İslâm büyükleri, namazı kazaya bırakma konusunda son dere*ce hassas davranırlardı. Bir vakit namazın bile kazaya kalmasını bü*yük bir günah sayarlar, günlerce tövbe istiğfar ederlerdi.
Ariflerin Sultanı Bâyezid-i Bistâmî'yi bir gece uyku bastırıp sa*bah namazına uyanamamıştı. Namazını kazâ edip o kadar ağlayıp inledi ki, bir ses işitti: "Ey Bâyezid, bu günahın affedildi. Bu pişman*lık ve ağlamana da, ayrıca yetmiş bin nafile namaz sevabı verildi" diyordu. Aradan bir kaç ay geçtikten sonra onu, yine uyku bastır*dı. Şeytan gelip, Hz. Beyâzid'in ayağından tutarak uyandırdı ve "Kalk namazın geçmek üzeredir" dedi. Bâyezid Şeytan'a: "Ey mel'un! Sen hiç böyle yapmazdın. Herkesin namazının geçmesini, kazaya kalmasını isterdin. Şimdi nasıl oldu da beni uyandırdın?" Bu*yurunca, Şeytan şu cevâbı verdi: "Bir kaç ay önce sabah namazını kaçırdığında, pişmanlığın ve üzüntün sebebiyle çok ağlayıp inledi*ğin için, ayrıca yetmiş bin namaz sevabı almıştın. Bugün, onu düşü*nerek seni uyandırdım ki, sadece vaktin namazının sevabına kavu*şasın, pişmanlık sevabına kavuşamayasın."