Doğru
Doğru
Sayfa 2 Toplam 3 Sayfadan BirinciBirinci 123 SonuncuSonuncu
Toplam 24 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 20 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Spiritüalizmde Levh-i Mahfuz

  1. #11
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Doğru
    Zaten daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi,Evrende algıladığımız tüm fiziksel gerçeklik,gerçekte birer dalga deseninden başka bir şey değildi. Çünkü Saklı Enerji Denizini bir kenara bıraksak dahi,bilinen uzayın sahip olduğu ışık ve diğer elektromanyetik enerjilerin birbirleriyle kesişerek girişim desenleri oluşturması dolayısıyla,çeşitli düzeydeki enerji salınım larının kesişmeleri de (ki tanecikler de,sahip oldukları dalga/parçacık ikilemi nedeniyle aynı zamanda birer dalgadır) parçacıkları ve nesneleri meydana getirmektedir.Bu da bize,fiziksel olayların uzay-zaman içinde meydana gelen bir gerçeklik değil,uzay-zamanın kendisinin dahi beynin Holografik yapısı sebebiyle oluşturulmuş bir gerçeklik olduğunu göstermektedir.(Ayr.bil.iç.bkz Birleşik alanlar Teorisi-7/Sufizm Ve İnsan-fizik)
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  2. #12
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Tüm bunları göz önünde bulundurarak,beynimizi disipline ederek yani,konsantrasyon teknikleri ile,Zikir,namaz,oruç...vb ibadet adı altındaki çalışmalar yardımıyla beynin üst alıcı işlevleri devreye sokulabilir ve sisteme yönelik Akaşaların okunmasıyla geçmişe ait ses,görüntü...vs aynen yaşanıp deşifre edilerek deneyimlenebilmektedir.Bu tür çalışmalar,eski Yunandaki Öklid,Eflatun,Sokrates gibi bilgeler tarafından da (ki en yaygını oruç) uygulanmaktaydı.Bunlardan Sokrates “Biz bedenimizle uğraştıkça ve Ruhumuzu bu kusursuzlukla kirletmeye devam ettikçe ,hakikâtin yolunu asla bulamayız” diyerek kendi adına zehiri içmiş ve ölümsüz ruhunun artık önemli olanla uğraşacağı boyutu dört gözle beklemişti.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  3. #13
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Sokrat’ın fiziksel ölümle ulaştığı boyutu,(Zen Budizm’de de ifade edilen) “ölmeden önce ölürsen,ölünce ölmezsin” düşüncesini fiziksel boyutta yaşarken yakalayan bir bilinç ise, yalnız,geçmişe ait değil, aynı zamanda evrensel öze yani gizli örtük düzene dönük olarak da bunu deneyimleyebilmektedir.Çünkü dünyanın gezegenlerin, yıldızların ve galaksilerin de,uzayın boyutsal derinliğinde Akaşaları mevcuttur.Daha doğrusu,Evren ,Quantum Potansiyelinde ne kendi içinde ne de dışında mevcut olmayan dev bir Akaşadır ki buna biz “Evrenin belleği” de diyebiliriz. Böylece “madde” dediğimiz şey,tüm varlığın kaynağı ve cevheri olan Akaşalardaki titreşimlerin birbirleriyle ilişkili (holografik) biçimde düzenlenmiş bir yapı olarak karşımıza çıkar ki bu da Wheleer’in kuantum köpükleriyle aynı anlama gelir.Bununla birlikte,Doğanın Evrensel Belleği,Hayat Kitabı ve Levhi Mahfuz da denilen Akaşalar hakkında bir İslam Mistiği şunları söylemektedir: “Levhi Mahfuz,kesreti yani çokluk kavramını meydana getiren Esma terkiplerinin ,kaza ve hüküm,bilgi ve bilinç boyutudur.Allah ilmindeki hüküm ve takdirin fiiller alemine yansımasıdır.Bu platformda her şey bilgi olarak,tasarım olarak tüm var oluş gerekçesiyle mevcuttur.Burada zaman ve mekân kaydı olmaksızın, ezelden –ebede kadar her şey bilgi olarak mevcuttur.İşte bu Levhi Mahfuz alemlerin aynasıdır ve evrenin Geni hükmündedir.Evrende ve onun boyutsal tüm katmanlarında meydana gelmiş tüm varlıklar bu Levhi Mahfuz diye bilinen bir üst boyutun tafsiliyle meydana gelmiştir.”(Bkz.Ahmet F.Yüksel-Bilim Dini Etkiliyor-Sufizm ve İnsan.)
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  4. #14
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Bununla birlikte,birimsel ya da toplumsal eylem ve düşüncelerin meydana getirdiği Akaşalardaki enerji,belli bir yoğunluğa ulaşmasıyla birlikte yine (insanların)toplumların bir sonraki aşamada ortaya konacak fiillerin şekillenmesini sağlar. Bunun oluşum şekli ise,(ki Astrolojik tesirler vasıtasıyla da ) Akaşalarda bulunan geçmişe ait holografik kayıtların ,kozmik hava dalgalarında kayıtlı bulunduğu boyuttan insan şuurları tarafından yakalanarak beyinlerin ilgili hücrelerini irrite etmeleri sonucu Radyasyon bulutundaki bilgiler istikametinde biçimlenmesiyle ,dışımızda ,bizlere göre zorlayıcı ,acı verici fiziksel etkilerin ortaya çıkması şeklinde meydana gelir.Bu durum negatif özellikli algılandığı taktirde Akaşalar, Karabulutlar ismiyle adlandırılırlar. Tıpkı geçmiş kavimlerde,kendi içlerinden çıkan Nebi ve Resullerin bulundukları toplumu uyararak,yaşamlarında oluşturacakları menfi hareketlerin başlarına yakın gelecekte bela şeklinde tekrar kendilerine yansıyacaklarını bildirmeleri ve akabinde bunun gerçekleşmesi gibi.

    Beynimiz ister farkında olsun isterse olmasın bu dalgaların her zaman etkisi altındadır. Fakat, Reenkarnasyon Ve Hologram başlıklı yazımızda da belirttiğimiz, aynı sebeplerden dolayı bu kavramda da yanılgıların açığa çıkması kaçınılmazdır.Bu görüşü destekler mahiyette,küçük bir örnek olarak,görücü medyum denilen bazı kişilerin,bu titreşimlerle rezonansa girerek, kayıtları okuyup gerekli bilgileri aktarmasını verebiliriz.Öyle ki, bu konu ile ilgili fenomenlerde de objektif,ciddi ve somut diyebileceğimiz deliller belgelenmiş olup bunlardan en ilginç birkaç örnek sırasıyla şöyledir:
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  5. #15
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    İlk fenomen ,10 ağustos 1901 yılında iki Oxfordlu profesörün (ki,biri Oxford’a bağlı St. Hughs Koleji Müdürü Anne Moberly diğeri de müdür yardımcısı Eleanor Jourdian’dır) Versailles’deki Petit Trianon’un bahçesinde yürüyüşe çıktıklarında meydana geldi.Bu yürüyüş sırasında tıpkı bir film sahnesinden diğerine geçişte olduğu gibi,önlerindeki görüntü, üzerlerinden parıltılı bir gölge geçermişçesine değişir. Bu parıltı geçtikten sonra görüntünün değişmiş olduğunu ve akabinde çevrelerinde 18.yy giysileri içinde peruklu, heyecanlı insanların belirdiğini fark ederler.Bu sırada bir uşak bunları görüp,heyecandan küçük dilini yutmuş kadınlara yaklaşarak yönlerini değiştirmek için kendisini takip etmelerini işaret eder. Onlar da bunun üzerine adamı izleyerek iki yanı ağaçla sıralanmış bir yoldan geçip bir bahçeye girerler. Ve bu sırada da havada müzik sesleri eşliğinde ,soylu bir hanımefendinin sulu boya resim yaptığını görürler. Sonra bu görüş giderek kaybolur ve eski hallerine geri dönerler. Bu değişim o kadar etkileyicidir ki,kadınlar arkalarına döndüklerinde,az önce gelmiş oldukları ağaçlı yolun şimdi,eski bir taş duvarla kesildiğini görürler. İngiltere’ye döner dönmez hemen tarihsel kayıtları araştırmaya başlarlar ve sonuçta Trianon’un yağmalanmış ve İsviçreli nöbetçilerin katledildikleri gecenin gündüzüne geri döndüklerini, bahçedeki kadının da Maria Antoinette olduğunu anlarlar.Yaşadıkları bu deneyimi başından sonuna kadar, tüm ayrıntılarıyla tek ciltlik kitap kalınlığında bir rapor halinde hazırlayarak İngiliz psişik Araştırmalar derneğine sunarlar.Fakat bu olay, dünyanın en önde gelen ve saygın üniversitesinde öğretim görevlisi olmalarından dolayı Akademik kariyerlerini tehlikeye atmamak için,takma isimler altında yayınlanır.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  6. #16
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Daha sonra ise, içeriden sızan bilgi yüzünden kimliklerini açıklamak zorunda kalırlar.Bu iki profesörün,yalnızca geçmişi canlandıran bir görüntü algılamayıp doğrudan geçmişin içine dalarak, 1789 yılındaki Trianon Bahçesinde insanlarla karşılaşmaları olayına bir de,bu sırada onlara eşlik eden bayıltıcı depresyon ve ağırlık duygusu eklenince, Psikologlar ve fizikçilerin ilgi odağı haline gelirler. Bu konuda bayan Moberey şunları söylemekte: “ Her şey aniden doğa dışı göründü, dolayısıyla da nahoş. Binalar ardındaki ağaçlar bile bir goblene işlenmiş ağaç gibi cansız ve düz göründü.Işık ve gölge etkileri yoktu ve her şey yoğun biçimde durağandı.” (Bkz. A.Moberly,E.F.jourdian,An Adventure ,syf 45-6)

    Zaman kaymaları ve çok boyutlu farkındalığı yaşayanların hepsinde,bu tür olaylarla birlikte depresyon ve üzgünlük duyguları tecrübe edilmekte ve dönüşümlerde de ışık parıldamaları görülmektedir.Tıpkı bu parlaklığın Reenkarnasyon olayında bir bedenden diğer bir bedene geçişteki ara bölgede ya da B.D.D ve Ö.Y.D ***olaylarında hem boyutsal,hem de Ontolojik varlıklar olarak görülmesi gibi...(Bu konu ayrı bir yazıda daha detaylı ele alınacaktır).
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  7. #17
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Hayalci bir yapıya sahip olmayan bu kadınların en ince noktasına kadar anlattıkları olaylar,giyim kuşamlar,bahçelerin planı ve diğer fiziksel olarak gözlenebilen fenomenlerin tarihsel olarak bütün ayrıntılarıyla doğru olduğu yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur.Ayrıca bu olay onlara açık bir çıkar sağlamadığı gibi,akademik kariyerlerini de tehlikeye sokmuştur.

    Konuyla ilgili olaylar, bununla sınırlı olmadığı,1955 yılının Mayıs ayında Londralı bir avukat ve karısının aynı bahçelerde 18.yy giyimli birkaç kişiyle karşılaşması ile elçilikte çalışan bir görevlinin Versailles’e bakan bürosundan Bahçenin tarihinin daha eski bir dönemine dönüştüğünün gözlenerek aynı derneğe bildirilmesiyle anlaşıldı.(Bu ve buna benzer birçok örnek,akademik düzeyde uzman araştırmacıların ciddi ve objektif çalışmaları sonucu yayımlanmaktadır)

    Varlığı akaşalara dayanak olarak gösterilen bir başka örnek de Londra Ruhsal Araştırmalar derneği tarafından yayımlanmış bulunan,Canlıların Hayaletleri adlı iki ciltlik kitapta yer alan yeterince belgelenmiş hayalet olaylarıdır.Öyle ki, en son Mart 2001’ de İngiliz Kraliçesinin gittiği şatoda bu tür fenomenlere tanık olunca,ilgili kişileri bu olayı durdurmaları için şatoya çağırdığı, dünya ve Türkiye basınında da yer almıştı.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  8. #18
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Şatolarla ilgili olayların genelinde deneyimlenen fenomenler sırasıyla (ki bunlar geçmişte aynen yaşanmış,konuyla bağlantılı olup rasgele olaylar değildir; ayrıca tüm fenomenler net ve neredeyse fiziksel gerçekliğe yakın olarak deneyimlenmiştir),garip, açıklanmayan sesler,kokular,ağlama sesleri,çocuk sesleri,kapı tokmağına vurumlar,ayak sesleri,kapı gıcırtıları,geçmiş yaşamda o şatoda ya da evde yaşamış ve hayatları trajik bir sonla noktalanmış kişilerin vizyonları...vb.karşılaşmalardır.

    Böyle bir vaka ile karşılaşan ev görevlileri, durumu konuyla ilgilenen psişik araştırmalar kurumuna bildirirler.Hassas cihazlarla donatılmış ekip (ki aralarında fizikçi,mühendis,psikolog... bulunan deneyimli bir ekiptir) olayı duyar duymaz şatoya gelir ve cihazları uygun yerlere yerleştirerek beklemeye başlarlar.Uzun bir süre bir şey yakalayamazlar, ama güneş çekilip ortalık kararınca (fenomenin en çok geçtiği odadadırlar) birden,ısı olması gerekenden fark edilir derecede düşmeye başlar, bununla birlikte,kapı ve tokmağın hareket etmesiyle oda içindeki vazolar,avizeler ve bazı eşyalar sallanmaya başlar. Öyle ki, kapının arkasından birinin dolaştığı ve ayak sesleri bile duyulur.Bu durum karşısında şaşkınlık geçiren araştırmacılar,hiçbir hayalet görüntüsü yakalayamamalarına karşın (hem aletler, hem de araştırmacılar)olay sırasında çok güçlü bir Elektromanyetik alanın varlığını tespit ederler. Ayrıca bu tür fenomenlerin ortak bir yönü de,şatolarda duyulan seslerin ya da kişiliklerin tarihte gerçekten yaşamış ve orada korkunç bir şekilde ölmüş insanların belirtisinin olmasıdır.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  9. #19
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Bununla ilgili de kısa bir örnek olarak,bir kralın,kızının fakir bir marangoz ile girdiği aşkı önlemek için kızın sevgilisini ortadan kaldırtması sonucunda meydana gelen olayları verebiliriz.Bu iş için,genç marangoz kralın soytarısı tarafından şatoya çağrılarak sarhoş edilir ve yine soytarı tarafından testereyle başı kesilir.Kırala göstermek için de bir elinde kesik baş,diğer elinde de bedenini sürükleyerek merdivenlerden çıkar. Kimileri (bu konu hakkında bilgisi olsun ya da olmasın) sadece merdivenden çıkarken soytarının bıraktığı sesleri,kimileri de bu merdivenden çıkarken tanımlayamadıkları, ama net duyumsadıkları bir enerjinin kendilerini takip etmekte olduğunu, kimileri ise testere sesini duymaktadırlar (bu vizyon direkt olarak görülebilir de).Kızın vizyonu ise,bahçede sevgilisini arayan bir aşık olarak görülmektedir.Bununla ilgili diğer olaylar hep benzer şekilde deneyimlenmektedir. (Bkz.Discovery Channel-İskoçya’nın,İngiltere’nin Hayaletli Şatoları)

    Bu konuyla ilgili görüntü ve sesler de bulunmaktadır. Bunlardan,% 30’ u çok ince teknikler yardımıyla hemen elenirken,% 40’ lık bir kısmı olabilirlik sınırları içerisinde olmasına karşın,ihmal edilebilecek düzeydeki şüphelerin varlığı nedeniyle bir kenara bırakılmaktadır.Ama,en ufak ihtimali bile barındırmayacak ölçüde testten geçen diğer % 30’ luk kısım ise tamamen doğrulanmasına rağmen,tarafsız ve objektif olması gereken bilimin,önyargı ve şartlanmalar doğrultusunda yönlendirilmesi sonucu, göz ardı edilmektedir. Halbuki Bilimin çürütemediğini yok saymak da bilimselliğe,akılcılığa ters düşmek değil midir? Ama her alanda olduğu gibi, bu konuda da,algılayamadığını reddetme basitliği,işin kolay yolu olsa gerek.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  10. #20
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Başka bir örnekte,gösterişli bir at arabasının,bir İngiliz subayı ve ailesinin bakışları altında kendi avlularına girip durduğundan söz edilmektedir.Bu hayaletsi araba o denli gerçektir ki,subayın oğlu, içinde bir kadın biçiminin bulunduğu belli olan arabaya doğru gider,ancak çocuk, ona daha doğru dürüst bakmadan araba ortadan yok olur ve orada hiçbir tekerlek ya da at nalı izi de bırakmaz.Bu tür vizyonlarda canlı nesneler olduğu gibi cansız nesneler de gözlemlenmiştir.

    Ayrı bir olay da,1951 yılının 4 Ağustos sabahı saat 4 civarı,iki İngiliz kadının tatile geldikleri Fransız kıyılarındaki Pusy kasabasında silah sesleriyle uyanmaları idi.Bu silah seslerinin nereden geldiğini anlamak için pencereye doğru geldiklerinde ise,sadece gördükleri,önlerinde uzanan denizin son derece sakin görüntüsüydü.Öyle ki,duydukları sesleri çağrıştıran herhangi bir eylem izi bile yokdu.İngiliz Ruhsal araştırma kurumu,bu konuyu incelediklerinde,kadınların bildirdikleri tarihte sözünü etmiş oldukları olayın,müttefiklerin 19 ağustos 1942 ‘de Pusy’de Almanlara karşı yapmış olduğu saldırıdan söz eden savaş kayıtlarına aynen uyduğunu görmüşlerdir.Yani bu kadınlar,9 yıl önce orada yer alan bir saldırının seslerini aynen duymuşlardı.Bu tür tarihi olayların yeniden yaşanmakta olduğuna ilişkin deneyimlerin bazı tarihçiler tarafından da yaşandıkları belgelenmiştir.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •