullarının her türlü hallerini görüp bilendir. Doğruyu Allah bilir ya, bana Öyle görünüyor ki; Hz. Nuh, oğlunun bir kenarda durduğunu gördüğü ve onun iman etmiş olduğunu, kendi aile bireyleri arasına katıldığını zannettiği için Allah’tan böyle biı İstekte bulunmuş; insanda mevcut olan evlat sevgisi, böyle biı istekte bulunmasını kolaylaştırmıştı. Ne var ki Hz. Nuh, bu me seledeki anlayış ve içtihadında yanılmıştı. Allah ta onu kınamıştı. Çünkü bir peygamberdi, iyi kimseler için güzel sayılan davranışlar, Allah’a çok yakın olan kimseler için günah ve kötülük sayılabiliı Bu sebeple Hz. Nuh, kınandıktan sonra Allah’a şöyle bir maruzatta bulundu: Ey Rabbim! Hakkında sağlam bilgi sahibi olmadığım biı şeyi senden İstemiş olmaktan sana ve senin yüce zatına sığınırım. Şayet beni bağışlamazsan, esirgemezsen, her şeyi kapsayan engin rahmetinle tevbemi kabul buyurmazsan, ziyana uğrayanlardan olurum. Allah seni başarılı kılsm, ey okuyucu kardeşim! Şu nok taya dikkatle bakmanı istiyorum: Din kardeşliği ve yakınlığı, soy kardeşliğinden ve yakınlığından daha güçlüdür. İnanan erkeklerle inanan kadınlar, birbirlerinin dostları ve velileridirler. Hz. Nuh’un oğlu kafir olunca, Cenab-ı Allah onun Nuh ailesinden olmadığına hükmetti. Hem şunu da bil kî; iman ve salihliğin verasetle ilgisi yoktur. “Herkes kendi kazandığına bağlıdır.”
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  9. #9
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    İman ve salih amelin karşılığı çoğunlukla dünyada verilir. Dün yada verilmediği takdirde ahirette mutlaka verilir.
    Hz. Nuh’un kavmi ile olan kıssası, mü’minlerm kurtuluşu ve 'kafirlerin helaki ile sonuçlandı. Bundan sonra denildi ki: Ey Nuh gemiden in. Ya da gökteki yağmurlar dinip, yerdeki sular çekilince de gemi, Cudî dağının üzerinde durup karar kılınca, ey dağın üzerinde bulunanlar, aşağıya inin denildi.
    Bizden size bahşedilen bir esenlikle, Allah katından hoş ve mü barek olarak ihsan edilen güvenlik ve selametle yaşayarak aşağı ya in. Sana, hayvan olsun, insan olsun beraberinde bulunanlara selamet, bereket, üreme, Rızık bolluğu ile aşağıya inin. Beraberin
    deki kimselerin soylarından bazısını dünya ve ahirette hayırlarla, hoş ve güzel şeylerle yaşatacağız. Bazısını da dünyada yaşatacağız. Ama küfür ve inadlarından dolayı ahirette elem verici bir azaba uğratacağız. Hz. Nuh’un soyu ilk zamanlarda mü’min ve iyi kimseler olup dünya ve ahirette yaptıkları iyi işlerden yararlandılar. “Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki; namazı zayi ettiler, şehvetlere uydular. Bunlar da azgınlıklarının cezasına uğrayacaklardır.” Allah’tan gelecek olan elim bir azap, bunlara dokunacaktır.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  10. #10
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Bu kıssadan alınacak genel ders ve ibret hakkında daha önce gerekli açıklamalarda bulunmuştuk. Bu kıssa ayrıca Hz. Muham- med (s.a.v.)’in peygamberliğine de delalet etmektedir. Çünkü daha önce ne kendisi ne de kavminden biri, Hz. Nuh ve kavmi hakkındaki tam, eksiksiz ve kapsamlı olan bu haberleri bilmiyorlardı. Zalimlerin sonlarının nice olduğunu da bilmiyorlardı.
    Ey Muhammedi Daha önce Nuh nasıl sabrettiyse, sen de sabret. Sabırları sonunda Nuh’un beraberindeki mü’minlerin kurtuluşa erdiklerini ve küfrün, kafirlerin nasıl mahvolduklarmı da elbetfiti biliyorsun. Hem şunu da bil ki, iyi son, Allah’a karşı gelmekten sa*kınanlarındır.


    TÜRKÇE OKUNUŞU:
    “Fe deâ rabbehû ennî mağlûbun fentasır.”
    TÜRKÇE MEÂLİ:
    “Ya Rabbi ben yenildim. Artık sen bana yardım et.”

    Evet, “onlardan önce de Nuh’un soydaşları” peygamberlik mesajını ve yüce Allah’ın ayetlerini “yalanlamışlardı:’ Bu adamlar "kulumuz” Nuh’u “yalanlayarak” onun için “bu adam delidir demişlerdi.” Tıpkı şu zalim kureyşliler gibi. Onlar da O’nun için aynı sözleri söylemişler, O’nu taşa tutarak öldürmekle tehdit etmişler, O’nu alaya alarak üzmüşler, O’nu sert sözlerle azarlayarak kendi lerine ilişmemesini istemişler, kabalıklarına son vererek gerçeğe teslim olacakları yerde “Onu görevinden alıkoymuşlar.”
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •