Doğru
Doğru
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 16 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Meditasyon Püf Noktaları

  1. #1
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart Meditasyon Püf Noktaları

    Doğru
    yeni tanışıp yeni çalışmalara başladıysanız işte sizlere Meditasyon yapmanın püf noktaları vede incelikleri lahutii forum
    YETERLİ ALAN:Meditasyonu denemeye başlayacağın zamanlarda telefonunu fişten çekip, kendini bağlantılarından soyutla. Kapına meditasyon yapıyor olman nedeniyle bir saat boyunca kimsenin kapını çalmaması gerektiğini belirtir bir not yaz. Ve meditasyon odasına girerken ayakkabılarını çıkart çünkü kutsal bir yerde yürümektesin. Yalnızca ayakkabılarını da değil, seni meşgul etmekte olan her ne varsa hepsini kapıda bırak. Bilinçli olarak her şeyi ayakkabılarınla birlikte dışarıda bırak. İçeriye bir şeyle meşgul olmadan, boş bir şekilde gir.

    Yirmi dört saatten bir saati herkes alabilir. Yirmi üç saati meşguliyetlerine, düşüncelerine, hırslarına, arzularına, gelecek planlarına ver. Bir saati tüm bunların arasından al ve sonunda, yalnızca bu bir saatin aslında hayatının gerçek saati olduğunu göreceksin; şu bıraktığın yirmi üç saatin ise tam bir kayıp olduğunu... Yalnızca bu bir saat kurtulmuş, ve geriye kalanlar ise kaybolup gitmiş

    madde madde yazmaya devam edeceğim
    sevgilerimle arkadaşlar....
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  2. #2
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    DOĞRU YER

    Meditasyonu kolaylaştıran bir yer bulmalısın. Örneğin, bir ağacın altında oturmak yardımcı olacaktır. Bir sinema salonunun önüne gidip oturacağına ya da bir tren istasyonu platformunda oturacağına, doğaya; dağlara, ağaçlara, nehirlere, Tao’nun hala akmakta olduğu, titreştiği, nabzının attığı, her yöne yayıldığı yerlere git. Ağaçlar sürekli meditasyon halindedir. Sessiz, öylece; meditasyondur bu. Sana ağaç ol demiyorum, bir Buda haline gelmelisin! Fakat Buda’nın ağaç ile ortak noktası, onun bir ağaç kadar yeşil, öz sıvısı ile dolup taşıyor ve kutlama (coşku, saadet) içerisinde olmasıdır-arada bir fark vardır elbette. O bilinçlidir, ağaç ise değil. Ağaç, bilinçsizce Tao içerisindedir, bir Buda ise bilinçli olarak…İşte büyük fark ta burada, yer ile gök arsındakindedir.

    Fakat, bir de hayal et; güzel kuşların şakıdığı, kumruların etrafında dansettiği bir ağacın yanı başında oturuyorsun, yada akmakta olan bir ırmağın ve onun akış sesinin veya bir şelalenin ve onun muhteşem müziğinin yanı başındasın
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  3. #3
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Kendine henüz doğanın zarar verilmemiş, kirletilmemiş bir yerini bul. Şayet böyle bir yer bulamayacak olursan da yalnızca kapılarını kapayıp kendi odanda otur. Şayet mümkünse evinde meditasyon için özel bir yerin olsun. Sadece küçücük bir köşe bile bu işi görür, yalnız sadece meditasyon için kullanılması koşuluyla.

    Peki neden sadece meditasyon için bir yer - çünkü her tür eylem kendi titreşimlerini yaratır. Eğer bu yerde yalnızca meditasyon yapacak olursan, orası meditatif hale gelir. Her gün meditasyon yaptığında, orası senin meditasyonda olduğun anlardaki titreşimleri içine çekip biriktirecektir. Ertesi gün aynı yere döndüğünde birikmiş olan titreşimler tekrar senin üzerine düşmeye başlayacaktır. Onlar (titreşimler) sana yardımcı olur, sana çabanın karşılığını sunar, sana tepki verirler.

    Bir kimse gerçek anlamda bir meditasyoncu haline geldiğinde, sinema salonun önünde, tren istasyonu platformunda oturup meditasyon yapabilir.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  4. #4
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    On beş yıl boyunca her gün ama her gün sürekli bir şekilde, tren, araba, uçak demeden seyahat edip durdum. Ama hiç fark etmez. Bir kez varlığının içerisinde kök saldın mı, hiçbir şeyin önemi yoktur. Fakat böyle bir şey yeni başlayanlara göre değildir.

    Ağaç bir kez kök saldıktan sonra ister rüzgar essin, ister yağmur yağsın, isterse de bulutlar fırtına kopartsın, hepsi kabulüdür artık. Tüm bunlar ağaca bütünsellik katarlar. Fakat ağaç henüz küçük ve nazik iken, küçücük bir çocuk yada yoldan geçmekte olan bir inek bile tehlikeli olabilir, onu yok edebilir.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  5. #5
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Rahat ol
    Oturuş öyle olmalıdır ki, bedenini unutabilmelisin. Rahat olmak ne demektir? Bedenini unutabildiğinde rahatsındır. Sürekli bedenin tarafından hatırlatıldığındaysa rahat değilsindir. Bu durumda, sandalyede mi, yoksa yerde mi oturuyor olduğunun bir önemi yoktur. Rahat ol, çünkü eğer (bedenen) rahatsız olacak olursan, daha derin katmanlardaki saadetleri arzulayamazsın: ilk düzeyi kaçıracak olursan tüm diğerleri sana kapanacaktır. Şayet gerçekten mutlu, dingin olmak istiyorsan o zaman ilk adımdan itibaren zevk almaya başlamalısın. İçsel esrimeye ulaşmak isteyen bir kimse için temel gereksinim, bedenin rahat olmasıdır.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  6. #6
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    KATARSİS İLE BAŞLA

    Ben hiçbir zaman insanlara (meditasyona) sadece oturarak başlamalarını söylemem. Başlamanın kolay olduğu yerden başla. Aksi taktirde, aslında varolmayan gereksiz bir çok şeyi hissetmeye başlarsın. Eğer oturma meditasyonuyla işe başlarsan, içinde çok rahatsızlıklar hissedeceksin. Ne kadar oturmaya çalışırsan, o kadar rahatsızlık hissedilecektir. Farkına varacağın tek şey çılgın zihnin olacaktır. Bu da sende depresyon yaratacaktır: kendini engellenmiş hissedeceksin, mutlu değil. Aksine, delirmekte olduğunu hissedeceksin. Ve bazen gerçekten de çıldırabilirsin!

    Şayet samimi bir şekilde yalnızca oturmak için çaba sarfedersen, gerçekten de çıldırabilirsin. İnsanlar gerçekten, içten bir şekilde bunu denemediklerindendir ki, delirmeler çok sık olmamaktadır. Oturuş pozisyonu vasıtasıyla, içinde varolan pek çok çılgınca şeyi görmeye başlarsın ve eğer yeterince içtenlikli ve dürüst bir şekilde bu işe devam edecek olursan gerçekten çıldırabilirsin. Geçmişte bu bir çok kereler gerçekleşti. Bu nedenledir ki, engellenme, depresyon, ruhsal rahatsızlık hissi yaratabilecek bir şeyi hiç bir zaman önermem. Senin deliliğinin fazlasıyla farkına varmana izin verebilecek şeylere… İçinde varolan deliliğin farkına varmaya henüz hazır olmayabilirsin.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  7. #7
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Bazı şeyler hakkında bilgilenmen için adım adım ilerlemene izin verilebilir. Bilgi her zaman iyi değildir. Senin onu sindirebilme kapasiten elverdiğince kendisini yavaşça gün ışığına çıkarmalıdır.

    Ben senin deliliğin ile başlayacağım, oturuş ile değil. Ben senin deliliğine izin vereceğim. Eğer çılgınca dans edecek olursan, içinde tam tersi gerçekleşir. Çılgın bir dans ile, içinde varolan sessiz bir noktanın varlığını fark edersin: sessizce oturduğunda ise, deliliğinin farkına varırsın. Farkındalığın eşiği her zaman tam zıt olandır.

    Senin çılgınca, kaotik olarak dansetmenle, ağlaman, kaotik nefes alıp verişinle, ben senin deliliğine izin vermiş oluyorum. O zamandır ki sen, çeperindeki deliliğin zıttı olan içindeki fark edilmesi daha zor sessiz ve kıpırtısız bir noktayı ayırt edersin. Son derece mutlu, huzurlu hissedeceksin: merkezinde içsel bir sessizlik vardır. Fakat sadece oturacak olursan, o zaman içerideki delinin tekidir. Dışında sessizsindir ama içinde bir delisindir.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  8. #8
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Eğer aktif, pozitif, canlı, hareketli bir şeyle başlayacak olursan daha iyidir. O zaman içsel bir dinginliğin gelişmeye başladığını hissedersin. O geliştikçe oturuş, yatış gibi daha çok sessiz meditasyon mümkün hale gelmeye başlar. Ancak, o zamana kadar her şey farklı, tamamen farklı hale gelir.

    Hareketle, eylemle başlayan bir meditasyon tekniği sana başka yönlerden de yardımcı olur. O bir boşalıma dönüşür. Sen sadece oturduğunda engellenmiş olursun; zihnin hareket etmek isterken sen oturmaktasındır. Tüm kasların ve tüm sinir sistemin kasılır. Sen doğal olmayan bir şeyi kendini zorla yapmaya çalışırsın. Sonra da kendini zorlayan ve zorlanmaya maruz kalan olarak ikiye bölersin. Ve aslında baskıya ve zorlanmaya maruz kalan kısmın daha gerçek olanıdır. O kısmın zihninin baskıcı kısmından daha büyük olandır ve büyük olan kazanmaya mahkum olandır.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  9. #9
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Baskı altına alınan dışa atılmalıdır bastırılmamalıdır. O içinde birikim yaratmış olmalıdır çünkü sürekli bir biçimde onu baskılamaktasın. Tüm yetiştirilme tarzları, medeniyet, eğitim sistemi baskıcıdır. Bastırdığın bir çok şeyden kolaylıkla kurtulman farklı bir eğitim; çok daha bilinçli bir eğitim ve daha fazla farkındalığa sahip anne-babalar ile mümkün olabilirdi. Zihnin içsel mekanizmalarının bilincinde olan bir kültür bir çok şeyi atıp kurtulmana izin verirdi. Örneğin, bir çocuk kızgınken biz ona “Kızgın olma” deriz. O da kızgınlığını bastırmaya başlar. Böyle böyle anlık olan şeyler sürekli hale dönüşür. Artık kızgın davranmayacak ama kızgın kalacaktır. Geçmişteki bu anlık şeylerden, çok miktarda kızgınlığı içimizde biriktirmiş olduk. Kızgınlık bastırılmadığı sürece hiç kimse sürekli kızgın kalamaz. Kızgınlık gelip-giden anlık bir şeydir: ifade edildiğinde, artık kızgın değilsindir. Dolayısıyla, ben çocuğun çok daha özgürce kızmasına için vereceğim. Kız ama en sonuna kadar. Bastırma.

    Elbette sorunlar olacaktır. Sana “Kız” denince gidip “birisine” kızacaksın. Fakat bir çocuğu şekillendirebilirsin. Ona bir yastık verilip “bu yastığa kızabilirsin. Ona şiddet uygulayabilirsin” denilebilir. Çocuk ta en başından kızgınlığını yönlendirebileceği bir şekilde yetiştirilebilir. Kızgınlığı geçene kadar fırlatabileceği bir nesne verilebilir. Dakikalar, saniyeler içinde kızgınlığını kaybetmiş olacak ve herhangi bir birikim yaratmayacaktır kızgınlığı.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


  10. #10
    wind - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Temmuz.2012
    Mesajlar
    11,384
    Konular
    3348
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Kızgınlık, seks, şiddet, hırs – her şeyi biriktirmiş durumdasın. Artık bu birikimler içinde çılgınlığa dönüşmüş durumda. O orada, içinde. Örneğin yalnızca oturmaktan ibaret olan gibi bir baskılayıcı meditasyon yöntemiyle başlayacak olursan, bu çılgınlığın tümünü bastırıyor ve onların açığa çıkmasına izin vermiyorsundur. Bu nedenledir ki ben bir boşalım ile başlayacağım. Öncelikle bastırılmış duygularının havaya karışmasına izin ver. Ve kızgınlığını havaya fırlatabildiğinde olgunlaşmış olacaksın.

    Şayet ben tek başıma sevemiyorsam, eğer yalnızca sevdiğim birisini sevebiliyorsam, o zaman ben henüz olgun birisi değilimdir. O zaman sevebilmek için bile birisine bağımlıyım demektir. Böyle bir sevgi son derece yüzeyseldir. O benim doğal bir parçam değildir. Odada yalnızsam seviyor olduğum söylenemez, dolayısıyla da, sevmenin niteliği derinlere inmemiştir; varlığımın bir parçası haline gelmemiştir.

    Bağımlılıklarından kurtulduğun oranda olgunlaşmış olacaksın. Yalnızken kızabiliyorsan daha çok olgunsun demektir. Kızmak için bir nesneye ihtiyacın yok. Öyleyse benim boşalımla başlamam bir zorunluluktur. Neye kızdığının farkında olmadan her şeyi göğe, açık boşluğa fırlatmak durumundasın.
    "Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
    Hz. Muhammed


Benzer Konular

  1. Çok Yönlü Meditasyon
    Konu Sahibi Rip Van Winkle Forum Yoga-Meditasyon
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 21.Aralık.2013, 16:55
  2. Siyah Noktaları Temizlemek İçin
    Konu Sahibi wind Forum Güzellik-Cilt Bakımı
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Ekim.2013, 20:04
  3. Çikolatanın Püf Noktaları
    Konu Sahibi Elif Forum Lahutii Pratik Bilgiler
    Cevap: 9
    Son Mesaj : 03.Şubat.2013, 21:04
  4. Meditasyon Nedir
    Konu Sahibi wind Forum Yoga-Meditasyon
    Cevap: 17
    Son Mesaj : 28.Ocak.2013, 21:06
  5. Astral Meditasyon
    Konu Sahibi wind Forum Astral Seyahat
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 22.Ocak.2013, 03:33

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •