Ben Rip Van Winkle konularım bundan sonra lahutii.com sitesinden yayınlanacaktır.Diğer site ile hiçbir bağlantım kalmamıştır.Herkese saygılarımı sunarım








“Konsantrasyon” kelimesinin Latince kökeni net ve kesin bir anlama sahiptir. Bu kelime ortak bir merkezi veya bir merkeze doğru har eket etmeye iş ar et eder ve en iyi şekilde “tek- amaçlılık” kelimesiyle tercüme edilebilir. Bu anlam Latince kelimenin birincil anlamına çok yakındır. Bu çalışmada tümüyle pratik bir yolla, insan zihninin tek-amaçlılık yeteneğini kazanması için nasıl konsantre edileceğini göstermeye çalışacağım. Öğrencinin alıştırmalarına neyi niçin yaptığına dair yeterli netliğe sahip bir kavrayışla başlamasını sağlamak için gerekli psikolojik ve teknik açıklamalar asgaride tutulacaktır. Sorumuz şudur: Konsantrasyon çalışması Niçin, Ne zaman ve Nasıl yapıl​malıdır? Eğer çalışma başarılı bir şekilde yürütülürse ne kazanacağız? Diyelim ki elinizde ucu kör bir kalem veya çubuk var. Eğer e li niz de ki ba sit a le tin u cu nu kes kin leş tir mez se niz, bir kar ton par ça sı nı o nun la del me nin çok zor ol du ğu nugörürsünüz. Ucu kör kaleme güç uygulamak bile düzgün bir delik açmaya yardımcı olmayacaktır. Neden? Çok basit bir fizik yasası yüzünden. Gücünüz kör aletin kıyasen geniş yüzeyine, bütüne dağılmıştır ve bu yüzden kartonun partiküllerini birbirinden ayırıp temiz bir delik açmaya yeter li de ğil dir. Aynı şekilde kör bir bıçak veya testerede iyi kesmez ve güç çok geniş bir alana, çok fazla noktaya yayıldığından kuvvet boşa harcanır ve iyi bir sonuç elde edilmez. Yani uç konsantre değildir. Aletinizi keskinleştirirseniz bir delik açmak veya düz bir çizgide kesmek zor olmayacaktır. Eğer
burada bir sır varsa, o nerededir? Tek bir noktaya uygulanan kuvvetin daha etkili işlemesi ve çok noktaya aynı anda uygulanan eşit kuvvetten daha büyük görünmesi gerçeğindedir. Bu kitabın III. Bölümündeki alıştırmaların dayandığı temel, bu basit yasadır. Burada kusursuz bir fiziksel alet peşinde değiliz. Birincil amacımız zihnimizi düzgün bir biçimde kullanmak, ancak iyice keskinleşmiş, tek hedefi bir aletin kullanılmasıyla elde edilebilecek gizemli güce ve başarıya sahip olmaktır. İnsan zihniyle ilgili olarak buna “düşünme ilkesi” diyebiliriz. Bu konuyla ilgili olarak son zamanların büyük Hint Rişilerinden (Bilgelerinden), okült psikoloji ve insan aklıyla ilgili tüm sorular konusunda bir otorite olan Sri Ramana Maharşi’den bir alıntı yapmak isterim: “Ortalama bir insanın zihni sayısız düşüncelerle doludur, dolayıyla bu bireyler son derece zayıftırlar. Sayısız fayda sız dü şün ce nin ye ri ne tek bir dü şün ce gel di ğin de ken di başına bir güce dönüşür bu ve çok kapsamlı etkilere sahiptir.” Fikirleri bugün insanlığa hizmet eden birçok büyük bilim adamının ve kaşifin, kendilerine özgü keşiflerini genellikle bu dikkatli ve yoğun düşünme yeteneklerine borçlu olduklarını biliyoruz. Isaac Newton, Thomas Alva Edison, Louis Pasteur ve birçokları, kendi olağanüstü konsantrasyon güçlerinin, bütün diğer her şeyi dışarıda bırakarak yalnızca tek bir nesneyi düşünebilme yetenekle​rinin farkında olup bu gücü kullanabilen insanlardı. Latin Amerika’da kendi zihinlerine hâkim olamayan ve bir fikirden ötekine savrulup duran insanlara, şaka yollu, fakat çok yerinde olarak “quinhendos pensamentos” diyorlar, bir anda “beş yüz düşünce.” Zihinlerimizi keskinleştirmek ve odaklamak fikri ne yeni, ne de mantıksızdır. Tam tersine, tümüyle sorgulanabilen, uygulanıp başarılı olunabilen kesin araçlara ve amaçlara sahip olduğu için bilimseldir.


Bir kitaptan alıntıdır