Doğru
Doğru
Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
Toplam 24 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Spiritüalizmde Levh-i Mahfuz

  1. #1
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart Spiritüalizmde Levh-i Mahfuz

    Doğru
    Not: bu bilgiler spiritüalizme göredir levhi-i mahfuz nedir konusuna islami bilgiler bölümünde ayrıca deyineceğiz esas olan odur,şimdi bu bilgileri sunayım sizlere lahutii forum ailesi...
    Sanskrit dilinde öz ve uzayı ima etmek üzere ışıklı anlamına gelen AKASHA sözcüğü, Hinduizm'de evrendeki herşeye nüfuz etmiş beşinci ve en ince olan ether cevheridir.“Dünya hafızası” anlamına gelir. Çünkü bu akışkan, Dünya’nın oluşumundan beri, yeryüzündeki bütün olayların yansımalarını kaydetmiştir. “Görücü” dediğimiz kimselerin bir kısmı, AKASHA'ya özgü “dalga boyu”nu yakalayabilirse, akaşik kayıtları inceleme imkânı bulabilir. Geçmiş uygarlıklarda, özellikle dinî liderler böyle bir süreci kullanarak, mistik-dinsel gelenekleri inceleyebilirlerdi.

    Mevcut olan her şeyin son ilke ve cevheri olarak biliniyor. Her şey onun kombinasyonuyla meydana gelir. Hava olur, sıvı olur, katı madde ve ateş olur. Güneşi, gezegenleri, yıldızları, tüm kozmosu meydana getirir.
    Evrenin akışkan cevheridir.

    Ruhçuluğa göre akaşik kayıt sistemi: Ruhsal varlığın aşkın şuuruna ya da üstün şuuruna işlenen deneyden, gözlemden, eylemden ve yaşanılan ruh hâllerinden meydana gelen etkilerin yoğunlaştırıldığı yerdir. Dünyanın geçmiş-gelecek tüm macerası burada kayıtlıdır. Bütün bilgiler orada bulunur. Kimilerine göre bu kayıtlar İslami terminolojide Levhi Mahfuz (saklı levha), bireysel kayıt sistemi Hafeze ve Kirâmen Kâtibin melekleri ile sembolize edilmiştir.

    Yoga felsefesinde AKASHA, prana ve yaratıcı zihin üç evrensel prensiptir ki, majik ve psişik güçlerin kaynağı, evrenin her yeride mevcut bu üçlüdür

    konu devam edecek arkadaşlarım...
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  2. #2
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Budizm' de ise , AKASHA kavramında bir ayrım yapıldığı görülür. Budizm'e göre iki tür AKASHA vardır:

    1- Kişilik oluşturan her şey (varlığın duyguları, algıları, zihinsel oluşumları, şuur hareketleri, fizik biçimleri vb.) ile ilgili sınırlı AKASHA.

    2- Maddi her şey ile ilgili sınırsız AKASHA.

    Teozoflara ve bedensiz varlıklarla ruhsal irtibatın varlığını kabul etmeyen parapsikolaglara göre, nasıl ki kâinatta var olan hiçbir madde dönüşümler geçirmekle birlikte yok olmazsa, kâinatta meydana gelen hiçbir olay, hiçbir hareket de yok olmaz; her olay, her hareket muhakkak izlerini bırakır ve kaydolur. İşte bu kaydolunan yer, daha doğrusu kayıtların işlendiği seyyal cevher, teozofideki AKASHA, kayıtlar ise Batı Teofizisindeki adıyla AKAŞİK KAYITLAR dır.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  3. #3
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Batı teofizisine göre AKASHA ya da AKAŞİK KAYITLAR her eylemin, her düşüncenin, her ışığın, her sesin vibrasyonlarının kaydolduğu, kısaca fizik alemden yansıyan bütün tesirlerin seri ve dakik bir şekilde yoğunluklarına göre sınıflanarak kaydolduğu ebedi bir arşiv dir. Gezegene ait AKAŞİK KAYITLAR a gezegensel akaşik kayıtlar, her varlığın kendi enkarnasyonlarını ilgilendiren AKAŞİK KAYITLAR a ise bireysel akaşik kayıtlar adı verilir.

    Not:Yukarıdaki yazının bir bölümü DHARMA YAYINLARIndan çıkan, DHARMA ANSİKLOPEDİSİ'nden alınmıştır. Kendilerine teşekkürü bir borç biliriz.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  4. #4
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    AKASHA

    Bizler yaşadığımız boyuttaki zamanı, geçmiş, şimdi,gelecek diye üç kısma ayırır ve evreni de bu bakış açısına göre değerlendiririz. Halbuki, gökyüzüne baktığımız zaman,ışığın (ona bakan gözlemcilerin hızından bağımsız olarak )sabit bir hızla ilerlerlediğini söyleyen Rölativite teorisi uyarınca, yıldızların ve galaksilerin şu andaki hallerini değil, uzaklıklarıyla doğru orantılı olarak geçmiş zamandaki durumlarını görürüz.

