Bu hususta çok önem gerektiren bir husus. Çünkü âlimler tilavet secdesinin şer’i bir emir olduğu hususunda birleşi- yor. Sadece vacip mi, sünnet mi olduğu konusunda ihtilaf ediyorlar.
Cumhuru ulemaya göre secdei tilavet vacip değil sünnettir. İbni Abbas, İmran b. Haşin, Malik, Evzai, şafii, Ah- med, Ebu Sevr, İshak, Davud ve birçok imamların mezhebi böyledir.
Ebu Hanife ise:
“Oyleyse onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar. Ve karşılarında Kur’an okunduğu zaman eğilmiyorlar. ” (İnşikak 20- 21)
mealindeki ayeti kerimeye dayanarak, tilavet secdesinin vacip olduğunu söylemiştir.
Cumhuru ulema da, Ömer’den (r.a.) sahih yoldan rivayet edilen şu esere istinad etmektedirler:
Bir cuma günü Ömer (r.a.) en-Neml suresini okur ve secde ayetine geldiğinde minberden inerek secde eder. Cemaat de secde eder. Ertesi cuma yine Nemi suresini okur, secde yerine gelince, ey insanlar, bir secde yerinden geçiyoruz. Secde eden isabet etmiş olur. Fakat secde etmeyene de günah yoktur, der kendisi de secde etmez. (Buhari)
Böylesine büyük bir toplantıda Ömer’in (r.a.) böyle konuşup secde etmemesi, -tilavet secdesinin- vacip olmadığına apaçık bir delildir. Ebu Hanife’nin istidlal ettiği ayetin cevabı da açıktır. Çünkü ayeti kerime, Kur’an’ı tekzip ederek secde etmeyişlerini takbih etmekte. Nitekim bunu takip eden ayette,
“Bilakis o küfredenler -Kur’an’ı- tekzip eder. ”
Rasulullah (s.a.v.)’in Sad suresinde secde ettiğini de gördüm.”
Buhari ve Müslim’de de, Rasulullah (s.a.v.) en-Necm suresini okuyup secde etmediği Zeyd b. Sabit (r.a.) tarafından rivayet edilmekte, aynı eserlerin bir başka yerinde en- Necm suresini okurken secde ettiği rivayet edilmiştir. Bu da secdenin vacip olmadığına delildir.