    Yani biz güneşin 8 dakika,güneş sistemimize en yakın yıldız olan alfa centuri’nin 4.3 yıl,Andromeda galaksisinin 2.3 milyon yıl ..vb) öncesini görmekteyiz. Aynı olaya farklı bir açıdan yani, şu anda dünyadan 10 ışık yılı uzaklıktaki bir noktadan gezegenimize baktığımızı düşünürsek; körfez savaşını, 65 ışık yılı uzaklıktan Japonya’ya atılan atom bombasını, 212 ışık yılı uzaklıktan Fransız İhtilalini,2000 ışık yılı uzaklığından da Roma imparatorluğu dönemini gözlemlerdik.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  5. #5
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Mutlak uzay-zaman, dolayısıyla maddesel algılamaya dayalı anlayışımıza en büyük darbeyi indiren bu görüş bizim geçmişte yaşadığımıza ,zamanın göresel olduğuna ,evrenimizin maddesel bir yapıya sahip olmayıp bir enerji yumağı halinde dalgasal yapıda olduğuna ve Lavaziyer’ in “yoktan bir şey var olmaz,var olan bir şey de yok olmaz”prensibinin dalgasal formdaki ifadesine götürür.Bundan binlerce yıl önce Pisagor ve takipçileri de fiziksel dünyada oluşan her eylem ve düşüncenin gökyüzüne kaydedilmekte olduğunu söyleyerek buna “Doğanın Belleği” ya da “Akaşa” adını vermişlerdir.

    O halde bu eylem ve düşünceler Akaşalara nasıl kaydedilmektedir?Şimdi onu görelim.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  6. #6
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Bilinen fizik kanunlarına göre, bir cisme ışık gönderildiğinde gelen ışık,cisme çarpar ve oradan yansıyarak cismin görüntüsünü ışık hızıyla tüm uzaya (evrene) yayar*.İnsanın bir maddesel cismi olduğu gibi, bir de sahip olduğu şartlanmaları, duyguları,değer yargıları,fikirleri…vb. beynin yaydığı belli frekanstaki dalgalar vasıtasıyla aynı şekilde uzaya yayımlanır.** Fakat dünyanın mıknatıs gibi olan manyetik alanı, bu dalgaların bir kısmının uzaya yayımlanmasına izin verirken diğer bir kısmını da atmosfer içinde bulutumsu bir dalga yumağı halinde muhafaza eder. (Bir kısmının uzaya yayımlanması, bilginin de eksilmesi anlamında değildir; çünkü yayımlanan dalgalar da holografiktir.)Dolayısıyla,geçmiş ve günümüze ait olan tüm eylem ile düşünceler bu boyutta kayıtlanarak saklanır.Şayet bu dalgaları kulağımıza adapte edecek güçte bir radyo veya gözümüze gösterebilecek yapıda bir TV olsa idi, bütün geçmişi yaşıyormuşçasına aynen görebilirdik.(Bkz. Elektromanyetik Alanlar Ve Biz-Sufizm Ve İnsan /Fizik)
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  7. #7
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Kızıl dev haline gelecek olan Güneşimiz de küllerini uzaya yayarak bir yüzüksü halinde yeni yaşamların hammaddesi konumuna gelmeden önce,Mars’a kadar tüm gezegenleri yutarken, Jüpiter’den Pluton’a kadar olan tüm gezegenleri büyük ölçüde etkileyip Jüpiter’i uyduları boyutlarına,Satürn’ü de halka özelliğini kaybettirerek iyice küçültecektir.Bu durumda Mars’ın buzulları eriyip çöle dönüşürken,dünyamız da, Güneş’in yakıcı sıcaklığına fazla dayanamayarak maddesel yapısı dolayısıyla sahip olduğu manyetik alanı ortadan kalkıp içindeki tüm enerji dalgalarıyla birlikte güneşin manyetik plartformuna çekilecek bu nedenle de bu kayıtlar o boyuta taşınmış olacaktır.Bununla ilgili olarak,herkesin yapmış oldukları düşünce ve eylemlerin kayıtlı olduğu Akaşaların kıyametten sonra ,Ruh bedenlerinin sahip olduğu Bilinç tarafından değerlendirilmesi de, mistik kaynaklarda ,en ince ayrıntısına kadar yazılmış olan kitapların havada uçuşarak herkesin eline geleceği şeklinde sembolik olarak belirtilmektedir.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  8. #8
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Burada önemli olan bir nokta da,dünyanın, daha da genişletirsek yıldızların ve galaksilerin yok olmaları,onların bizim algılayıcılarımız tarafından madde olarak var kabul edilen yönlerinin,dalgasal dönüşümlerden kaynaklanan biçimde yok olması şeklinde algılanmasıdır.Tıpkı ölen bir insanın bir boyuttan ,ayrı bir boyuta geçmesi gibi.(bkz. Cehennemin Gölgesi-Sufizm ve İnsan /fizik)

    Ayrıca, yine görecelik kuramına göre, zamanın algılayan gözlemciye bağlı bir nitelik olması dolayısıyla ,gelecek zaman da ,geçmiş ve şimdiki zaman ile birlikte Tek bir An’da mevcuttur. Bunu daha iyi anlamak için ,farklı zamanlarda uçsuz bucaksız bir çölde start alan üç birimin birbirlerine göre bakış açılarını örnek olarak verebiliriz.Bunlardan,önce start alan birime göre diğerleri,onun geçmişinde kalırken,ikinci start alana göre, ilkinin geçmişinde ,üçüncü olanın ise geleceğinde bulunur.Üçüncü birime göre ise,diğer ikisi onun geleceğindedir.Eğer bunlardan ayrı olarak farklı bir birimin balon ya da helikopterle bu çöl üzerinde gittiğini düşünürsek, o zaman,bu birim her üç bakışın da gerçekte Tek bir An’dan ibaret olduğunu algılayacaktır. Böylece, gelecek zamanın,şu an bizim için potansiyel olarak mevcut olduğunu söyleyebiliriz.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  9. #9
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Akaşalardaki bilginin kaybolmamasının ayrı bir nedeni de,fotonların ışık hızıyla hareket etmeleri dolayısıyla zamanlarının olmaması yani,algıladığımız zamanın onlar üzerinde etkisinin bulunmamasıdır.Bu nedenle tekrar uygun şartların ortaya çıkmasıyla sahip olduğu manâlar değerlendirilebilmektedir. Akaşalar ile ilgili ilginç bir olaya örnek de,1940 lı yıllardaki II.Dünya savaşında ünlü yolcu gemisi Queen Mary e gönderilen GBTT yani, “Gaf Bravo Tango Tango” şeklindeki mesajın yaklaşık kırk yıl sonra 1978 in şubat ayında Quenn Elizabeth II tarafından da tekrar alınması olayıdır.Bunu hemen Judy Foster ın başrollerinde oynadığı ünlü Contact filminden de(ki bu Ünlü Astronom Carl Sagan’ın aynı adlı eserinden uyarlanmıştır) anımsayacağımız gibi dünya dışı yaşama ait bir mesaj olduğu şeklinde yorumlandı.Ama bu gerçekte ne dünya dışı bir uygarlıktan geliyordu ne de tanımlanamayan uçan cisimler olan ufo’larla bir ilgisi vardı.Bu, tamamen Akaşalarla ilgili idi.Yani 1938 yılında Queen Mary e gönderilmek üzere yayımlanan anlam yüklü Elektromanyetik dalgalar(mesajlar) yukarıda ifade ettiğimiz nedenlerden dolayı atmosferde kaybolmayarak kırk yıl sonra yine kendisi gibi bir İngiliz transatlantik tarafından deşifre edilmiştir.(Discovery Channel-Allien İnvasion Week)
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  10. #10
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Quantum fiziğinin gelişmesiyle, alışılmış dünyamızın değer yargılarını yıkan fiziğin öncü teorilerinden olan holografik modeli, beynin çalışma prensibi olarak gören Stanford Üniversitesi Profesörlerinden Karl Pribram,uzay-zamandan bağımsız,holografik olarak kaydedilmiş girişim desenleri gibi, frekanssal alanlardan meydana gelen makro gerçekliğin,aslında(bir tür mercek görevi gören) beyinlerimiz tarafından saklı düzendeki yine bu frekansları biçimlendirip nesnel görünümler dünyasına dönüştürmesiyle oluşturulduğunu belirterek şunları ifade etmektedir.“Beyin çevresi hakkındaki bilgileri ,sınıflandırılmamış bir kapalı-düzen biçiminde alır ve bu bilgileri de hologramik biçimde kaydeder. Daha sonra dıştan gelen frekanslara göre,bunları üç boyutlu uzay-zaman biçiminde düzenleyip bilinen algı dünyasını oluşturur.” Ve pribram devam ediyor: “Frekanslar alanında,uzay-zaman aşılmıştır. Her şey olayların yoğunluğuyla ilişkilidir.Görüntüler ve nesneler alanında dönüşüme uğrayan uzay-zamanın sınırları da yok olmuştur. Böylece birçok bilimsel görüşün temel aldığı nedensellik de,uzay-zaman koordinatlarının yoğunluğu nedeniyle ortadan kalkmıştır.Olayların yoğunluğu derken,yoğunluğun da uzayın bir özelliği olduğu sorusu akla gelebilir.Ama eğer uzay yoksa,onun özellikleri de olmaz.” (Ayr.bil.için.bkz. Boyutsal Yansımalar-Sufizm ve İnsan /Fizik)
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •